Kategori: K Tarih

Türklerin Öteki Tarihi

türklerin öteki tarihiZorlayarak kitabı bitirdim.  Evet çok vakit ayıramadım, öte yandan kitapta kendine bağlamadı beni.
Ayşe Hür Hanım değişik coğrafyalarda yaşayan Türkler hakkında derlediklerini makaleler halinde yazmış.  Bunları da bu kitapta derlemiş.  İyi tarafı her makalenin sonunda kaynakça var.  Bu kaynakçalara ulaşarak daha detaylara inilebilir.
Öte yandan yazarın bariz politik görüşleri yer yer gereksiz şekilde öne çıkıp tarihi olayları izaha çalışıyor.  Bir yerde yapılan mezalimi anlatırken aniden önceki karşı mezalimi yazmaya başlamak gibi.  Buda tarafsız bakışı yani objektif olmayı bozuyor tabi.
Kitabın bir makaleler derlemesi olduğunu hatırlar,  ve kaynakçalar üzerinden ilerlerim derseniz edinmenizi önerebilirim.

Tahmisci-zade Mehmet Macid’in Girit Hatıraları

girit-anilariÇetin Kent’in en son çıkan (Şubat 2017) “Bir Ege Macerası Kazancakis’in izinde” kitabını okudu iseniz bu ismi de hatırlarsınız.  Çetin Kent’in referans olarak bölümler aldığı bu kitabı sahaflardan buldum. Yazar Girit adasının nasıl Osmanlı egemenliğinden çıktığını ve sonrasında yaşananları anlatıyor.  Bu konuda yazdığı ve Istanbul’da TANİN

Gazetesinde yayınlanan mektupların derlendiği kitabı 1977 yılında basan ise Tercüman! 1001 Temel Eser adı altında çıkan kitaplardan biri.  Önsözü yazan Kemal Ilıcak!
Biraz araştırınca kitabın online sürümünü de buldum.  İsteyen okuyabilir.

Kısaca peki ne olmuş derseniz öncelikle kitabın giriş bölümünde verilen tarihçeye bakmak gerekir.  Osmanlı adaya 1533 yılında çıkar ama adanın tamamının fethi 1715 senesine denk gelir.
1830 yılında Yunan Krallığı kurulunca isyanlarda başlar. (Daha öncesinde Rus Çarı 1. Petro’nun bu yönde tahrikleri olduğunu da okuyoruz).
1864 Yılında 7 ada Yunanistan’a verilince Girit’teki isyanlarda artar.  Görevlendirilen Osmanlı Paşaları isyanları bastırmaya ve ahalinin katıldığı meclis kurmaya çalışırlar.  Asi Rumlar dağlara çekilir.  Yerel halk Yunanistan’a kaçmaya başlar. Asilere ada dışından para ve silah yardımı ile gönüllü katılımı başlar. Bu hiç yabancı gelmiyor değil mi?
Girit’ten Osmanlı askeri Ekim 1898’de (tarihe dikkat!) çekilmek zorunda kalır.
(Anlaşılan bu adaların hepsi Osmanlı zamanında ve 1. Dünya savaşından önce kaybedilmiş idi!).
Bundan sonra 4 garantör devlet (İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya) adada asayişi sağlamak için bir meclis kurulmasını vali atanmasını organize ederler.
Yazar bu dönemde yaşananları mektuplar ile anlatıyor. Tek bir Osmanlı Gemisinin dahi gelemediğini ve halkın kaderine terk edildiğini yazıyor.
Sonuçta kurulan mecliste çoğunluk Hristiyandır.  (Kitapta ırk din üzerinden yapılan yorumlarda genelde Rum=Hristiyan ve Türk=Müslüman ekseninde gidiyor). Alınan kararların yönünü tahmine temek zor değildir.  Yer yer köylerde Müslüman (Türk) ahali saldırıya uğrar.  Bu durumlar garantör (devleti muazzama!) konsoloslarına şikayet edilir.  Tabi sonuç pek değişmez.
Meclis silahlanma ve iltihak için kararlar alır bütçe çıkarır vergiler salar.  Nasıl oldu ise garantör devletler burada devreye girip ultimatom verirler!
Bu kadar özet yeter gerisi kitapta detaylı olarak var.
Aslında Kıbrıs’ta son anda engellenen oyunun bir benzerinin Girit’te oynandığını düşünüyorum.  Önce hakim güç adadan ayrılır, sonra garantör (kitapta hami veya devleti muazzama olarak anılıyor) devletler devreye girer.  Aldıkları kararlar ile sorunu büyütür ve çatışma noktasına getirirler. 2 toplum düşman olur sorunlar yıllar boyu sürer gider.
Günümüzde olanları anlamak için okumanızı öneririm.

“Bir Ege Macerası” Kazancakis’in izinde

Çetin Kent ismini yelken dünyasında bir çok kişi bilir.  İlk kitabı “Sarıldım Minik Teknemin Halatına” yazarın deniz ile yelken ile tanışmasının çok samimi ifadesidir.  Deniz ile ilgileniyorsanız mutlaka okumalısınız.
cetin-kentk_983623683452606Yazarın yeni kitabı  “Bir Ege Macerası” Şubat 2017’de Naviga yayınlarından çıkmış. Boat Show’da gördüm ve derhal aldım.  Bu kitapta Kazancakis’in izinden Yunanistan’a yapılan gezi anıları var. Uçak ve feribot ile yapılan gezide yelken yok. Ama çok daha fazlası var.
Yazar gezdiği yerlere ait tarihi bilgileri  çok güzel aktarıyor.  Mesela Persler ile yapılan savaşta direnen Sakız adası savaşçılarını okuyoruz. Girit’in son dönemlerinde yaşananları Tahmisci-zade Mehmet Macid’in ağzından dinliyoruz.  Osmanlı’nın tek bir gemi gönderse elinde tutacağı adayı nasıl kaybettiğini okuyoruz.  Ve tabi Averoff zırhlısını öğreniyoruz.
Azra Erhat, Halkarnas Balıkçısı ve düşüncelerini okuyoruz.
Kazancakis’in baba evine gidiyoruz ki söz konusu evi Girit’li taksi şoförü dahi bilmiyor.  Hatta karşılaştığı kimi Yunanlılar Kazancakis’i tanımıyor!
Bu basit bir gezi kitabı değil.  Aynı zamanda tarihe yapılan kısa bir yolculuk.  Unutmayalım ki yazar sırt çantasında bir sürü kitap ile bu geziye çıkmış!
Tavsiyem Zorba filminin müziği eşliğinde bu kitabı okumanız.
Güncelleme:  Tahmisci-zade Mehmet Macid’in Girit Hatıraları isimli kitabını sahaflardan buldum.  Notlar için tıklayınız.

“Anadolu ve Ermenistan’a Yolculuk” Antonie Olivier

anadolu-yolculuk0000000699974-1

Kitabın kapağında yazan bu.  Merak edip aldım ve okudum.  Yazar İstanbul’dan başlayıp at sırtında Diyarbakır’a gidiyor. Oradan kuzeye yönelip Trabzon’a varıyorlar.  Gemi ile İstanbul’a geri, dönüyorlar. At sırtında karadan yaptıkları yolculuları 93 gün sürüyor.

Balkan ve Rus savaşlarında yenilgi ile çıkmış Osmanlı idaresi hakkında yazılanlar çok ağır. Geçtikleri şehir kasaba ve köyler hakkında da yazılanlar felaket.  Kısaca özetlemeye çalışır isem;
Yazar geçtikleri bölgelerde padişahın fermanını sunuyor ve yanına eşlik etmesi için asker veriliyor.  Konuştukları Osmanlı Vali ve benzeri yöneticiler sürekli değiştikleri için bölgeye hakim olamadıkları görüşünde.  Askerlere maaşları verilmediği için bir kısmı görevlerini savsaklıyor.
Bölgede misyonerler aktif.  En ücra köşelerde bile çalışan Amerikalı misyonerler var. Yazar bunları öve öve bitiremiyor.
Türk köylü kasabalı şehirliye demediği kalmamış.
Bölgede yaşayan Rum ve Ermenilerde yazarın gazabına uğruyorlar.  Pis olduklarından başlayıp cahilliklerine kadar yazmadığı kalmamış.
Balkanlar ve Kafkaskardan gelen Türkmen ve Tatar göçmenlerde nasiplerini alıyorlar.  Eskişehir yöresinde Türkmenler için hırsız yağmacı nitelemesini kullanırken Urfa civarında onlar için olumlu sözler kullanıyor.  Ne oldu da görüşü değişti meçhul.
Tatarlar için genelde olumlu sözler sarf ediyor.  Nasıl oldu ise onlar çalışkan ve geldikleri yere uyum sağlayan emekleri ile katkı yapanlar nitelemesinde bulunmuş.
Kürt köyleri ve ahalisi için yazdıklarını lütfen kitaptan okuyun.
Osmanlı Paşalarının çoğu için ise alkolik rüşvet alan ve sürekli yerleri değişen yöneticiler görüşünde.
Yazara göre Osmanlı askeri için ise mert savaşcı, ama üstlerinin cephede hata yaptıklarını düşünüyorlar demiş.
Ve kitapta sürekli tekrarlanan, yerel halkın İngilizlerin gelip yönetimi devir almalarını hayal ettiği yönünde bir görüş var.  Bu devamlı tekrar ediliyor.
Yazar kitabın son kısmında ise İngiltere’nin kesinlikle karışmamasını öneriyor. Bırakalım ne halleri varsa görsünler görüşünde.
Burada duralım.  Peki bu kitabı kim yazmış? Yani Yazar KİM?
Demir yolu Mühendisi olduğu iddia edilen Henry C. Barkley.
1857 ile 1896 yılları arasında Bulgaristan’da yaşadığı kitabın girişinde yazıyor.
Ben kendisi hakkında bir tek aşağıdaki kısa linki buldum.
https://en.wikisource.org/wiki/Author:Henry_Charles_Barkley

Peki kitabın kapağında ismi geçen Antonie Olivier kim?   Kitabın ön sözünde künyesinde hiçbir yerinde bahsedilmemiş. Yalnızca kapakta ismi var o kadar.

Amazon üzerinden yazar adı ile yaptığım araştırmada ise bu kitabın orjinaline rastladım. 1891’de basılmış, en azından kapağında Antonie Olivier’in ismi yok.  Yazar Bulgaristan hakında da kitaplar yazmış. Hatta çocuklar için okul kitabı da yazmış.  Buradan hareket ile Henry C Barkley nam yazarın Balkanlar ve Anadolu hakkında bilgi sahibi olduğu düşünülebilir.
Amazon’daki kitap

Daha önce aşağıdaki kitabı okumuş ve blogda duyurmuş idim.  Bir yerde her iki kitapta Osmanlı’nın son yıllarını özetliyor.  Alınacak dersler var.  Hele de günümüzde.
20. Yüzyılın başında Makedonya

Bir yerde aklıma halen bir çok Orta Doğu, Kafkas ve Afrika ülkelerinde görev yapan Türk mühendisler geliyor. Ne dersiniz onlarda bu şekilde izlenimlerini yazsalar, fena mı olurdu.

 

 

 

“Bury me Standing”

bury me standingİngilizce kitap balkanlardan başlayarak çingene hayatını kültürünü ve yaşadıkları eziyetleri belgeliyor.

Yazar Amerikalı İsabel Fonseca, üşenmemiş Aranavutluk’ta, Makedonya’da, Romanya’da, Bulgaristan’da çingenelere misafir olmuş, onlarla yaşamış.  İlk ağızdan hikayelerini gelenek ve göreneklerini yazmış.  Onların çektiklerini ve toplumda gördükleri hal hareketleri yazmış.  Garip gelebilecek gelenekleri, yer yer çıkarcı hareketleri de tarafsızca kaleme almış yazar.  Ayrıca arşivlere girmiş araştırmış.  Kitabın sonunda 9 sayfa kaynakça var!

1800’lerde Avrupa’da savaşı kazanan taraf, kaybeden taraftan esir aldığı ahaliyi köle yapmış ve bunlara genelde Çingene deyip geçmiş.  Sonuçta Roman lisanını bilmeyen aslında VLAD olan bir takım ahali de günümüzde kendini çingene olarak tanımlar olmuş.  Gene Orta çağda Romanlar aleyhine çıkan kanunlar ile asmak dahil yasal hale gelmiş.
burymestanding camSon kısımda ise 2. Dünya Savaşında Nazi’ler tarafından nasıl katlediklerini yazmış, işte bu kısmı okumak zor.  Oldukça ağır.  Yazılı tarihleri tam olarak olmayan (!) ve günü yaşama felsefesine sahip Romanların mülteci kamplarında yaşadıklarını kısmen de olsa belgelemiş.

Sovyet blokunun oluşması ile nispeten nefes alsalar da, bu sefer bir sosyal problem olarak tanımlanıp göçer hayatları engellenmiş.  Geleneksel mesleklerini (demircilik, hasır işleri, at alım satımı vs) kaybetmişler.  Gecekondu mahallelerinde sefil yaşama mahkum edilip hor görülmüşler.
Sovyet blokunun çökmesi ile mesela Romanya’da serbest ticarete ayak uydurup ilk zenginleşenlerden olmaları da toplum da tepki görmüş.  Kimileri durumu düzeltmiş kimi yerlerde ise saldırıya uğrayanlar hayatını kaybedenler olmuş.

Yazar Türkiye’de bulunmamış ve ülkemizdeki durumu kaleme almamış.

“Bury me standing” beni ayakta gömün demek.  Bunu diyen Manush Romanov, seçimle göreve gelen ilk Bulgar Parlamentosuna giren 3 Roman’dan biri.
Beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üzerinde geçti” diyor Manush Romanov.

Ara sıra düzenlenen konferanslar ile birlik ve sorunlara çözüm bulmak için bir araya gelmişler.  Yazar bunlara da katılıp izlenimlerini yazmış.  Örneğin bir kongrede Roman delegasyonu salona gelmemiş. Zira dışarıda 2. el araba alımı (Trabant) ile meşgulmüşler.  Diğer bir toplantıda ise kendilerini  sepetteki yengeçler gibi tanımlamış Romanlar. Ne zaman biri sepetten çıkmaya kalksa diğerleri onu geri çekiyormuş.  Tanıdık bir durum değil mi?

Kitap İngilizce, Türkçe çevirisi yapılır mı bilemem. Ama Roman kültürüne meraklı iseniz,  ve yakın Balkan tarihini merak ediyorsanız,  okumanızı tavsiye ederim

Kitap hakkında daha da detaylı bilgiler için aşağıdaki linklere başvurabilirsiniz. Tabi bu kitabı edinmenize engel olmamalı.

http://dancingbadger.com/fonseca.htm

http://www.oocities.org/~patrin/standing.htm

http://theoaklandjournal.com/ted-odenwald/bury-me-standing-a-book-review/

https://unintentionalexplorer.wordpress.com/2013/05/29/a-review-of-bury-me-standing-the-gypsies-and-their-journey-by-isabel-fonseca/

Bernard Lewis Tarih Notları

Bernard Lewis Türkiye ortadoğu ve İslam Tarihi üzerine uzman bir tarihçi. Bu son anılarını içeren kitabını 95 yaşında yazmış.  Kapakta göreceğiniz üzere Buntize Ellis Churchill ile birlikte.

Kitapta Türkiye ile ibernard Lewis.jpglgili farklı bölümlerde konular geçiyor.  Ve bunlar asında bir döneme de ışık tutuyor.  Yazarımızın Kaddafi’den Papa’ya, Cheney’den Turgut Özal’a kadar dönemin çok önemli politik dini figürleri ile birebir ilişkisi olduğunu da okuyarak öğreniyoruz.

Anılarını okumak aslında dünyada belli bir coğrafyanın nasıl kendi kendini açmazlara soktuğunu (o
rta doğu) ve burayı çözelim derken 3. ülkeler tarafından durumun nasıl daha da karıştığını görüyoruz.  Tarih profesörü Lewis İngiltere’de başladığı kariyerine Kaliforniya’da devam ediyor.  Ortadoğu’dan da bir çok öğrencisi oluyor.  Onlar ile bağlantısını elinden geldiğince canlı tutup öğrencilerini takip ediyor.

bernard lewis Tarih Notları11. Kısım da Paris’te yargılanması var.  Tavsiye ederim okuyun.  Yargılanma sebebi ise Ermeni Soykırımı dememesidir.  Konu nasıl çarpıtılır, Fransa’da bu iş nasıl politik hale gelir, ibret verici.

Keza 13 Bölüm Siyaset ve IRAK savaşı kısmı da ilginç.  Bu bölümde yaptığı öneriler bölgeye teğeden inme demokrasinin gelmeyeceği yönünde.   Düşüncesi bölge insanının bir ahenk ve istişare içinde çözümler araması.  (Irak hakkında okuyacağınız tek kitap bu olmamalı elbette).

 

Yazar özel hayatını da açıyor.  Evliliklerini ailesini.  Kitapta eş yazar olarak kapakta ismi Geçen Buntzie Hanım ile olan tanışması çok hoş.

400 sayfanın üzerinde ve yer yer hızlı geçişler olan kitabı bir yerde bir dönemi biraz daha anlamak açısından okumanızı tavsiye ederim.

20. Yüyılın Başında Makedonya

G.F.Abbott isimli İngiliz 20. Yüzyılın başında Makedonya’nın belli şehirlerini gezer ve izlenimlerini kaleme alır.  1900 yılının Ağustos yolculuk başlıyor.  Gezgin trenle katırla at arabası ile şehirleri geziyor. Üsküp, Drama Selanik ve en son Athos dağını.

Osmanlı hakkında çöküşü de izah eden görüşlerini yazıyor.  Yunan, Bulgar az da olsa Romen milliyetçiliğini anlatıyor.  Bölgeyi sahiplenmek için yapılanlar Athos dağı dahil yer almış.  Genelde İngiliz yanlısı bir bakış ile Osmanlı’nın gitmesi gerektiği yönünde görüşlere sahip.   Tabi bölgedeki otorite boşluğu, rüşvet mekanizması ve eşkıyalar kaleme alınmış.
Yazar gözlemlerini hiç sakınmadan yazmış, Rum, Bulgar Musevi, din görevlisi ayrımı yapmamış.
Kitap balkanları daha iyi anlamak isteyenler için tavsiye edilir.  Kitabı çeviren Raşit Gündilek’i de ayrıca tebrik etmek lazım.  Yayın evi Akılçelen’ide teşekkür listesine eklemek gerek.
NOT:  Neceati Cumalı’nın Makedonya 1900 isimli bir kitabı var.  Okumak lazım