Kategori: Spor

Eurolaegue Finalleri: Zamanlama Herşeydir

Tüm sezon çalış ve 2 yenilgi ile Euroleage finallerine gel.  Tüm takımları içerde dışarıda yen. Domine et! Tartışılmaz şekilde finale kal!  Ve finalde madara ol.  4.lükle geri gel.
Ee ne oldu?
– Efendim sakatlar vardı.
Laverne Ocak ayından bu yana sakat.  Buna bir tek Datome eklendi.
Peki neden? Sürekli dar kadro ile mücadele etmek oyuncuları yıpratmış olabilir mi? Neden çözüm olacak önlemler alınmadı idi?   İlk eleme maçında sahada mücadele edemeyen bir Fenerbahçe vardı. Oyuncular nerede ise kaybetmeyi kabul etmiş gibi idiler. Bir gün önce baş antrenör TV röportajında bu yalnızca bir maç derken bunu mu kast ediyordu.

Amaç şampiyon olmak ise uzun soluklu bir strateji geliştirmek gerekiyor.  Enerjiyi son final maçlarına taşımak ve geniş kadro ile oynamak gerekiyor. Erken forma girip yıpranan Fenerbahçe finalde işte bu yüzden 4. olmakla yetindi.  Ders almak lazım

Bir sözümde Galatasaray’ı Kaptan iken bırakıp giden Turgay’a.  Fenerbahçe’ye geçme sebebi olarak kariyer planlamasında Euroleague olduğunu söylemiş idi.  Fener’in nerede ise tüm Euroleague maçlarını seyrettim.  Kaç maçta oynayabildi Turgay?  Efes’e elenirken de kenarda “kaybetmeyi seyretti”. Bravo güzel kariyer planı oldu.  Adam gibi para için geçtim desene.  Galatasaray yönetimi basketbolu ciddiye almıyor, boş verdiler desene…. Kariyermiş….

Efes Plsen’de Coach Ataman Eurolegue’i 4. Bitiren takımını çok iyi hazırlamış. Shane Larkin bir yıldız ve doğru zamanda forma girdi.  Mcic son maç hariç tam bir lider.  Dunston, Moerman, Rock Mottom ve tabiki Doğuş çok istekli idiler.
– Barcelona’yı yenip son 4’e (final4) kaldılar.
– Fenerbahçe’yi yenip finale kaldılar.
Bu bir sürpriz oldu. Beklenmeyen bir takım Finalde idi.  CSK’yı bayağı zorladılar. Mcic üretemeyince Shane tek başına yeterli olamadı.  CSK ile kıyaslandığında daha dar bir kadro ile oynuyorlardı.  Şimdi Türkiye liginde çok formda bir play off oynayacak Efes var. Tebrikler.

Ve gelelim CSK’ya doğru zamanda müthiş oynadılar ve işi bitirdiler.  Surpriz Kurbanov ve ve Othello Hunter idi.  Her ikisi de çok formda idiler en önemli son 2 maçta.  Corey Higgins, De Colo ve Carl Heinz çok üst seviye oyuncular.  Hepsi dehşet.  Carl Heinz müthiş fizik gücüne sahip.  Top sürebiliyor ve pota altında box koyduğu an rakip kitleniyor.  Ve tabi Higgins oyuna ne zaman girerse derhal konsantre olup sayı üretiyor.  Clyburn hayatının 3 sayı rekorunu kırdı.  Ciddi katkı koydu. Coach Iturdis takımı çok iyi hazırlamış.  Geniş rotasyonla oynadı tüm sezon.  Oyuncuları bu son 4 maça yani final4’a hazırladı. Ve sonuna dek mücadele edip kazandılar. Önce İspanya’da Real’i yendiler takiben de Efes’i. Iturdis eskisi gibi hakemlere de oynamadı.  Takımına konsantre idi. Tebrikler CSK.

Reklamlar

Efes Barcelona’ya Neden Yenildi?

Basketbol ile ilgili hiç yazmadığımı fark ettim Eh bir yerden başlamak lazım.  2019 Euroleague playoff eşleşmesinde Efes (4. sırada bitirdi) Barcelona (5. sırada) ile eşleşti.  Avantaj sahibi olan Efes ilk iki maçı kendi sahasında oynadı. Seride durum 1-1.  Şimdi 2 maç Barcelona’da oynanacak. 5. maç (gerekir ise) Istanbul’da oynanacak.
Tabi an itibarı ile Barcelona avantajlı.  Kendi evinde taraftarı önünde oynayacağı 2 maçı alır ise bir üst tura çıkacak.

Dün oynanan maçı Efes niye kaybetti?  Hele de ilk maçı ezerek kazandıktan sonra?  Benim gördüğüm garip bir hücum anlayışını ısrarla sürdürdüler tüm maç boyunca.  Takım 3 atış çizgisi etrafına yerleşti ve çakılı oynadı.  İçeri kat eden yok gibi. Topu getiren oyuncunun kabiliyeti ile sayı aradılar ve olmadı.  Dış şutlarda etkili olamadılar.
Atılan şutların ribauntlarına da girip mücadele eden  pek olmadı.  Buldukları pozisyonlar da olmayınca geri düştüler.  Daha set aynı zamanda da seri oynamaları içerden zorlamaları gerekirdi diye düşünüyorum.  Sabit çakılı bir hücum seti tabi Barcelona’yı da yormadı.  Beklediler, kaçan topların ribauntlarını alıp karşı hücuma geçtiler.  Herşeye rağmen EFES 3. çeyrekte silkelendi öne geçti.  4. Çeyrekte ise maç gitti geldi.  Efes 2 sayı geride iken son 30 saniye hücumunda sayı bulamadı.  2 saniye kala gene 2 sayı farkla son hücum hakkı gene Efes’te idi.  Mucize gerçekleşmedi!

Oyuncuları özetler isek;
Bir maç önce süper oynayan Mcic aynı performansı veremedi.
Shane Larkin tek başına denedi sayıda buldu ama bir set oyunu göremedim.
Simon etkili idi ama 4 faul alınca durdu.
Tibor Pleiss az dakika aldı ama içerde etkili idi.  Savunma ribaundlarında faydalı oldu
Doğuş çok az oynadı, ama hemen oyuna enerji getirdi.  Oyuna hep konsantre olan ve rakibi takip eden bir oyuncu.
Moerman,  eh işte yorgundu geri gelemedi.
Dunston, kendini arattı, boyalı bölgede hakimiyet kuramadı.
Anderson ve Rodrigue Beaubois katkı veremediler.  Hele Rodrigue sürekli dakika aldı ama hiç değerlendiremedi.  Lig bitti havasında idi, cidden anlamadım.

Barcelona da bence en büyük fark coach Pesic.  Takım ile diyalogları iyi, hakemleri etkilemeyi de biliyor.  İyi oyuncuları var, bunları takım haline getirmeye çalışıyor.  Unutmayalım bu sene takımın başına geldi kendisi.

Evet Efes işi Barcelona’ya bıraktı.

"Hastasıyım bu oyunun" Yazar Kaan Kural

Kaan Kural’ı basketbol maçlarındaki heyecanlı anlatış tarzından tanırsınız.  Amerikan Profesyonel Basketbol ligi NBA’yi ciddi takip ve analiz eden Kural gazete yazılarını bu kitapta toplamış. Sporcuların ve NBA’in dinamiklerini ve başarının nasıl geldiğini yazmış.
Sahada izlediğimiz sporcuların kariyerlerini takım içi ilişkileri ve takım olmak için gösterilen eforu anlatmış.

Mehmet Okur ve Ersan İlyasova’nın gelişimleri de kitapta yer almış.  Süreyya’nın aldığı madalyada.

Eğer basketbol veya spor le ilgileniyorsanız okumalısınız.

Beni en çok etkileyen kısım ise NBA’da oynayan 450 sporcu arasına giren ama takımda ilk beşe girmede zorlanan “bench”teki sporcuların verdikleri mücadeleyi anlattığı bölüm oldu.  Maçta alacakları 1 dakika için saatlerce antrenman yapan ve o şansı en iyi şekilde değerlendirmek için uğraşan oyuncular.

Kitapta Litvanya basketbolu hakkında da bilgiler var.  Her turnuvada başa oynayan ve nüfusu 3 milyon olan ülkeden bahsediyoruz.

Burada bir parantez açmak gerekli.  Eurolig’de oynayan takımlarımızın maçlarına bakın. Genelde başarılılar ama takımda ilk beşte kaç Türk oyuncu var?  Mesela Fenerbahçe’nin son oynadığı Cedevita Zagreb maında 12 kişilik maç kadrosunda hepi topu 3 Türk oyuncu var!  Geçen hafta Malaga’yı deplasmanda yenen Efes’in kadrosunda ise 4!  Garip değil mi?  75 milyon olan nüfusumuzun yarısı 30 yaşın altında! Yani Litvanya’nın 25 katıyız!  Ama kolaya kaçıp iyi oyuncuları ithal ederek sonuca gitmeyi tercih ediyoruz!

Parantezi kapatalım. Kaan Kural iyi iş çıkarmış, umarım son yıllardaki yazı ve incelemelerini derleyeceği 2. bir kitap daha çıkarır.

Son olarak aşağıdaki linkte kitap hakkında yorumları bulabilirsiniz.
http://arsiv.batug.com/kuralkitap.htm