Kategori: kitap

Rotasız Seyyah, Mehmet Genç’ten yol hikayeleri

big-rotasiz-seyyah-ciltli-yol-hikayeleri

2017 yılında basılan, ciltli kuşe kağıda basılmış nefis fotoğraflar içeren bir kitap bu.  Mehmet Genç gezilerinden anıları fotoğraflar ve videolar ile hazırlamış.    Her bölümün sonunda QR kodu tarayarak videolara ulaşmak mümkün.
Mehmet bir yazılım firmasında çalışırken kararını verip planlarını yapıyor ve düşüyor yollara.

Oldukça duyarlı.  Gittiği yerlerde yardımlar da organize ediyor. Ekvator’da Otavola’da şahit olduğu imkansızlıklar karşısında yaptıkları harika. Kahraman Türk lakabını hak etmiş.  Hasta yoksul insanlara derman olmuş.
Kitap bir rehber olma amacında değil diyor yazar. Evet bu standart bir rehber kitabı değil.  Öte yandan bu hayat ve coğrafyalar hakkında bilgi sahibi olmak için gayet de güzel bir rehber eser.  Okumanızı tavsiye ederim.

Mehmet’in gayet güzel bir web sitesi de var: http://www.rotasizseyyah.com/

 

 

Reklamlar

“Hayata Yolculuk” Parasız Bisiklet ile Hasan Söylemez!

KiHasan Söylemeztaba bir kitapçıda rast geldim.  Üzerindeki etiket sökülmüş, okunmuş havası vardı.  Kapakta yazar 5 parasız bisiklet ile yaptığı Türkiye turunu vaat ediyordu.  Kısaca baktım, uzatmadan aldım.  İlk bakışta İstanbul’da iş temposundan ve yaşamdan isyan edip yola vuran biri daha diye düşündüm.

Kitabı aldıktan 2 ay sonra sıra geldi,  başladık okumaya.  Daha ilk kısımda Hasan’ın hiçte  sıradan olmayan yolculuğunun farkına varıyor insan. Evet gazetecidir ve günlük yaşamdan fena halde sıkılmaktadır.  Sonrası ise aslında planlı gelişir.  Bisiklet edinir.  Antrenmanlara başlar.  Ve Delta bisiklet ile tanışır.  Hasan bedava ücretsiz herhangi bir talepte bulunmamaktadır.  Bedelini çalışarak ödemek üzere yemek, barınma istemektedir.  Bu temel ve basit talebine çoğunlukla çok sıcak tepkiler almaktadır.

hasan soylemez dogu beyazıt

Hasan’ın yaptığı hem çok basit hemde çok ama çok zor!  Bisiklet ile binlerce kilometre yol yapmak aslında çok basit.  İhtiyacınız olan bir bisiklet malzemeler ve inanç sabır sebat….. Motosiklet ile kıyaslarsanız çok basit ve ucuz bir seyahat tercihi.  Üstelik çevre ile yoldaki insanlar ile çok daha fazla iletişim içindesiniz.

Öte yandan o pedallara sürekli basmak zorundasınız!  Eğer bir fiziki sorununuz yok ise eminim yolda hızla form tutar daha sağlıklı bir hayata da dönersiniz.  Peki tüm bunların üzerine bir de bu geziyi çalışıp para kazanarak yapmaya ne dersiniz?

Neden bu kadar zorlanayım, araba ile motor ile uçak ile gezerim diyor olabilirsiniz.  İşte o zaman bu kitabın sonundaki renkli karelere yani anılara sahip olamazsınız güzel kardeşim.  Türkiye’nin o güzel sıcak insanlarını bu kadar yakından tanıyamazsınız.

Dikkatimi çeken bir diğer konu ise ille de uzaklara gitmek zorunda değil insan.  Hasan’ın anıları İstanbul il sınırlarına varır varmaz başlıyor aslında.  Su ve dinlenme için durmak zorunda.  Yol kenarındaki satıcıları, köy kahvelerini tercih ediyor.  Ve bisiklet kendi deyimi ile aslında bir iletişim aracı oluyor.  Sohbet hızla başlıyor,  çaylar içiliyor…  Başka bir araç ile bu hızda bu samimiyette iletişim bence zor.

Peki yolda ona hediyeler iletenlere ne denir.  Düşünün her uğradığı benzinlikte bir paket onu beklemektedir.  Sonunda gizemli yardımsever ortaya çıkar. Araba ile seyahat eden bu yardımsever Hasan’ı yolda geçer. İnce bir düşünce ile benzinliklerde mola vereceğini tahmin ederek ona ufak hediyeler hazırlar.  Sonuncu da ismi telefonu da vardır.

Özgürlüğün aslında çok ucuz bir şey olduğunu belgeleyen bu kitabı okumanızı ispat eden bu kitabı tavsiye ederim.

hasan soylemez pic

“Haşırt Dı Blekbord” Kitap

hasirttheHaşırt the blackboard veya haşırt to the blackboard,  lise yıllarında nereden geldiğini tam da hatırlayamadığım bir laftır.  Hani kara tahtaya sözlüye kaldırılan ve birazdan kırı not alacak olan arkadaşlarımız için söylenirdi,,, galiba!
Zafer Algöz’ün son kitabının adı da bu.  Öztürk Serengil’in İzmir’de yaşadığı bir hikayaden geliyor.
Kitapta Alagöz’ün tiyatro sanatçısı olarak yaşadıkları var.  İsmen tanınan bir çok sanatçı aktör, tiyatrocu ve komik olaylar.  Santana ile ilgili olan kısmı İnternet’te her halde okumuşsunuzdur.  Bunun yanında bir çok farklı olay anı da var tabi.  Mesela Anadolu’da “Zırtçılar” diye bir tür meddahlar olduğun bu kitaptan öğrendim.  Trabzon’un Ganita kayalıkları ile doğası da kitap ta yer almış.
Açılışındaki ilk kısımdan son bölüme kadar gülerek okunan bir kitap.  Tavsiye ederim.

Kumda bir Çizgi

line in the sand comparo

12 Şubat 2018 Güncelleme:
Bu kitabın Türkçe baskısı Pegasus yayınlarından çıktı. Kitabın Linki:  “Kırmızı Çizgi” paylaşılamayan toprakların yakın tarihi.  Tavsiye ederim.

Bugün Ortadoğu’da yaşanan karmaşa ve savaşları anlamak için geçmişe bakmak lazım.  Pico Sykes anlaşmasını duydunuz mu?  Kitabın kapağında yer alan haritaya bakın.  Birde bugünkü Irak ile Suriye arasında yer alan sınıra bakın.

James Barr tarafından yazılan kitap İngiltere ve Fransa arasında bölgeye hakim olmak verdikleri mücadeleyi hatta gizli savaşı belgeleri ile anlatıyor. O kadar çok belge isim ve kaynak var ki  adeta ders kitabı gibi.  Bu kitabı aslında Türkçeye çevirip okullarda okutmalı, ki oynanmakta olan senaryoyu iyice anlayalım.  (evet kitabın Türkçe baskısı an için yok).
Kısa başlıklar yazarsak;
Lawrence eli ile Arap milliyetçiliği ile Osmanlı’ya karşı ayaklanma başlatılır.  Tabi tüm Ortadoğu hükümranlığı için Araplara sözler verilir.

Arka planda İngiltere ve Fransa Irak ile Suriye’yi paylaşırlar. Mr Sykes Ortadoğu hakkında uzman olduğuna Arapça ve Türkçe bildiğine Londra Hükümetini inandırmıştır.  (ki her iki dili de bilmemektedir kendisi).  Bir ucu Kudüs’te olan bir çizgi çekilir.  Üst taraf Fransa alt taraf ise İngiltere’ye ait olacaktır. Kenara da İsrail devletinin temelleri atılır.  Tabi bu planda ayaklanan ve Osmanlı’ya karşı savaşan Arap kabile ve milliyetçilerinin haberi yoktur!  Lawrence’de sonradan öğrenir, evet satılmıştır.  Bu ne ilk ne de son olacaktır bu bölgede.  Lawrence geri çağrılır, ve kızağa çekilir.  Görevini tamamlamıştır.

İngiltere ve Fransa birbirlerini zayıflatmak için el altından savaş başlatırlar.  Bu arada gerek birinci gerekse ikinci dünya savaşında müttefik olan Fransa ve İngiltere Ortadoğu’da bir yandan Alman istilasından çekinir öte yanda birbirleri ile kıyasıya mücadele ederler.

İlk başlarda bölgenin geleceğine bölge halkları karar versin diyen ABD, akabinde ve detayında petrolden pay ister hatta net olarak alır!

Önce Fransa Suriye’yi kaybeder.  Derken Lübnan’da kabine seçilir.  Bu arada Fransız ordusu yerel halka Şam’da ateş açar vurur öldürür.  İngilizler Irak’tan çekilir.

Son olarak İsrail’de hükümran olan İngilizler kendilerini bir terör dalgasının içinde bulurlar.   Hayfa Limanında 25 Kasım 1940’da PATRIA isimli gemi batırılır.  Gemide Avrupa’dan kaçan Museviler vardır. 1800 yolcudan 267 kişi ölür.  Gemiyi İsrail’li direniş örgütü Hagannah Fransız desteği ile batırmıştır gibi kötü söylentiler vardır.  Gemi Fransa’dan gelmiştir. Limana yolcularını boşaltmasına ise Kudüs’te hükümran İngilizler izin vermemektedirler!
1942’de ise Struma faciası yaşanır.  Romanya’dan Istanbul’a Musevi mülteciler ile gelen gemiye İsrail’e gitme izni verilmez.  Gemi Karadeniz’e açılır ve batar. Birkaç kişi kurtulur.   (Mavi Marmara’mı dediniz?  Ne enteresan rastlantı değil mi?).
Sonuçta İngilizler de Kudüs ve İsrail’den çekilirler.

Arada birde kurulan ismi Türk kendisi tamamen yabancı olan bir de petrol şirketi vardır.

İngilizce biliyor ve Ortadoğu bu hale nasıl geldi diyorsanız, bu kitabı edinip okuyun.

Şubat 2018 Güncellemesi:  Kitabın Türkçesi KIRMIZI ÇİZGİ adı ile Pagasus yayınlarından çıktı.  Kaçırmayın.

 

 

 

 

 

“Yaşasın Deniz” Halikarnas Balıkçısı

yaşasın denizHalikarnas Balıkçısı’nın Varlık yayınlarından Ocak 1954’de basılmış kısa hikayeler kitabı ismi “Yaşasın Deniz”.   Ege denizi insanını anlatıyor, denizcileri, balıkçıları, kaptanları süngercileri, tüccarları hatta yörükleri.  Oranın lehçesi ile konuşmalar aktarılmış.  Çok hoş.
Doğa tasvirleri ise muhteşem.  O bakir koyların çoğunda şimdi senede 15 gün kalınan beton yazlıklar veya kazulet oteller var.
Büyük usta Halikarnas Balıkçısı yada gerçek adı ile Cevat Şakir Kabaağaçlı Girit doğumlu ve Bodrum’da kalebentliğe mahkum oluyor.  Cezası bitince dönüp Bodrum’a yerleşiyor.  Ve o yılların Bodrumu’nu Egesini yazarak bizlere taşıyor.

Yeni baskısı var mı? Bilmiyorum.  Sahaflardan veya www.nadirkitap.com‘dan bulabilirsiniz.  Okumanızı tavsiye ederim.

 

KİTAP: Denizden Gelen Kadın

denizden-gelen-kadind80314a17b138ef17f5d420a79fd241dTurgay Noyan tarafından derlenen DENİZDEN GELEN ADAM isimli kitap hakkında yorumlarımı daha önce yazmış idim.

Bu serinin 2. kitabı, Naviga yayınlarından 2010 yılında çıkmış. Turgay Noyan dahil farklı denizcilerin yaşadığı tehlikeli anlar ve bunlardan nasıl kurtulduklarını derlemiş.   Farklı olarak dalgıçların yaşadıkları enteresan anlar da var kitapta.  Mesela Hayırsız Ada’nın son şövalyesi ve ıssız adamlar gibi.  (Bu sayede Caddebostan Balıkadamlar Klübü hakkında az da olsa bilgi sahibi oluyoruz).
İlk kitap gibi bunu da tavsiye ederim.

Küba’yı Keşfederken “Mi Moto Fidel Motosikletle Egzotik bir Küba Gezisi”

mi motoKitap kapağı EGZOTİK dese de  REALİST demek daha doğru olabilirdi.
Yazar Christopher Baker Küba hakkında bilgili.  Bu sıradan bir motora bindik hoop Küba’dayız, gezisi değil.  Yıllar öncesinden planlanmış bir rotası ve yazarın politik görüşlerini de içeren bir keşif demek daha doğru olur.
Yazar 1994 yılında ülkeyi ziyaret ediyor. Daisy isimli bir “Havanero” ile ilişkisi gelişiyor. Herhalde bu sayede lokal hayatı iyice tanımaya başlıyor. Daisy ile evlenme noktasına kadar geliyorlar.

1995 Yılında Havana’ya art arda birkaç ziyaret yapıyor.
1996 Yılında Motosikletini Küba’ya götürüyor ve keşif başlıyor.  Keşif 60+30 gün sürüyor.
1997 ‘de kitap basılıyor.
1999’da Havana’ya 6 hafta geçirmek için geri dönüyor.  3 sene öncesine göre şehri değişmiş buluyor.  İzlenimleri detaylı yazmış.

1996 yılında fırtınalı bir havada keşif başlıyor.  İlk haftalar aslında oldukça neşeli de geçiyor.  Yazarın gece hayatına ve beşeri ilişkileri kitabı daha da renkli kılıyor.
İngiliz Yazar Küba devrimine saygı duyuyor ve Amerikan ambargosunu sert eleştiriyor.  Ama yollarda kilometresi arttıkça edindiği deneyimler ile ülkenin ambargo dışında sorunları olduğunu ilk ağızdan dinliyor görüyor.  Sorun gittikçe ağırlaşan yönetim. Buna karşın Kübalı’ların sonsuz yaşam enerjisi ona ümit veriyor diyelim.  Detaylar kolayca okunan bu kitapta.

Yazarın Küba le ilişkisi bu kitap ile sınırlı değil.  İlerleyen yıllarda (2003 ve 2006) arasında Küba Havana ve Küba’daki klasik Amerikan arabaları üzerine kitaplar yazdığını da not edelim.  Halen Küba’ya turlar düzenliyor. İsterseniz motosiklet turuna katılabilirsiniz.

Peki bu kitabı nerede bulabilirsiniz? Bendeki oldukça eski bir kopyası.  Halen raflarda olduğunu düşünmüyorum en azından görmedim.  Tavsiyem daha önce olduğu gibi www.nadirkitap.com olacak.
Motosiklet tutkunuz varsa zaten eliniz mecbur almalısınız.  Ama Küba’nın coğrafyası kadar sosyal yapısı ile de ilgileniyorsanız tavsiye ederim.

Kitap: Denizden Gelen Adam

denizden gelen v1Naviga Yayınlarından çıkan “yaşanmış deniz hikayeleri”, derleyen Turgay Noyan.  Turgay Bey üşenmemiş denizde yaşanan kurtarma kaza olaylarını derlemiş.  Yaşayanların ağzından anlatmış.  Her hikayenin sonunda da olayı yaşayan amatör denizciler ile tekneler hakkında güncel bilgileri aktarmış.

Adeta tarihi bir belge olmuş bu kitap.  Okuduktan sonra denizin disiplin ve eğitim gerektirdiğini net görüyor insan.  Tabi bir miktar korkuda ekleniyor düşüncelere.

Deniz ile az da olsa ilginiz varsa okumanızı tavsiye ederim.

 

Özgürlüğün Öteki Adı, HANDUT, İpek Yolunda bir Türk Kızı!

handutOnlarca gezi kitabı okudum.  Çok azı beni bu kadar bağladı ve hızla okuyup bitirdim.  Zahide Hanım inanılmaz şekilde pek çoğumuzun göze alamayacağı güzergahlara tek başına gidiyor.  Akıl alır gibi değil.
Toplu taşıma ile seyahat ediyor. Otobüs, tren dolmuş usulü ortak araçlar, kamyon kasası gibi.   Uçak yok gibi. O yüzden sürekli yerel hak ile temas halinde.  Yerel lisanları da biliyor.  Çünkü akademik olarak tarihçi!
İstanbul Üniversitesi Radyo Yayıncılığı ve ODTÜ Tarih Bölümünden mezun oluyor.  Üstüne yaptığı doktora çalışmaları Sosyal Bilimler üzerine.   Nizari İsmaili’leri üzerine araştırma kitabı da var (ki okumak artık farz oldu).   Köy köy kasaba kasaba İran, Özbekistan, Kazakistan, Pakistan, biraz Çin ve ana hedefi olan Afganistan’ı tavaf ediyor. Ne şanslıyız ki bunları kitabında yazıyor.  Misafir edildiği evlerdeki insanlar ile olan diyalogları anıları çok güzel aktarıyor.
Bölgede yaşanan savaşların dikta rejimlerinin insanların hayatına nasıl etki yaptığını, yüzyıllardır geleneklerin belki de bu sebeple ne kadar kuvvetli yaşadığını okuyorsunuz.  Bir yerde klişe seyyahların bakış açılarının çok dışına çıkıyor, okurun Taliban’a olan bakışını bile sarsabiliyor.  (Taliban vize veriyor, ve Türk olduğu için hoş görü görüyor).
Evet insanoğlu çok değişik coğrafyalarda yaşıyor, üretiyor ve soyunu devam ettiriyor. Beklentileri kapitalist düzendeki insanların hırslı haris dünyalarından çok farklı.   Ve bu yüzden belkide çok daha zenginler.  Kapıları da emin olun çok daha fazla açık misafirlere.
Yazarın bu gezilerde bir sponsoru yok.  Son derece kısıtlı bütçeler ile bu yolculukları yapıyor.
Düşünüyorum da bu yolculuklar bir özel vasıta (cip veya enduro motor)  ile ve geniş bütçeler ile yapılsa asla bu anılar birikmez ve gidilen yerlerdeki insanlar ile kaynaşma olmazdı.  Keza yazar gibi tek başına değil de grup halinde seyahat edilmesi durumunda da.    Yani daha çok para ile izole seyahat etmek artık ne kadar mantıklıdır, siz karar verin?
Şehirli bir çok züppe (pardon ama öyle) binlece dolara en son enduro araçları alıp en fazla Şile’ye balık yemeye giderken Zahide Hanım sadece 850 Dolar ile Afganistan’a bir sürü ülke gezerek ve çok şey öğrenerek gidiyor.  Buna benzer tek bir örnek biliyorum ülkemizden.  Nadir Paksoy, kitabın adı “Yaş 21 Hayber Geçidi”.  Sene 1973 ve cebindeki para 100USD. Bakın bu kitap hala satılıyor ise bunu da alıp okuyun.  Geçen 50 yıl zarfında bölge nasıl dengesiz ve tehlikeli hale gelmiş insan üzülüyor.
Yazar sınır geçişlerinin her birini ayrıntılı yazmış. Ve bu sınırların politik siyasi olaylar ile nasılda kolay veya zor olduğunu okuyabiliyorsunuz.  Cesaret, merak ve öğrenmek herhalde Zahide Hanım’ı yönlendiren en büyük olgular.
Zahide Hanım’ın fotoğraf merakı var.  Umarım bir gün o fotoğraflarından bir sunum hazırlar.  İzlemeyi çok isterdim.
Gitmeye Cesaret dahi edemeyeceğimiz coğrafyalar hakkında üstelik tarihi bilgiler ve  karşılaştırmalar içeren bir kitap bu.  Olur ki sizlere de ilham verir.  En azında o coğrafyalarda yaşayan insanlar vehayatları hakkında bilgi edinmiş olursunuz.
Tavsiye etmek ne kelime mutlaka okuyun diyorum.

Türklerin Öteki Tarihi

türklerin öteki tarihiZorlayarak kitabı bitirdim.  Evet çok vakit ayıramadım, öte yandan kitapta kendine bağlamadı beni.
Ayşe Hür Hanım değişik coğrafyalarda yaşayan Türkler hakkında derlediklerini makaleler halinde yazmış.  Bunları da bu kitapta derlemiş.  İyi tarafı her makalenin sonunda kaynakça var.  Bu kaynakçalara ulaşarak daha detaylara inilebilir.
Öte yandan yazarın bariz politik görüşleri yer yer gereksiz şekilde öne çıkıp tarihi olayları izaha çalışıyor.  Bir yerde yapılan mezalimi anlatırken aniden önceki karşı mezalimi yazmaya başlamak gibi.  Buda tarafsız bakışı yani objektif olmayı bozuyor tabi.
Kitabın bir makaleler derlemesi olduğunu hatırlar,  ve kaynakçalar üzerinden ilerlerim derseniz edinmenizi önerebilirim.