Kategori: K Gezi

“Bir Ege Macerası” Kazancakis’in izinde

Çetin Kent ismini yelken dünyasında bir çok kişi bilir.  İlk kitabı “Sarıldım Minik Teknemin Halatına” yazarın deniz ile yelken ile tanışmasının çok samimi ifadesidir.  Deniz ile ilgileniyorsanız mutlaka okumalısınız.
cetin-kentk_983623683452606Yazarın yeni kitabı  “Bir Ege Macerası” Şubat 2017’de Naviga yayınlarından çıkmış. Boat Show’da gördüm ve derhal aldım.  Bu kitapta Kazancakis’in izinden Yunanistan’a yapılan gezi anıları var. Uçak ve feribot ile yapılan gezide yelken yok. Ama çok daha fazlası var.
Yazar gezdiği yerlere ait tarihi bilgileri  çok güzel aktarıyor.  Mesela Persler ile yapılan savaşta direnen Sakız adası savaşçılarını okuyoruz. Girit’in son dönemlerinde yaşananları Tahmisci-zade Mehmet Macid’in ağzından dinliyoruz.  Osmanlı’nın tek bir gemi gönderse elinde tutacağı adayı nasıl kaybettiğini okuyoruz.  Ve tabi Averoff zırhlısını öğreniyoruz.
Azra Erhat, Halkarnas Balıkçısı ve düşüncelerini okuyoruz.
Kazancakis’in baba evine gidiyoruz ki söz konusu evi Girit’li taksi şoförü dahi bilmiyor.  Hatta karşılaştığı kimi Yunanlılar Kazancakis’i tanımıyor!
Bu basit bir gezi kitabı değil.  Aynı zamanda tarihe yapılan kısa bir yolculuk.  Unutmayalım ki yazar sırt çantasında bir sürü kitap ile bu geziye çıkmış!
Tavsiyem Zorba filminin müziği eşliğinde bu kitabı okumanız.
Güncelleme:  Tahmisci-zade Mehmet Macid’in Girit Hatıraları isimli kitabını sahaflardan buldum.  Notlar için tıklayınız.

Yolun Açtığı Kapılar, Sibirya ve Şamanizm

sibirya-ve-samanizm

Tulga Ozan Turizm sektöründe profesyonel. 150’den fazla ülke 1.200’den fazla şehirde bulunmuş.  Seyahatler organize etmiş.

Ama bu kitabın konusu bu geziler değil. Taylan Kızılöz isimli arkadaşı ile Sibirya’ya yaptıkları ve Şamanizmi araştırdıkları bir seyahat.  Rusça bilmiyorlar, ve Rusya’da gittikleri uzak coğrafyada çok az kişi İngilizce biliyor.  Araya sora o bölgenin çok önemli şahsiyetleri ile tanışıyor ve bir çok Şaman ayinine katılıyorlar.  Bir kısmı onları derinden etkiliyor.  Bir kısmı ise turistlere dönük temaşa olarak değerlendiriyorlar.
Buyurun kısa bir youtube görseli.
Enteresan olan Türk boylarının yöredeki yaşamı.  Altaylar bölgesinde Türkçe anlaşabiliyorlar.  Ve o yöredeki Türkleri esasında göçebe değil ormanlarda yerleşik düzende yaşadıklarını öğreniyorlar.  Yörede yer alan binlerce yıllık petrogliflerde (taşlara yapılan resimler yazıtlar) Türk boylarının bölgedeki tarihi var.

Kitabın son kısmında “Yolun öğrettikleri” kısmında alışageldiğimiz hayatın dışında çok farklı yaşamların olduğunu anlatıyor Tulga.
“Sonsöz” kısmında ise büyük şehir hayatına, unuttuklarınıza ve vazgeçtiklerinize dair eleştiriler var.  Mankurt olmayın diyor yazar.  Çözüm önerisi ise basit, seyahat edin farklı kültürleri tanıyın!

Aslında 15 sayfa civarında olan son 2 kısım için bu kitap okunabilir.

 

"4 Motor 6 Gezgin 12 Ülke Yollarda 24 Gün" Yazar Süleyman Münci Kaynak

Münci bey ilk defa yurt dışına hemde motorla çıkıp 24 gün Avrupayı gezmiş.  Üşenmemiş anılarını yazmış, bastırmış. Öncelikle bu çabası sebebi ile kendisini tebrik ediyorum.

Kitap grupta yer alan ve daha sonra ülkemizdeki bir kazada hayatını kaybeden Seçkin ve Erol arkadaşların anısına da ithaf edilmiş.  Allah rahmet eylesin.

Kitabın adında anlaşılacağı üzere 6 kişi 4 motor yazın yapılan bir gezi bu. Yunanistan’dan İtalya’ya geçiş ve İsviçre, Almanya, Belçika, Avusturya, Lüksemburg, Hollanda ve Fransayı kapsıyor.

Yazar detaylı olarak yolda yaşadıklarını yazmış.  Hazırlıklardan başlamış, yapılan harcamaları da detaylandırmış.  Avrupa’da ağırlıklı olarak kampinglerde konaklamayı tercih etmişler.  Nadir otelde kalmışlar.

Grup içinde genelde bir ahenk var.  Malum bu tür uzun yolculuklarda gezginler arasında sorunlar yaşanabilir.  Farklılıklar hele 24 gün süren bir gezi sürecinde ciddi sorunlara ve grubun parçalanmasına yol açabilir.  Ekip bu durumlara düşmeden uyum içinde hareket etmeyi becermiş.

Gezi esnasında gezginlerin özel hayatlarına da kısa dokunmalar var.  Mesela yazarımız ailesi ile daha çok vakit geçirebilmek tatil yapabilmek için emeklilik yaş gelince sahip olduğu işletmeyi satıp emekli oluvermiş.  Enteresan.

Kitabın başında ise geziye katılan 2 gezginin

Ben aynı geziyi yapsam sanırım daha az yol yapmayı ama kaldığım şehirlerde ekstra gün harcayıp ziyareti derinleştirmeyi tercih ederdim.  Diğer bir alternatif ise isterseniz motorunuzu RORO gemileri ile Trieste’ye önden gönderebilirsiniz.  Organizasyon dahilinde siz uçak ile Slovenya üzerinden Trieste’ye gidip motoru teslim alabilirsiniz.  Bu şekilde gidiş ve gelişte 3 ila 4 gün kazanma şansınız olabilir.

Kitaba döner isek kolay okunuyor, eğer bölgeye ziyaret düşünüyorsanız bilgiler aktarıyor.  Ben İtalya ve Alplerde geçen kısımları daha ilginç buldum.  Hızlı hareket edildiği için derine inebilen bir yolculuk değil ama buda gezginleri tercihi sonuçta.  Benzeri gezgin kitaplarının artması dileği ile.

Kitap "Muzungu Kısa Donlu Beyaz Adam" Yazan Harun Çelik

Kitapçıda gezinirken seyahat ve gezi romanları arasında dikkatimi çekti, kapak tasarımında Beyaz bir adam elinde pipo. Yerde ise zincirli Afrikalı’lar. Kölelik zamanlarından kalma eski siyah beyaz bir fotoğraf. MUZUNGU KISA DONLU BEYAZ ADAM, yazar Harun Çelik.

Yazar, sub sahara (sahara altı) denen coğrafyada yer alan ülkeler olan Kenya, Etiyopya, Uganda, Tanzanya, Mozambik,  Güney Afrika’ya ait gezi izlenimlerini biraz paldır küldür bir tarz ile kaleme almış.  Bu ülkelerde beyaz adamın yaptıkları da ön planda.  Avrupa ülkelerinin yaptıkları kısaca yer almış.  Aslında Afrika’daki sorunlara temel olarak bu sömürü dönemi gösterilmiş.  Bunu dışında güncel politik siyasi durumlara ait fazla bir analiz yok.

Yazar üşenmemiş, gecekondu bölgelerini mülteci kamplarını da gezmiş sefaleti anlatmaya çalışmış.  Enteresan olan açlığın hüküm sürdüğü mülteci kamplarında değilde ümitsizliğin hakim olduğu gecekondu mahallelerinde tehlike yaşamışlar.

Bu arada gezdiği yerlerdeki camilere özellikle uğramış, ve beyaz tenli olduğu için tepki almışlar.  Müslüman olduklarını izah edince buzlar erimiş.  Görünen o ki Afrikalı siyah Müslümanlar beyazlardan nefret ediyorlar.

Gezdiği ülkelerdeki Osmanlı izleri ile Türk okullarını ziyaret etmeye ve bunlar hakkında bilgi aktarmaya özellikle önem vermiş.  İş adamları ile kısa temasları olmuş.  Türk konsolosluklarının ilgisiz olmalarını da ayrıca eleştirmiş.

Hızla okunan bir kitap. Eğer Afrika’ya ilgi duyuyor ve Türkçe kitap bakıyorsanız ilginç olabilir.

Bernard Moitessier "Uzun Yol"

Tek başına yapılan ve tüm dünyayı içine alan bir yelken yolculuğunun güncesi ne kadar ilgi çekici olabilir?
Düşünün okyanusta bir teknede tek başına giden kaptanın seyir defteri bu.  Üstelik hiç bir limana uğramadan sürekli gidiyor.

  • Peki teknede telsiz yoksa,  hatta gps yoksa?
  • Tek iletişim aleti kısa devre radyo ise,
  • Kaptan yolculuk sırasında çektiği resimleri notları ve mektuplarını bir sapan ile rastladığı gemilere atıyorsa!
  • Hele hele günce kaptanın gençliğinde uzak doğudaki seyirlerini gençliğini de kapsıyorsa,

Eh o zaman iş değişiyor.  Karşınızda deniz ile nefes alıp onunla bütünleşen doğa aşığı sıra dışı bir adamın güncesi var.   Son derece düzgün Türkçeye çevrilmiş (Hasan Ali Öndül Bey’e teşekkürler).
Naviga’da bunu basmış!  Bravo!!!

1968 yılında Daily Telegraph dünyayı hiç durmadan tek başına kim döner diye bir yarış düzenliyor.
Kaptan Bernard’da buna katılıyor, turu önde götürürken, devam etmeye karar veriyor!
En büyük ödülü ise işte bu kitap.

Kitapta insanın dünyaya nasıl zarar verdiğini de yazıyor.  Dikkat sene 1968!  İlerde bir tarihte sigara paketi gibi bir alet ile rahatlıkla iletişim kurabileceğimizi de öngörüyor!   Kendini bir deniz çingenesi olarak tanımlıyor  (Rahmetli Eral Akkoyunlu gibi!)  Tek başına giden günü yaşayan ve bunları yazarak paylaşmayı da ihmal etmeyen dehşet bir denizci.

Tristan Jones benzeri sıra dışı bir adam ama sanki felsefi tarafı daha da kuvvetli.

Bernard ve bu kitabı hakkında Türkçe detayları Dr. Selim Yalçın ve Dr. Nadire Berker’in kaleminden aşağıdaki web sitesinde de okuyabilirsiniz.
http://www.sureyelken.com/guney-okyanusu/guney-denizlerinin-maceraperest-gezgini%E2%80%99-bernard-moitessier/

Okumanızı tavsiye ederim.

NOT:  Grafik çalışma kaynak adresi
http://www.artetmer.net/Artiste/3/15/MORIN-Jean

Bir Yolculuk Hikayesi "Sana Sarılırsam Korkma"

Yazar Fulvio Ervas bir baba oğlun yolculuk hikayesini yazmış.  Baba Franco Antonello, Oğlu Andrea  ile birlikte yaz tatilini fırsat bilip, Florida’ya uçar ve orada kiraladıkları Harley Davidson motosiklet ile Doğudan Batıya sürerler.  Motoru bırakır Mexika’ya uçar araba ile gezerler.  Madem geldik tam olsun der Guatemala, Belize, Panama, Kosta Rika ve Brezilya’ya da ayak basarlar.  Uzun bir yaz tatili olur anlayacağınız.

Buraya kadar ne var bunda parası ve zamanı olan herkes yapabilir denebilir.  Ama 18 yaşındaki Andrea Otizm hastasıdır.  3 yaşında teşhis konmuş geçen sürede aile Andrea’yı kazanmak uğruna her yolu denemiştir.  Franco doktorların onay vermemesine karşın oğlunu alır yolculuğa hazırlar eşin ve küçük oğlunu İtalya’da bırakıp yola çıkarlar.
Andrea’nın web sitesi;  http://www.andreaantonello.it/

Bu gerçek bir yolculuğun hikayesi.  Bir yerde yol hikayesini okuyor diğer yanda Franco’nun oğlu iletişime geçmek için gösterdiği çabayı takip ediyorsunuz.  Bilgisayar aracılığı yazışmalarını da kitaba eklemişler. Çok etkileyici.  Hele Andrea’nın “İyileşmek İstiyorum, çok yoruldum!” şeklinde yazılı ifadesi aslında her şeyin bilincinde olduğunu net ortaya koyuyor.  Aynı Andrea “Renkler benim duygularım, söyleyemediğim kelimelerim” diyor.

Los Angeles’tan Meksika’ya uçtukları kısımdan sonra izlenimler renkleniyor çok daha çarpıcı bir hal alıyor.  ABD tarafında ki tek düzelik bitiyor, renkler insanlar ve yer yer sert fakirlik başlıyor.  Yolda kendilerine el eden ve fakir bir klübede yaşayan ailenin önünde duruyorlar.  Sohbet derken içeri buyur ediliyorlar.  Evde çok zor şartlar altında yaşayan Otistik bir delikanlı Jorge ile tanışıyorlar.  Ve kitabın gelirleri Jorge’ye ev yapılmasına bağışlanıyor. Kitap 2012 yılında yazılmış, aynı yıl İtalya’da çok satanlar listesine girmiş.  Belkide bu sayede Jorge evine kavuşmuş.
Jorge çin bir EV

Kitabı Türkçe’ye tercüme eden Melda Eralp’ı tebrik etmek lazım.  Çok iyi bir iş çıkartmış, keyifle okunuyor.   O kadarki ben elimden bırakamadım.  
Sonuç:  Kitabı okumanızı tavsiye ederim, unutmayın bu merkezinde insan olan bir yolculuk hikayesi.

BALKANLAR, Mustafa Balbay’dan Gezi ve İnceleme

Mustafa Balbay, Balkanlar’a farklı dönemlerde yaptığı gezilerden derledikleri ile bu kitabı hazırlamış.   İlk ön söz Şubat 1998 tarihli.   Yazar Eylül 2003 tarihli 3. basım için ek bir ön söz yazmış ve aradan geçen 3 yıl içinde olanları kısaca özetlemiş. Örneğin artık Yugoslavya yok, yerini Sırbistan Karadağ almış durumda. Günümüzde ise Sırbistan ve Karadağ ayrıldı ve 2 ayrı devlet oldular.  Kosovo’da ayrılmış durumda.
Benim elimdeki kitap ise 7. Baskı tarihi ise Şubat 2011. Görüldüğü üzere Balkanlar çok dinamik sürekli devinim halinde.

Kitaba geri dönersek, yazar en temel ulaşım araçları ile yaptığı seyahatinde, yerel insanlar ile olan görüşmelerini tarihi bilgiler ile harmanlayıp kaleme almış.  Hele Osmanlı döneminde olanlar ve bu toprakların (yaşayan yüz binlerce Türk’e rağmen) nasıl kaybedildiği yer yer işlenmiş.   Mesela “Sade suya Tirit elden gitti Girit!
 İlk kısımlarda birde yardımcısı var Balbay’ın Evliye Çelebi.  Coğrafyanın eski halini anlamak için Evliya Çelebi’den yapılan alıntılar hoş olmuş ama yer yer uzunca olmuş gibi geldi bana.

En son eski adı ile Yugoslavya’ya ayrılan kısım etkileyici.  Mesela Almanların daha bölünme söz konusu değilken Hırvatistan’ı tanıma konusunda bu kadar istekli olduklarını ben buradan öğrendim.  Çok da şaşırmadım.  Yıllar evvel Avusturya Slovenya sınırında binlerce sınır taşını üzerlerinde SLO ve AU yazan taşlarla alel acele değiştiren zihniyette bu.  “Böl ve Yönet”, hatta özelleştirmelerde satın al!

Kitap hakkında aşağıdaki linkteki görüşleri de sizinle paylaşıyorum.
http://www.gezijurnal.com/2010/07/sahaf/sahaf-balkanlar-mustafa-balbay/

Eğer Balkanlar ilgi alanınızda ve seyahat etmeyi sevdiğiniz (veya planladığınız) bir coğrafya ise, kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Kahire Kızıldeniz bir Bisiklet Yolculuğu, Sibel Buğdaycı

Sibel Buğdaycı yazar, bisiklet kullanıyor ama çok da tecrübeli değil.  Hüseyin Ürkmez’in teklifi ile kendini Mısır’da pedal basarken buluyor.

Yaşadıklarını samimi bir dil ile yazmış. Gezi öncesi şüpheleri, gezi sırasında yaşananları,  Mısır’da terör yüzünden pedal basamadıkları anları anlatmış.  Turistlerin asker/polis eskortu ile seyahat etmeleri mecburiyeti var.  Bisiklet olunca önde polis eskortu seyahat biraz garip tabi.  Çoğunlukla bisikletleri cip veya otobüse yüklemek zorunda kalmışlar.  Mısır’da kadın olarak yaşadıklarını da kaleme almış.  (Buna benzer bir durum Pakistan’da var diye biliyorum.  Bu fakir ülkelerin turizmden 3 kuruş gelir elde etmek için çektikleri üzücü.)

Kitabın en vurucu yeri ise Nil geçişi sırasında bir anne’nin durumu yada dramı.  Ortaya çıkan bir kurtarılma durumu!

Seyahat etmek, hele de bisikletle saygı duyulası bir eylem.  Bu hızla okunan kitabı bulabilirseniz tavsiye ederim.

Deniz Çingenesi, Eralp Akkoyunlu

Eralp Akkoyun’lu NewYork Columbia Üniversitesinde Bilgisayar Profesörüdür.  Kendi teknesi Deniz Çingenesi’ni yapar.  Bu amaçla bir arsa kiralar, Atlantik City’de kumar oynar, matematik bilgisi ile kazanır.  Dünyayı Gezer ve bunu kitap haline getirip basar.  Dönünce tekneyi dünyayı gezmek isteyen Yeşim ve Tonguç Tokol çiftine verir.  Kendisi için Aydede ismini verdiğ çift motorlu saç tekneyi yaptırır.
Ben Deniz Çingenesini Pendik Marinaturk’de görme şansını yakaladım.  Sanırım Yeşim Hanım bana tekneyi gezdirmişti.  İçin çok efektif kullanılmış her yeri değerlendirilmişti.  Ortada mutfak için fırın olduğunu,  ve farklı çizgisi ile hemen tanındığını hatırlıyorum.

Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim.  Dışarda daha büyük bir dünya olduğunu hatırlamanıza vesile olur.

Meriç Köyatası 6 Ocak 2013’de Milliyet’de Eralp Kaptan’ı yazmış.

“DENİZCİNİN KİTAPLIĞI
Deniz Çingenesi: Eralp Akkoyunlu
Yeni kaybettiğimiz Eralp Akkoyunlu’nun dünya seyahatini anlattığı kitabını daha önce yazmıştım ama tekrar hatırlatmak isterim.
Prof. Dr. Eralp Akkoyunlu, Büyükada’da geçirdiği gençlik yıllarından sonra New York Stony Brook Üniversitesi’nde bilgisayar bölüm
başkanı olarak çalışırken deniz hasretini gidermek için okyanuslara açılmak istedi.
Bir atölye kiralayıp kendi elleriyle 12 metre boyunda yelkenli bir tekne yaptı ve bu tekne ile 1987 yılında dünya turuna çıktı.
Yılın altı ayı üniversitede ders verip altı ayı dünya turuna devam ettiği için, tur altı yıl sürdü.
2001 yılında ayrıca Sadun Boro ile birlikte Pasifik Okyanusu’nu geçti.
Eralp Akkoyunlu’nun teknenin imalatı ve dünya seyahatini anlattığı “Deniz Çingenesi” kitabı, çok güzel bir üslupla kaleme alınmış.
288 sayfalık kitap http://www.adf.org.tr adresinden ve İstiklal Caddesi’ndeki Denizler Kitabevi’nden (www.denizlerkitabevi.com)  adreslerinden bulunabilir.”

http://www.navigamagazin.com/say%C4%B1-112-ocak-2013/edit%C3%B6rden.html

http://www.motorboatdergi.com/1301/editordetay.asp

Katmandu’da Ev Hali, Elif Köksal

Tamda “Yeni bir seyahat kitabı almayacağım, önce evdekiler bitsin derken”, merak galip geldi.
Katmandu’da Ev Hali

Kitap Elif Köksal’ın Nepal macerasının yazılı çok samimi hikayesi.   İzlenim ve tecrübelerini sadece gezen değil orada yaşayan kimliği ile yazmış.  Bazı bölümler çarpıcı.  Klişe deyimle insanı düşündürüyor.
2010 yılında çıkmış, nedense raflarda ben yeni gördüm.  Tavsiye ederim.

Barış’ta geldiğine göre gidip görmek lazım, mümkünse karadan. Planlara alalım.

Yazarla yapılan 3 farklı röportajın linkleri de aşağıda.

Habertürk Nisan 2010

Remzi Kitap Gazetesi Mayıs 2010

Birgün Kitap Eki Haziran 2010