Kategori: Rock

“Through the roof under ground” by Gogol Bordello

Gogol Bordello vaktinde İstanbul’da konser de vermişti.  Hatırlar mısınız?
Farklı bir müzikleri var.  Köken Roman çingene,  felsefeleri ise bunun üstüne koyuyor. Aktivist mi dersiniz?  İsyankar mı? İnceden anarşist mi?
Ukrayna’lı müzisyenler New York’ta bir şekilde grup olarak Gypsy Punk müzik icra ediyorlar.  Ön planda hareketli ritimler olsa da sözler sağlam ve düşündürüyor.  Halen Avrupa ve Amerika’da turnede olduklarını web sitelerinden öğreniyoruz.

Bakın aşağıdaki şarkı “Through the roof under ground”.   Bu şehrin her köşesinde senin için tuzak kurmuşlarsa diye başlıyor.  (Tercümesi için google translate öneriyorum).

When there’s a trap set up for you
In every corner of this town
And so you learn the only way to go is underground
When there’s a trap set up for you
In every corner of your room
And so you learn the only way to go is through the roof
Ooohoohoooh through the roof, underground
And as we’re crossing border after border
We realize that difference is none
It’s underdogs who, and if you want it
You always have to make your own fun
And as the upperdog leisurely sighing
The local cultures are dying and dying
The programmed robots are buying and buying
And a psycho load of freaks they are still trying trying
Ooohoohoooh through the roof, underground
And as the boy scouts learn to read between the lines
The silver rabbits hop between their fathers’ lies
And boy scouts ask “Where? Where do they go?”
They go to the country that they only know
Just like their meanings they lay between the lines
Between the borders their real countries hide
The strategigo’s saw their advertise
Their strategy of being is one of in-your-face disguise
Ooohoohoooh through the roof, underground!
And when their own walls they will a-crumble,
And all the systems will be discumbumbled,
Around the stump of bigotry, our own [Ukrainian].
Ooohoohoooh through the roof, underground
Ooohoohoooh through the roof, and underground
Ooohoohoooh through the roof, underground
Ooohoohoooh through the roof! Underground!
Through the roof! And underground!
Through the roof! Underground!

Son Sultan Ahmet Ertegün “Rock’n Roll’un” Yükselişi

ertegün son sultanEvet kitabın adı oldukça uzun.  Ama Atlantic Plağın kurucusu Ehmet Ertegün’ün hayatı söz konusu olunca, gayet normal.  Kitap oldukça kalın ve kapsamlı 550 sayfaya yakın.  Sizi sürüklüyor ama bir oturuşta okunması mümkün değil.

Doğru da değil çünkü 1920’lerden başlayıp 2000’lere dek süren hikaye bu.  Öncelikle Ahmet Ertegün’ün babasının kısa bir öz geçmişi var. ABD’deki ilk Türk Baş Konsolosu olan Mehmet Münir Beyefendinin Osmanlı’da memur iken Yeni Türk Cumhuriyetine yani Ankara’ya sorunları çözmek için gönderilir!  Mustafa Kemal İstanbul’u tanımadıklarını ama kendileri ile vatandaş olarak görüşeceklerini söyler.  Sonunda da kendilerini “rehin” alarak Ankara’ya götürür!  Türkiye Cumhuriyetini bu şekilde net olarak tanıyan Ahmet Ertegün kendini ABD başkonsolosu olarak bulur.  (Lütfen arada geçen olaylar için kitabı alınız).

Saygı duyulan, fikir danışılan bir elçidir.  ABD başkanı 2.Dünya hakkında fikirlerine başvurur mesela!

Ahmet Ertegün 2 yaşında ülkesinden ayrılmıştır.  Okul hayatı başlar.  Ağabeyi Nesimi ile müzik hele zenci müziği jazz blues onlar için tutkudur.  Unutmayın ırkçılığın zirvede olduğu ABD’de zenciler batakhanelerde çalmaktadırlar.  Ahmet sürekli bunları takip eder ve plak biriktirir.  O kadarki ilk işlerine sermaye olması için satacak kadar!  Tüm ülkeyi gezer sanatçılar keşfeder. Atlantic gelişir. Ray Charles Atlantic Records’un sanatçısıdır mesela.

Enteresan olan Ahmet Ertegün zamanı geldiğinde şirketi JAzz ağırlıktan Roock’n Roll’da dominant bir duruma getirmeyi de bilir.  Rolling Stones ile anlaşma yapar.  Yıllarca çalışırlar.  1998 yılında 75 yaşında iken Kid Rock’ı keşfeder.  Enerjisi bu kadar yoğun bir insana saygı duymak gerekir.

Tabi iş hayatında ayrılmalar birleşmeler, satın almalar hepsini yaşar.  Şirketini de bir kayıt stüdyosunu yönettiği gibi yönetir.  Hayır aslında kayıt stüdyosunu çok ama çok daha mükemmeliyetçi olarak yönetir. Sanırım Still and ANsh kayıt yaparken anılarında derlerki stüdyoya gelen Ahmet’in nasıl sound’u yakalamalarına ön ayak olduğunu anlatırlar.  Aslında bu tüm sanatçıları içinde geçerlidir.

Peki bu kitap niye okunmalı;

Artık geri gelmesi mümkün olmayan 1930 ile 2000’ler arası müzik dünyasına  veya genelde o döneme ilginiz varsa,

Rock’n Roll tarihine müziğine ilginiz varsa,

Başarılı bir iş adamını tanımak istiyorsanız,

Mutlaka okuyun derim.

 

Mavi Sakal

mavsakal
Yıllar önce Ankara’da iş toplantıları bittiğinde ana caddelerin birindeki müzik dükkanında rastlamıştım Mavi Sakal’ın kasetine.  İsmi “Çektir Git”.  Esprili sözler her şeyle alay ediyordu.  Küfür etmeden üstelik.
En öne çıkıp popüler olma kaygıları hiç olmadı. 1998 yılında yayınlanan Kan Kokusu İskandinavya’da kaydedilmiş nefis bir albümdür.  Ve bu albümdeki “BALTA” ayrıca güzeldir.
Yıllar sonra bir araya gelip Kadıköy’de resmen underground yani bodrum katında yer alan Kadıköy Sahnesinde konser verdiler.  Evet mekan yer altında ama havalandırma servis gayet iyi.  Hele konsere gelenler.  Hangi rock konserinde ayağınıza basan biri sizden 2 kez özür diler. Mavi Sakal’ın işte böyle bir izleyici kitlesi var.
Başarılı konserdi.  Yeni albümleri “Naklen”‘den ve eskilerden çaldılar.  Mekanı doldurdular.
Türkçe Rock seviyorsanız, takip edin gidin derim.

Continue reading “Mavi Sakal”

ROCK-FM – LA BARBA – ÇAKALLIKLARINIZ!

94.5 frekansından yayın yapan ROCK-FM’de her akşam La Barba isimli bir program vardır.  Mesut Süre yayındadır.  Aynı zamanda tiyatrocu olan Mesut telefonda alır programa.  Az müzik vardır, daha çokta konuşma.
http://www.rockfm.com.tr/

Bu akşam programda yalnızdı, dinleyiciden telefon ile bağlanarak çakallıklarını anlatmalarını istedi!  Normalde 10 dakikada 1 kişinin bağlandığı program adam almadı.  Sürekli arayanlar ve yaptıklarını anlatanlar!  Kimi masum kimisi ise suç unsuru içeren itiraflar.
Bir yanda bir annenin çocuklarına laf geçirmek için gerekenin tam tersini söylemesi (ve çocukların yapması) gibi naif durumlar, öte yanda 4 misli fiyatla halı satanlar, gümrüklerde evrakta sahtecilik gibi kriminale kayan vakalar.
Mesut’ta şaşırdı bir noktadan sonra.  Hatta bazı dinleyicileri tersledi, bu yaptığınız doğru ve güzel değil diyerek!  Bu programda mizah yok diyerek devam etti.  Aman canım hepsine de inanmamak gerekir dedi.
Peki neden normalde 2 kelam edemeyen dinleyici birdenbire telefonlara sarıldı? Programın son 1 saat anlatılan ve pekte masum olmayan hikayeler neden ortaya döküldü?

Bir radyo programından genelleme yapmak ve fikir üretmek sağlıklı olmayabilir.  Ve fakat toplumu neye nasıl tepki verdiğini dinlemek enteresandı.