Kategori: motosiklet

Prag Motorcycle Show

prag motorcycles showPrag’ta denk gelince gitmemek olmazdı.  Enteresan bir organizasyon. Triumph, Ducati, JAWA, Moto Morini, NORTON (evet NORTON) Harley Davidson, KTM orada idi.  Enteresan olan 4 Japon’dan kimse katılmamıştı.  Tabi aksesuar giysi satanlarda standlarını kurmuşlardı.

Norton Commando modeli ile fuarda idi.  Ayrıca bir yarış motoru da yapmışlar V4 makine, 230 Beygir! İngiltere’de üretiyorlarmış.  Ucuz değiller ama çok şık ve farklılar.

Son çadırda yer alan modifiye/custom artık ne dersiniz motorlar ile lokal klüpler çok renkli bir ortam yaratmışlar.  Aşağıda resimlerden seçmeleri bulacaksınız. Eski JAWA’lardan harikalar yaratmışlar.  Bir çok lokal motosiklet festivali de var.  Dünyadaki en eski HOG (Harley sahipleri klüp Çek Cumhuriyetinde kurulmuş.  Harley Davidson
5 – 8 Temmuz 2018 tarihlerindeki festival ile 115. yılını kutluyor Prag’da.  Ve bu festivale ROLLING STONES gelecek imiş!!! Ne tür motora binerseniz binin buyurun gelin diyorlar!
https://h-d.prague115.com/

Aşağıda karma modifiye/Custom motorları bulacaksınız.  İyi seyirler.

 

Reklamlar

2018 Motobike Istanbul

Fuar her zaman olduğu gibi Yeşilköy’deki Fuar alanında organize edildi.  Cumartesi günü ziyaret ettim.  Üst katta ağırlıklı üretici firmalar altta motosiklet aksesuarı giysi vs de satan firmalar yer almışlardı.
Kawasaki dışındaki büyük üreticilerin hepsi fuarda idi.  En son modellerin çoğunu getirmişler.  İçinde bulunduğumuz ekonomik durum göz önüne alınırsa gene de şanslıyız.
EMOK olarak gene üst orta kısımda idik.  Üyelerimiz ve dostlarımız ile buluştuk. Şimdi hızlı bir fuar turu ile izlenimlerimi paylaşmak isterim.

Honda yeni Goldwing ile yeni Africa Twin ADV modelini getirmiş.  stand çok kalabalık idi.  GW yeni tasarımı bence çok güzel.  Motor hafiflemiş ve güçlenmiş.  Daha iyi bir tur motoru olmuştur.  Ön amortisörlerde sürpriz bir değişiklik var.  Fiyatı ise oldukça yüksek.  Farklı sürümlerini bu tür motor severler değerlendirmeli.
Yeni Africa Twin daha büyük bir depo (24,2 lt) ve gösterge (full dijital) sunuyor.  O kadar büyük depoya gerek var mı?  Benim yok mesela (normal depo 18,8lt).  Boş ağırlık olarak da 10kg daha fazla standart Africa’ya göre.   Ama Mavi Beyaz rengi çok güzel.  Hani sırf o renk için de alınabilir. Bunun yanında Africa fuarda en iyi fiyat performans oranına sahip olan Enduro motoru.

BMW yeni F850’yi fuara getirmiş.  Motor 95HP gücünde, dolu ağırlık (tam dolu depo ile) 229kg.   Yeni amortisörler ve göstergeleri ile çok şık olmuş.  (Benim eski kasa F800GS 85 Beygir ve dolu ağırlık 215kg idi). 18.000EU’dan başlayan liste fiyatı ise çok yüksek.
Burada bir parantez açalım.  Enduro motoru nerede kullanacağınız önemli.  F800 hafifliği ve seri motoru ile sert toprak patikalarda offroad’da rakiplerine göre çok başarılı idi.  Oldukça da az yakıyordu. Ama deposunun 14 litre olması özellikle ana yollardan uzaklaşınca endişe ettiriyor idi.  Yeni f850’de yakıt deposu çok az 1 litre büyürken ağırlık 10kg artmış.

KTM, full seri fuarda idi. 1290 serisi dolu ağırlığı (23kg yakıt ile) 250kg, motor ise 160HP!!!  Önümüzde çok ama çok ciddi güçlü bir enduro var.  Bu gücü offorad’da kullanabilmek için mutlaka eğitim alınmalı ve spor yapılmalı.  Fiyat performans olarak söyleyebileceğim bu gücü kullanabilecek bilgi ve beceriniz varsa zaten pek rakibi olduğunu zannetmiyorum.  Asfalt zeminde otobanda gaz açmak değil bahsettiğim,  toprakda çamurda bu gücü kullanabilmek önemli olan.  Spor moto diğer tek silindirli safkanları da sergiliyordu.  Yalnız 690’ı göremedim. Euro4 uyumlu olmadığı için gelmiyor diye bir duyum aldım.

Husqvarna da fuarda idi.  Yeni 701 çok güzel.  Hafif ve güçlü. 700cc, 145kg, ve 74HP gibi bir güçten bahsediliyor!!  Eğer yolunuz Moğolistan ise işte bu lazım.  200kg+ motorlar ile o yollar çok zor.  Amortisörleri, şasisi çok kaliteli.  Motor çok yüksek.  Ve Çok güçlü.  Bence tek sıkıntı ise fiyatı! O günkü kur ile 60.000TL çok yüksek bir rakkam.

mt25 fuar

Fuarda Yamaha standında 09 ve 07 şasisi üzerine sunulan naked, touring ve retro modeller çok ilgi çekiyorlardı.  Super Tenere de orada idi, MT10’da.  Ama benim dikkatimi arkada duran bir motor çekti.  MT25 şasisi üzerine yapılmış bir cafe racer.  Bunu Avrupa’dan mı getirdiniz soruma deneyimli Yamaha Eğitmeni Metehan gülerek gel seni tasarımcısı arkadaşlar ile tanıştırayım dedi.  Evet iki TÜRK kardeş nefis iş çıkarmışlar.  Amaçları bu parçaları standart hale getirip tüm dünyaya satmak.  Motorda dikkati çeken özellikler özel imalat aluminyum benzin deposu, güçlü frenler, nefis deri sele, genel ahenk ve renk uyumu. Kendilerini tebrik ediyorum. Bunker Motorccyles firmasının web sitesinde diğer detayları bulacaksınız.


Ducati standında da GB Motor tarafından modifiye edilen 2 farklı scrambler dikkati çekiyordu.  Çok özenli ve güzel bir çalışma çıkarmışlar.  Bu motora standında yer veren Korlas’ı tebrik ederim.

Kocaeli Motosiklet Festivali 2017

komodo band trimmedAdsız

Kocaeli Motosiklet Klübü KOMOTO ilk festivallerini Kerpe’de düzenlemişler. Benim de son anda haberim oldu. 19 Ağustos Cumartesi sabahı yola çıkıp gitmeye karar verdim. Yol İstanbul’dan 2.5 saat, tabi eğer otoyol üzerinden giderseniz.

Kendime farklı bir alternatif rota buldum. Amacım mümkün olduğu kadar ikincil yollardan hatta orman yollarından gitmek idi. Sanırım becerdim stabilize toprak derken 4.5 saatte vardım Kerpe’ye, ana yolları tercih etmeyerek ne kadar iyi yaptığımı is dönüşte anladım.  Çünkü bu yollar çok daha güvenli.
EMOK bünyesinde bu festivallerin ilklerini yaşadık. Çok uğraştık çok insan tanıdık. Şimdi her hafta sonu farklı bir ilde festival var. Bu güzel bir gelişme, gördüğüm kadarı ile izimiz hakikaten yol oluyor.

Rota ve yolda yaşananlar ile başlayalım. Istanbul Kerpe arası ne kadar farklı olabilir diye düşünebiliriz. Buyurun detaylara;
3. Köprüden karşıya geçtim ve hemmen Riva çıkışından çıktım. Riva’yı pas geçip Göllü’ye geldim. Burada stabilize bir yola denize doğru (Kuzey) saptım.Bu patika/stabilize/toprak yol google maps’de var. Enduro motor ile çok keyifli. Ormanın içinden gezinerek Karakiraz’dan asfalta bağlandım. Aslında bu yol Sahilköy’e kadar gidiyor imiş. Bir daha sefere. Asfalta çıktık ve benzin göstergesinin ikazına bakarak ilk benzinciye girdim. Benzin alırken arka planda fiberglas’tan üretilmiş Lamborghini Countach kaportalarını gördüm. Kim yapıyor deyince güneş gözlüklü isminin Harun olduğunu öğrendim kişi ile sohbet başladı. Az ilerde bir hot rod bahçede buggyler dağınık duruyor. Countach’lara V8 motor takıyorlarmış.  İyi ki benzinim bitti de durdum derken istasyona içinde 3 adet “tip” ile Renault 21 girdi. Gaz kesitler camı açıp bir şey soracak gibi oldular. Derken istasyonda uyumakta olan bir köpeğe doğru ağır hız yaklaştılar yaklaştılar hop dur demeye kalmadan hayvanı eziverdiler. Geri al filan derken aracı kullanan ve insana benzeyen yaratık ileri sürdü ve hayvanı çiğneyiverdi. İstasyon görevlisi geç arabaya saldırdı ortalık karıştı gazlayıp kaçtılar. O ana dek tavla oynayan ve bana araçları gösteren çocuklar şoka girdiler ağlamaya başladılar. Harun minibüse atlayıp peşlerinden gitti. Ee bende bakayım dedim. Nasıl bir ruh hali içinde olduklarını anlayamadığım tipleri bulsam tek başıma ne yapacağımı da ayrıca düşünürken yolda Harun’a rastladım, ve ardından renault 21 ile 3 tipe! Uzatmayalım, sürücüyü nasıl ikna etti ise minibüse alan Harun Benzinliğe doğru döndü. Geçerken her şey kontrol altında der gibi bir el hareketi de yaptı. Bu kadar garabet yeter diyerek arka yollardan Kerpe’ye devam ettim.
Yolda insan düşünüyor ve anlam veremiyor. Sirk gibi bir ortamda yaşıyoruz. Bir sürücü nasıl bir evrim geçirip bu cehalete ulaşır? Bilemiyorum.

Akşam 19:00 gibi Festival alanına ulaştım. Yolda işaretleme ben hiç görmedim. Ama festival bir plajda olduğu için bulmak çok da zor olmadı. Kayıt olduk içeri girdik. O sırada hediye çekilişleri zaten başlamış idi. Plajın hemen önünde konser için sahne kurulmuş. Güçlü bir ses sistemi var. Diğer tarafında ise MStech, Honda, Polo, ve benzeri firmalar stand açmışlar. Kimi ürün tanıtıyor kimi ise aksesuar vs satıyor. O sırada gözüme kamuflaj giysileri ve yarı otomatik silahlar gezinen birkaç kişi çarptı. Anlam veremedim. Daha sonra bunların Kocaeli taktik atıcılık (ismi tam hatırlamıyorum) derneğinden olduklarını anladım. Zira standları da vardı. Ben bir motosiklet festivaline bunu yakıştıramadım. Herkesin eğlendiği hoşça vakit geçirdiği alanda ellerinde replica olduğunu düşündüğüm silahlar ile ve kamuflaj giysileri ile gezinen insanlar yersiz. Neyin gösterişi olduğunu geçiyorum.

Çadır

kurmak için alanda gezindim ama pek de yer yoktu. Çadırlar dip dibe kurulmuşlardı. Bunun geceliğin sıkıntı yaratacağı düşüncesi ile akşam direkt dönmeye karar verdim.

Alanda yiyecek için köfteci dönerci boca çay kahve servisi yapan standa/mekanlar kurulmuş. Fiyatlar son derece makul idi. İsteyenler dışarıdan alışverişte yapıyorlardı.
KOMOTO üyeleri iyi organize olmuşlar telsizler ile iletişim halinde idiler. Örneğin ormanda ateş yakanları sürekli takip ediyorlardı. Tuvalet adedi ve kalitesi ise yetersiz idi. Plaj işletmesine ait WC’ler kullanılmış. Son derece iptidai ve sayıları az. Tabi bir yerde bu Kerpe’deki işletmenin eksikliği.

Bu arada hediye çekilişleri bitti. Anonsu yapılan Karambol isimli grubu beklemeye başladık.

Aslında akşa1955 bmw trimmed Adsızm Flört ve Retrobus konserleri de olacak. Program bayağı yoğun.  Bu arada gözüme eski tek silindirli motoru ile sürücüsü ilişti. bu yaklaşık 10 sene evvel Kırka’da düzenlediğimiz festivalde tanıştığımız İzmit’li dost olabilir mi? Baktım ilerde park etmiş ve sohbet başlamış. Evet 10 sene evvel Minsk sürücüsü arkadaşı ile Kırka’da bize yaprak sarma ikram eden sürücü. Arkadaşı Minsk’i satıp MZ almış. Haftaya da Gökçeada festivaline gidecek imiş. Oda hatırlar gibi oldu.

 

Bu arada anons edilen veya programda olan konserler bir türlü başlayamadılar. Çok da sorun değil zira akortlar ses testleri filan yapılıyordu. Tam motora binerken Africa Twin hakkında Gemlik’ten 2 arkadaş ile güzel sohbet ettik. Ama gönülleri Tenere’de. Hayırlı olsun dedim.

Ve en kısa yoldan yani ana yollardan dönüşe geçtim. 2.5 saatte de döndüm. Keşke vaktim olsa ve ikincil yollardan çok daha güvenli bir sürüş ile dönse idim.

Sürücüler öndeki araç ile ara mesafeyi korumuyor dibinize kadar gelip yakın mesafe de takip ediyorlar. Fren yaparsanız size arkadan vurmaları iş bile değil. Hız sınırının üzerine çıkmama rağmen durum değişmiyor. Düşünün hava karanlık, gidiş dönüş toplam 2 veya 3 şerit bir yolda görüş az iken daha da hızlı gitmek isteyen bir güruhun içindesiniz. Bir kaç tanesine yol vererek kurtuldum. En son sis lambaları ile arkamdan gelen ve gözlerimi kamaştıran sürücü ile kırmızı ışıklarda konuşma fırsatım oldu. Neden sis lambaların açık göremiyorum dedim, farkında bile değil kapattı. Oda bana neden gaz kesip saçmaladığımı sordu? Yola sağdan girmekte olan aracın farkında bile değildi kendisi. İzah ettim. Anlamadı. Önce arkamda kaldı, daha sonra hız sınırının çok üstünde beni solladı, umarım huzura ermiştir.

Evet akşam eve geldim her şeye rağmen yolda olmak ve yeni insanlar ile tanışmak güzel. Umarım özgün ismi ile KOMOTO seneye daha da güzel bir festival düzenler ve bizde gideriz.

 

Küba’yı Keşfederken “Mi Moto Fidel Motosikletle Egzotik bir Küba Gezisi”

mi motoKitap kapağı EGZOTİK dese de  REALİST demek daha doğru olabilirdi.
Yazar Christopher Baker Küba hakkında bilgili.  Bu sıradan bir motora bindik hoop Küba’dayız, gezisi değil.  Yıllar öncesinden planlanmış bir rotası ve yazarın politik görüşlerini de içeren bir keşif demek daha doğru olur.
Yazar 1994 yılında ülkeyi ziyaret ediyor. Daisy isimli bir “Havanero” ile ilişkisi gelişiyor. Herhalde bu sayede lokal hayatı iyice tanımaya başlıyor. Daisy ile evlenme noktasına kadar geliyorlar.

1995 Yılında Havana’ya art arda birkaç ziyaret yapıyor.
1996 Yılında Motosikletini Küba’ya götürüyor ve keşif başlıyor.  Keşif 60+30 gün sürüyor.
1997 ‘de kitap basılıyor.
1999’da Havana’ya 6 hafta geçirmek için geri dönüyor.  3 sene öncesine göre şehri değişmiş buluyor.  İzlenimleri detaylı yazmış.

1996 yılında fırtınalı bir havada keşif başlıyor.  İlk haftalar aslında oldukça neşeli de geçiyor.  Yazarın gece hayatına ve beşeri ilişkileri kitabı daha da renkli kılıyor.
İngiliz Yazar Küba devrimine saygı duyuyor ve Amerikan ambargosunu sert eleştiriyor.  Ama yollarda kilometresi arttıkça edindiği deneyimler ile ülkenin ambargo dışında sorunları olduğunu ilk ağızdan dinliyor görüyor.  Sorun gittikçe ağırlaşan yönetim. Buna karşın Kübalı’ların sonsuz yaşam enerjisi ona ümit veriyor diyelim.  Detaylar kolayca okunan bu kitapta.

Yazarın Küba le ilişkisi bu kitap ile sınırlı değil.  İlerleyen yıllarda (2003 ve 2006) arasında Küba Havana ve Küba’daki klasik Amerikan arabaları üzerine kitaplar yazdığını da not edelim.  Halen Küba’ya turlar düzenliyor. İsterseniz motosiklet turuna katılabilirsiniz.

Peki bu kitabı nerede bulabilirsiniz? Bendeki oldukça eski bir kopyası.  Halen raflarda olduğunu düşünmüyorum en azından görmedim.  Tavsiyem daha önce olduğu gibi www.nadirkitap.com olacak.
Motosiklet tutkunuz varsa zaten eliniz mecbur almalısınız.  Ama Küba’nın coğrafyası kadar sosyal yapısı ile de ilgileniyorsanız tavsiye ederim.

Tecrübe sonsuz bir süreçtir.

Motor titremeye başladı.  Uzak bir köydeki gariban benzinciden depoyu dolduralı henüz 5 km olmamış idi.  Geçer dedik.
Geçmedi.  Titremeler arttı. ABS lambası yanmaya (ABS devre dışı) başladı.  Motor sarsılıyor gaz kesiyor hatta stop ediyordu.  Bir benzinciden alınan benzin katkısı da fayda etmedi.

Hava kararmaya başladı.  Karanlıkta titremeler ile birlikte ön farın da sönüp yandığı fark edildi. İlk ciddi benzinci de depodaki benzin hortum ile emildi ve boşaltıldı.  Yeni benzin alındı.  Sorun 35km daha sorun devam etti ve bitti.

Takiben otoyolda geçen son 30km sorun yoktu. Ta ki otoyoldan çıkıncaya dek.  Tekrar hafif silkinmeler başladı.  Ertesi günü test ederiz geç oldu dedik.

Pazar günü kısa yol testi sırasında;
– ABS ilk  km kadar devrede kalıyor daha sonra devre dışı oluyordu.  Bu sırada sert frenleme ile test edildi. ABS’nin önce devrede olduğu daha sonra se çıktığı (ve arka tekerin kaydığı) gözlendi.
– Motor gene az da olsa silkeliyordu.
Depodaki benzin artık temiz olduğuna göre aklıma kötü senaryolar gelmeye başladı.
Servisten biri ile telefonda konuşuldu, ilk defa böyle bir şey duyduklarını söyleyen teknisyen servise gelin dedi.  Enteresan olan bu esnada EFI yani enjeksiyon ikazı hiç yanmadı.

Pazartesi sabahı motor servise götürüldü.  Sorun anlatılınca herkesin yüzü düştü, tabi benimde!
Esengül Honda Ali Bey motoru lifte aldırıp direk aküyü söküp bakın dedi.  Ben anlamaya çalışırken akü negatif kutup başının gevşediği ortaya çıktı.
Yani akü saniye bazında kesiyor, enjeksiyon devre ve ABS devre dışı kalıyor, ön farlar yanıp sönüyordu. Sarsıntıda tekrar kontak sağlanınca motor toparlıyor ve bu böyle sürüp gidiyordu. Otobanda düz asfaltta titreşim en alt düzeyde olduğu için sorun o an kesiliyordu.
Akü başları ince zımpara ile temizlenip takıldı ve sorun anında bitti!

Demek ki neymiş?
1-Battery tender takma için sökülen akü adam gibi takılacakmış!
2- Ön yargılı olunmayacak eldeki tüm veriler değerlendirilecekmiş!  Ben benzine taktığım için diğer verileri (ön farın yanıp sönmesi, EFI’nin yanmaması) göz ardı ettim.

İyi sürüşler herkese

 

 

 

F800GS Satıldı!

f800gs SOLDEveet F800GS yeni sahibine kavuştu.  Malum satış sitesi * üzerinden alıcısını buldu.  Burada edindiğim tecrübeleri kısaca paylaşmak isterim.

ALICI iseniz;

  • Ucuz etin yahnisi yavan olur diye bir atalar sözü var. Anlamını burada yazmıyorum, bir zahmet öğreniverin.
  • Fiyatı öldürmek için teklif ettiğiniz rakamlara dikkat edin. Satıcı bu ölü fiyatı kabul ederse büyük bir ihtimal ile sorunlu motor alıyorsunuz.  Satıcıda sizin gibi diğer ilanlara bakıyor ve piyasa fiyatlarını biliyor.  100 birim değer biçtiği motora gelen mesela 80 birim fiyatı neden kabul ediyor?  Veya muadilleri 100 birim olan bir motora neden 80 fiyat biçiyor?  Bir düşünün.
    Kısaca ölmüş eşek aramayın bulabilirsiniz, elinizde kalır!
  • Bir zahmet motoru görüp pazarlık yapın. Ucuz ise alırım mantığı ile alacağınız sorunlu motor size bakım ve tamir masrafları olarak geri dönecektir.  Hafta sonlarınızı ustalar ile geçirmeye hazır mısınız?
  • “Getirin ustam motoru görsün” demeyin ustanızı alıp da getirin ve işi hızla bitirin. Yoksa kaçan balık büyük olur.

Nitekim mantıklı bir teklif ile gelip motoru görüp kaporasını veren alıcı malı kaptı.  Üzerine 5 alıcı daha aradı ve ille de alalım diye ısrarcı oldular.  Kaparo verelim, hemen yola çıkalım (şehir dışından)  diyerek hala pazarlık etmek isteyenler de oldu.  Peki, ama neden?

Fiyat düşsün diye beklemenin mantığı yok ciddi alıcı iseniz bütçenizi belirleyin ve buna uyan motorları  gidip görün, işi bitirin.  Ondan sonra yok efendim bu benim hayallerimin motoru ille de bana satın diye uzatmayın.

Son olarak kaporasının alındığı malum sitede* yazan motor için telefon edip “Motor duruyor mu?” diye ukalalık etmeyin, komik oluyorsunuz. Benden söylemesi.

* sahibinden.c*m

Husqvarna Peryodik Bakım

Uzun süredir Husky’yi ihmal ettim.  Aküsünü ara şarj etmekten başka hiç ilgilenemedim.  Eh bugün önce aküyü şarja taktım.  Sanırım 2009 model akü artık pek şarj tutmuyor. Daha sık bakım yapmalı idim.  Bir şekilde kolaylıkla çalıştı.  Tipik silindirin önündeki atık yağları yaktı önce.  Sonra tamam.  Stop etmeme rağmen biraz itince kolaylıkla çalıştı motor.
Benzinciden tedarik edilen Castrol yağ ile (motor soğuduktan sonra) işe giriştim.  Bu motoru sehpaya tek başına almak  o kadar kolay ki!  Karterin altında 2 tapa var.  Önce bunları söktüm biraz bekledim.  Yağ iyice kesilince önce yağ filtresinin kapağını açtım.  Buradan biraz daha yağ döküldü.  Takiben motorun sol tarafındaki çelik filtre kapağını söktüm ve çıkardım.  Buradan da biraz yağ döküldü. Aslında bir çelik filtre daha var.  Bunun için motorun sol kapağını sökmek gerek.  Bununla uğraşmadım.
Yapılan kontrollerde;
– Yağ tapasının mıknatısında biraz krem gibi yağ vardı ama metal parça yoktu.
– Çelik filtrede takılı bir parça yoktu.  Bunlar iyiye işaret tabi.
Elimdeki yedek HİFLO yağ filtresini taktım.   WD40 ile temizledikten sonra alt tapaları ve çelik filtreyi yerine taktım.
Motor 1.2 litre gibi yağ aldı.
Tüm bu işler 1 saatimi dahi almadı.  Tek silindirin bu kolaylığını ve basitliğini çok seviyorum.
Açıkça fotoğraf çekmedim ama isterseniz aşağıdaki linklere TE ve SM 610 için güzel ipuçları var.
Bu filmde TE sanırım 2009 öncesi zira 2. çelik filtre dışarda. İzleyin.
Burada SM yani süper moto modelinin yağ değişimi var.  Blok aynı izleyin.

 

Honda Africa Twin Aksesuarlar

Motoru alalı ve tabi eklemeler yapmaya başlayalı çok oldu.  Ufak bir kaç kamp gezisi de yaptım.  Şimdi neler ekledik, kısa özet geçelim.

1- Arka Çanta
Bir dosttan edinilen 45 litre Hepco Becker Rimowa Topcase kolaylıkla adapte oldu.  Oldukça geniş iç hacmi var.  Fena da durmadı.

2- Koruma Demiri
Piyasada farklı demirler var.  Ben İzmir’li üretici Özer Reisoğlu’nu tercih ettim.  Özer farklı motosikletlere koruma demiri tasarlayıp üreten ve en önemlisi motor kullanan bir dost.  Africa için 2 farklı ürün var.  Biri siyah mat diğeri paslanmaz çelik olan.  Aralarında bir fiyat farkı da var.  Ben çok daha şık durduğu için paslanmaz olanı tercih ettim.  tek başıma monte ettim.  Montaj şemaları montaj için yeterli.

3- Orta Ayak
Eveet, işte bu seçim önemli.  Honda orjinal orta ayak piyasada pek bulunmuyor.  Bulsanız da fiyatı pahalı.  Ben SW MOTECH tercih ettim.  (F800 motorumda da farklı SW MOTECH ürünler kullandım ve çok memnun kaldım).   SW orta sehpayı monte edip memnun kalan arkadaşlardan da olumlu görüş alınca Hsanpaşa Motostart’dan satın aldım.
Montaj sırasında zaten Honda’nın bu orta sehpa için alt yapıyı hazırladığını gördüm.  Yani şasi de gereken yapı hazır. Montaj çok  zor değil ama yay parçası hariç!
Sehpayı yerinde tutan yay çok sert.  Bunu takmak için SW Motech aslında bir parça da tasarlamış. Tabi benim bundan haberim yok idi.  Oldukça uğraşarak yayı yerine oturttum.  Farklı aletler ile denemeler işe yaradı.  Tecrübeli değilseniz ve tek başınıza iseniz orta sehpa montajını tavsiye etmem. Eğer yay kontrolden çıkar ve fırlar ise size zarar verebilir.

Peki şimdi sırada ne var derseniz elcik ısıtma ve usb/çakmak adaptörü derim.

 

 

 

İrfan Kipman, 1949’lerden bir motorize seyyah

m-irfan-kipman
Dolmabahçe’den hareket, sepetli motorlara dikkat!

İsmine bir dergi makalesinde yaşadım Mehmet İrfan Kitapman Beyefendinin.  2 Temmuz 1949 yılında yayınlanan “Her Hafta” dergisinde hakkında 1 sayfa haber ve motosikleti üzerinde resimleri vardı tabi ki siyah beyaz.  Rota dehşet. Tam bir dünya turu.  Bugün bu rotayı yapmak zor.  Yollar daha iyi, motosikletler de öyle.  Her yerde işe yarayan GPS’lerimizde var.   Ama mesela İrfan Bey’in rotasında yer alan Kabil’e karadan gitmek kabil değil artık!

m-irfan-kipman-resim-2Biraz daha araştırınca İrfan Bey’in müzisyen olduğunu tangolar beslediğini öğrendim.  Nallıhan’da kaza geçirip iyileştiğini ve yola devam ettiğini.  Sonrası için ise bir bilgi yok.

İrfan Bey’i tanıyanlar varsa hatıratını bilenler bana yazarlarsa sevinirim.

 

m irfan kipman rota.jpg

m-irfan-kipman-makale-1m-irfan-kipman-makale-2

Africa Twin geldi, bre savulun!

Evet gelelim Africa Twin veya namı diğer CRF 1000 testine.  Honda çok güzel bir organizasyon ile Şile’de Africa Twin için bir tanıtım organizasyonu yaptı.  Kendilerini tebrik ederim.  Tabi bir hafta süren bu organizasyonu işlerim sebebi ile komple kaçırdım.
 
Ama Honda ekibi fuarda rica edince buyurun gelin dediler.  Hay Allah razı olsun!  Pazartesi için randevulaştık.  Siyah DCT motoru verdiler.  Önce eğitim pistinde kısa turaladım. Motorda aksesuar olarak uzun tur camı 3’lü çanta seti ve ayakta vites vardı.
 
Motor çok dengeli. Dönüşleri çok güzel.  Sert fren denedim tam gaz ( 1,2 vites) ve sert ön arka fren.  Nefis duruyor ve bu arada vites küçülterek kompresyon da yapıyor.  D modu malum 3 adet de S modu var.  D modu gayet iyi.  S modu çok da agresif gelmedi.
 
Haydi çıktık yola. Rüzgar koruma çok çok iyi.  Türbulans minimum.  Hava sakin ve rüzgar yok.  Arka çanta seti yalpa veya dengesizliğe sebep olmadı. Arada kısa da toprakta sürdüm.  Sert toprak çok da zorlamadım.  Bana göre ayarlı olmayan amortisörler ile gayet güzel yol alıyor.  Çukur vs geçiyor.  Ama bu çok light bir test oldu.

Döndük yola.  Asfalt virajlarda vites geçileri pürüzsüz ve sorunsuz.  Farklı S modlarını denedim.  Tabi S modunda vitesleri daha yüksek devirlerde değiştiriyor.

 

Ama esas şık olan bir buton ile manuele alabilir ve sol manetteki tuşlar ile vites değiştirebilirsiniz.  Opsiyonel ayaktan viteste kullanmak mümkün. Ve motor bunlara mükemmel cevap veriyor. Derhal hızlanıyor.  130 giderken ani gazladığımda sanki lineer hızlanmadı gibi hissettim.  Ama sonra kopup gidiyor.  170’i geçince ben gaz kestim.  Emanet motor ne olur ne olmaz. 
 
Üstüne çok kısa ve kapalı alanda düz olanı da denedim.  Valla o da çok çok güzel.  Vitesler şıkır şıkır.  Motor atik.  Ama o an düşük hızda 2 de kaldığımı hissettim.  İşte DCT buna izin vermedi daha önce, hemen doğru vitesi buldu.
 
Sele altında basit bir kanca sistemi ile yükseklik ayarlanabiliyor.  Akıllıca.

 

Sonuç:  Bravo Honda.  Her 2 sürümü de süper.  Ama DCT ile geri dönmek bence en riskli ve iddialı hamle olmuş.  Africa Twin hakikaten muhteşem olmuş.