Royal Enfield HIMALAYAN, farklı bir Enduro

himaayan

Royal Enfield’i tanıyor musunuz?  Aslında ilginç bir hikayesi var.  Firma aslen İngiliz.  Hindistan’a bir şekilde lisans veriyor ve ve Royal Enfield Bullet’ın imalatı başlıyor.  Derken esas firma İngiltere’de kapanıyor.  Ama Hindistan’da aynı motoru yıllarca yapıyorlar.  Derken motor yaşayan bir klasik oluyor!
Royal Enfield son yıllarda motorlarının klasik çizgilerini korurken teknolojilerini iyileştirmeye başladı.  Mesela disk fren kullanmaya başladılar gibi.  Ama klasik çizgilerden ödün vermeden.
Esas sürpriz ise bu sene yeni bir enduro motoru ile geldi:  Himalayan!
Motorun farklı bir çizgisi var. Kopya çekmeden kendi tarzlarını yaratmışlar. Bravo.
Tek silindir ve oldukça hafif.  Kısa süre Karaköy Sirkeci trafiğinde kullandım.  Oturuşu dik ve rahat.  Göstergeler yerinde.  Vites göstergesi de var.  Motor vitesleri güzel geçiyor.  Motor çok güçlü değil (400cc ve 26 beygir).   5 Vitesli.  Web sitelerinde 196 kilo ağırlık vermişler. Bana daha hafif geldi.  Yoğun trafikte dar manevralarda yormuyor.  Motorda ABS var.  Kısa sürüş esnasında frenler fena değil. Motor 1. viteste  gaz açınca titreşimli ama bu yeni olmasından da kaynaklanabilir.
Ve kornası çok güçlü.  Zira Hindistan’da bu şart.  Eh Istanbul içinde güçlü korna candır…
Genel kalitesi fena değil.  Royal Enfield’in cesaretle kendi tarzını yaratıyor olması takdir edilmeli.
Japon rakiplerine göre daha ekonomik fiyatı ile iddialı olabilir.  Denemek  ve uzun yol yapmak lazım.

Reklamlar

Londra Motosiklet Müzesi

23519138_1584216594972187_3176376096469902857_nİsminden de anlaşılacağı üzere Müze Londra’da.  Metro alt yapısı ve otobüs ile ulaşım mümkün.  Peki bu müzeye gitmeye değer mi?  Değer,  bakın neden.
Müzenin kurucusu olan Bill Crosby 1932 doğumlu.  2. Dünya savaşını yaşıyor.  Savaşı takiben motosiklet dükkanı açıyor ve halen aynı adreste bulunuyor.  İlk aldığı bayilikler Mobylette NSU ve Excelsior.  Bu hali ile Bill yaşayan tarih.

1960 ile 1970 yılları arasında motosiklet toplamaya başlıyor.  Bir arkadaşı neden bunları sergilemiyorsun diye sorunca 1970’li yıllarda sergi işi başlıyor.  Müze 3 kez yer değiştirip bugünkü adresine geliyor.  Eski bir çiftliğe.
London Motorcyle Museum  

Facebook üzerinde de sayfaları var. Bolca resimli.

Müzede 2 ana salon var.  Bunlardan biri tamamen Triumph motorlara ayrılmış.  Çook eski yıllardan itibaren üretilen motorlardan birer tane var.
20180623_143301Özellikle V6 motoru görün ve hikayesini size gezdiren Bill’in oğlundan dinleyin.  Bir meraklı 2 tane 3 silindir Triumph bloğunu kullanarak V6 motor yapıyor. Müzedekinin dışında 1 tane daha var der.    İnanılmaz.

20180623_152336Diğer salon ise ağırlıkla artık üretimde olmayan İngiliz motorlarına ayrılmış.  Ariel Square Four en baş köşede.

Greg Staves isimli uzun yol motorcusunun motoru da orada.  Greg Motosikleti ile Amerika kıtasını boydan geçtiği motor müzede.  Kendisi aramızdan ayrılmış ama hatırası burada ve hala kanser araştırmaları için destek istiyor.

Müzeden çıkarken dükkanın adresini aldık.  Ve hikaye burada başladı aslında.  Otobüs ile dükkan 15 dakika mesafede.  İçerisi 2. bir müze gibi.  Benzin depoları duvarda ve çok şıklar.  Bir Japon iş adamı 10.000Pound vermiş satmamışlar.  3. oğlu ve eşi ile Bill dükkanda.  Bir yandan Triumph motorları restore ediyorlar bir yanda hayata dönen AJS motorları satıyorlar. Royal Enfield’de satıyorlarmış ama distribütör değişince ticari ilişki sona ermiş. Servis talebi devam ediyor der.

 

Bill direk konuya giriyor, müzenin yıllık kirası 40.000 POUND. Zorlanıyorlar.  Müzeyi sürdürecek bir yol yordam arıyorlar.  Eski motorlarımı satıp ödüyorum diyor bu yaşlı motosiklet tutkunu.  Sonra soruyor, sizin ülkenizde loto talih kuşu var mı? Varsa oynayın. Kazanırsanız da bizi hatırlayın diyor.

Konuştukça adamlar anlatıyor biz dinliyoruz.  Halen klasik motosikletlere şasi yapan firmalardan bahsediyor, ve Triumph modelleri arasındaki farklardan.  Dükkanda klasik Triumphları topluyorlar.  Fotoğraflarda gördüğünüz motorlar yepyeni duruyorlar.

Son olarak internet üzerinden yedek parça satışları da var imiş.  Kendileri ile yazışırsanız eski klasik özellikle de İngiliz modellere her tür parçayı bulma ihtimaliniz çok fazla.   Ve tabi mutlaka ziyaret edin.

 

 

 

 

 

Husqvarna TE 610 Elektrik işleri, ve TUV Muayene!

Husqvarna’nın muayane zamanı gelmiş hatta geçmiş.  Aldık randevuyu. Muayene ücreti kadar da gecikme cezası alıyorlar.  Süper.

Muayeneye girmeden önce artık şarj tutmayan aküyü değiştirdim. Orjinal akü VARTA.  2008 motorda bu kadar dayandı. Piyasada YUASA VARTA ve EXİDE alternatifler var.  Exide’ı tecih ettim. KDV dahil 270TL.  Satıcı firmanın web  sitesi aşağıda. Bir çok semtte satış noktaları var.  Ben Maltepe’den aldım.
İSTANBUL AKÜ
Basit bir prosedürü var.  Ama asit ile işniz olduğundan evde yapmayın.  Firmada bunu yapıp size verebilir.  Asit tehlikeli değdiği yere ciddi zarar verir.  Kör olan biliyorum.
Aküyü doldurdum, 30 dakika bekledim, kapağını kapatıp akıllı şarj (battery tender) ile full şarj ettim.  Sabah tek marşda aldı.

Aldı aldı da korna yok.  Basıyoruz, tık yok.  İnternet’te sigortaların yerini aşağıdaki linkten buldum.
ADVRİDER Elektrik Aksamı
Right-Rear-labeledSöktük plastikleri, sigortalar sağlam.
Korna ön farı tutan plastiğin arkasında.  Söktük, baktık. Kornaya gelen kablolar da sağlam.

Orjinal korna yeri

Kornayı söktük verdik 12VDC, tık yok.  Evet korna sizlere ömür.  Oto parçacısından SEGER marka korna aldım 55DB 20TL.  Adapte etmek  zor olmadı.  Sonuç mükemmel.
Durum böyle, akşama muayenesi var, detayları aşağıda.

Muayene detaylarını kısaca özetler isek;
– Motosiklet muayenesi yapan ve cumartesi günleri de çalışan Masak ve Kızıltoprak istasyonları haftalarca dolu idi.  Randevu almak mümkün olmadı.
– Araç muayenesi de yapan Ümraniye TUV istasyonundan sıra aldım.
– İstasyonda önce kayıt sırası alıyorsunuz plaka ve kilometre bilginizi girince size bir numara veriyorlar. Sanırım motosikletlere öncelik var.  Akşam saat 16:00 istasyon 4 tekerli araçlar ile dolu idi.  Sanki bana kayıt sırası hızla geliverdi.
– NAKİT olarak muayene ücreti ve varsa gecikme ücretini (haraç mı desem?) ödüyor ve istasyonun araç çıkış bölümüne gidiyorsunuz.
– Burada motorlar sıra olmuş bekliyorlar.  Ayrı bir kısım ayırmışlar.  Girdik sıraya.
– PLAKA DA DELİK VAR MI?  Bu konuda kafalar karışık.
Benim anladığım şöyle:  Plaka da tahrifat yaparak EDS (kamera) sisteminde ihlal durumunda aracın tanınmasını engelleyen sürücüler var.  Polis bir genelge ile plakada delik vida başı olmayacak demiş.  Plakada delik var ise araç muayeneyi geçemiyor. Plakayı değiştirmeniz gerekiyor, 20 TL gibi bir ek masraf ve tabi zaman.
– Benim plakada vidalar dış çerçeve üzerinde.  Harf ve rakkamlar ile alakası yok.  Muayeneyi yapan memur kalır dedi.  Onun amiri ise yok geçer dedi!!!!  Ee ne olucak?
Eh geçtik.  Ve fakat bu kadar saçma bir kural olabilir mi?  Plaka gayet net okunuyor ise neden insanlara eziyet ederler anlamam.
Bu arada plakayı kapatan, üstüne zincir takarak okunmasını engelleyen, harf ve rakamlar üzerinde tahrifat yapan sürücüler,   YAPMAYIN! Yakışmıyor.
– Ha birde fren testi var ki, evlere şenlik.  Efendim motor 10km/s hızla giderken ön ve arka fen ile (ayrı ayrı) muayene eden elemanın gözetiminde duruyoruz veee fren testini geçiyoruz!  Önemli nokta sert fren yapmıyor ve tekerleri kitlemiyoruz.
Neyi test ettik biz şimdi?  Bu motor bu istasyona İstanbul trafiğinde geldi ise  frenleri bundan daha iyi zaten çalışıyor.  Arka tren kitlese ne olur kitlemese ne olur?  Zaten bir çok motorda ABS var istesen de kitleyemezsin.  Offroad motorlar ise arazi de zaten arka tekeri kitleyerek döner. vs vs vs.
Pardon ama bu muayene işi bence para toplamak için var hepsi bu.   Düşünün binlerce onbinlerce motordan 2 yılda bir 100 tl topluyorsun.  Rekabet yok!  Devlete payı veriyorsun,,, oh miss.

– Sonuç:  Evet 2 sene için muayeneyi geçtik.

Ve geldik hikayenin üzücü kısmına, haftaya Husky yeni sahibine gidiyor.  Kolay olmadı bu karar.  10 sene boyunca cidden çok zevk aldığım bir motordu.  Ama yakın bir dosta gidiyor olması bir teselli.

Rotasız Seyyah, Mehmet Genç’ten yol hikayeleri

big-rotasiz-seyyah-ciltli-yol-hikayeleri

2017 yılında basılan, ciltli kuşe kağıda basılmış nefis fotoğraflar içeren bir kitap bu.  Mehmet Genç gezilerinden anıları fotoğraflar ve videolar ile hazırlamış.    Her bölümün sonunda QR kodu tarayarak videolara ulaşmak mümkün.
Mehmet bir yazılım firmasında çalışırken kararını verip planlarını yapıyor ve düşüyor yollara.

Oldukça duyarlı.  Gittiği yerlerde yardımlar da organize ediyor. Ekvator’da Otavola’da şahit olduğu imkansızlıklar karşısında yaptıkları harika. Kahraman Türk lakabını hak etmiş.  Hasta yoksul insanlara derman olmuş.
Kitap bir rehber olma amacında değil diyor yazar. Evet bu standart bir rehber kitabı değil.  Öte yandan bu hayat ve coğrafyalar hakkında bilgi sahibi olmak için gayet de güzel bir rehber eser.  Okumanızı tavsiye ederim.

Mehmet’in gayet güzel bir web sitesi de var: http://www.rotasizseyyah.com/

 

 

“Hayata Yolculuk” Parasız Bisiklet ile Hasan Söylemez!

KiHasan Söylemeztaba bir kitapçıda rast geldim.  Üzerindeki etiket sökülmüş, okunmuş havası vardı.  Kapakta yazar 5 parasız bisiklet ile yaptığı Türkiye turunu vaat ediyordu.  Kısaca baktım, uzatmadan aldım.  İlk bakışta İstanbul’da iş temposundan ve yaşamdan isyan edip yola vuran biri daha diye düşündüm.

Kitabı aldıktan 2 ay sonra sıra geldi,  başladık okumaya.  Daha ilk kısımda Hasan’ın hiçte  sıradan olmayan yolculuğunun farkına varıyor insan. Evet gazetecidir ve günlük yaşamdan fena halde sıkılmaktadır.  Sonrası ise aslında planlı gelişir.  Bisiklet edinir.  Antrenmanlara başlar.  Ve Delta bisiklet ile tanışır.  Hasan bedava ücretsiz herhangi bir talepte bulunmamaktadır.  Bedelini çalışarak ödemek üzere yemek, barınma istemektedir.  Bu temel ve basit talebine çoğunlukla çok sıcak tepkiler almaktadır.

hasan soylemez dogu beyazıt

Hasan’ın yaptığı hem çok basit hemde çok ama çok zor!  Bisiklet ile binlerce kilometre yol yapmak aslında çok basit.  İhtiyacınız olan bir bisiklet malzemeler ve inanç sabır sebat….. Motosiklet ile kıyaslarsanız çok basit ve ucuz bir seyahat tercihi.  Üstelik çevre ile yoldaki insanlar ile çok daha fazla iletişim içindesiniz.

Öte yandan o pedallara sürekli basmak zorundasınız!  Eğer bir fiziki sorununuz yok ise eminim yolda hızla form tutar daha sağlıklı bir hayata da dönersiniz.  Peki tüm bunların üzerine bir de bu geziyi çalışıp para kazanarak yapmaya ne dersiniz?

Neden bu kadar zorlanayım, araba ile motor ile uçak ile gezerim diyor olabilirsiniz.  İşte o zaman bu kitabın sonundaki renkli karelere yani anılara sahip olamazsınız güzel kardeşim.  Türkiye’nin o güzel sıcak insanlarını bu kadar yakından tanıyamazsınız.

Dikkatimi çeken bir diğer konu ise ille de uzaklara gitmek zorunda değil insan.  Hasan’ın anıları İstanbul il sınırlarına varır varmaz başlıyor aslında.  Su ve dinlenme için durmak zorunda.  Yol kenarındaki satıcıları, köy kahvelerini tercih ediyor.  Ve bisiklet kendi deyimi ile aslında bir iletişim aracı oluyor.  Sohbet hızla başlıyor,  çaylar içiliyor…  Başka bir araç ile bu hızda bu samimiyette iletişim bence zor.

Peki yolda ona hediyeler iletenlere ne denir.  Düşünün her uğradığı benzinlikte bir paket onu beklemektedir.  Sonunda gizemli yardımsever ortaya çıkar. Araba ile seyahat eden bu yardımsever Hasan’ı yolda geçer. İnce bir düşünce ile benzinliklerde mola vereceğini tahmin ederek ona ufak hediyeler hazırlar.  Sonuncu da ismi telefonu da vardır.

Özgürlüğün aslında çok ucuz bir şey olduğunu belgeleyen bu kitabı okumanızı ispat eden bu kitabı tavsiye ederim.

hasan soylemez pic

Prag Motorcycle Show

prag motorcycles showPrag’ta denk gelince gitmemek olmazdı.  Enteresan bir organizasyon. Triumph, Ducati, JAWA, Moto Morini, NORTON (evet NORTON) Harley Davidson, KTM orada idi.  Enteresan olan 4 Japon’dan kimse katılmamıştı.  Tabi aksesuar giysi satanlarda standlarını kurmuşlardı.

Norton Commando modeli ile fuarda idi.  Ayrıca bir yarış motoru da yapmışlar V4 makine, 230 Beygir! İngiltere’de üretiyorlarmış.  Ucuz değiller ama çok şık ve farklılar.

Son çadırda yer alan modifiye/custom artık ne dersiniz motorlar ile lokal klüpler çok renkli bir ortam yaratmışlar.  Aşağıda resimlerden seçmeleri bulacaksınız. Eski JAWA’lardan harikalar yaratmışlar.  Bir çok lokal motosiklet festivali de var.  Dünyadaki en eski HOG (Harley sahipleri klüp Çek Cumhuriyetinde kurulmuş.  Harley Davidson
5 – 8 Temmuz 2018 tarihlerindeki festival ile 115. yılını kutluyor Prag’da.  Ve bu festivale ROLLING STONES gelecek imiş!!! Ne tür motora binerseniz binin buyurun gelin diyorlar!
https://h-d.prague115.com/

Aşağıda karma modifiye/Custom motorları bulacaksınız.  İyi seyirler.

 

2018 Motobike Istanbul

Fuar her zaman olduğu gibi Yeşilköy’deki Fuar alanında organize edildi.  Cumartesi günü ziyaret ettim.  Üst katta ağırlıklı üretici firmalar altta motosiklet aksesuarı giysi vs de satan firmalar yer almışlardı.
Kawasaki dışındaki büyük üreticilerin hepsi fuarda idi.  En son modellerin çoğunu getirmişler.  İçinde bulunduğumuz ekonomik durum göz önüne alınırsa gene de şanslıyız.
EMOK olarak gene üst orta kısımda idik.  Üyelerimiz ve dostlarımız ile buluştuk. Şimdi hızlı bir fuar turu ile izlenimlerimi paylaşmak isterim.

Honda yeni Goldwing ile yeni Africa Twin ADV modelini getirmiş.  stand çok kalabalık idi.  GW yeni tasarımı bence çok güzel.  Motor hafiflemiş ve güçlenmiş.  Daha iyi bir tur motoru olmuştur.  Ön amortisörlerde sürpriz bir değişiklik var.  Fiyatı ise oldukça yüksek.  Farklı sürümlerini bu tür motor severler değerlendirmeli.
Yeni Africa Twin daha büyük bir depo (24,2 lt) ve gösterge (full dijital) sunuyor.  O kadar büyük depoya gerek var mı?  Benim yok mesela (normal depo 18,8lt).  Boş ağırlık olarak da 10kg daha fazla standart Africa’ya göre.   Ama Mavi Beyaz rengi çok güzel.  Hani sırf o renk için de alınabilir. Bunun yanında Africa fuarda en iyi fiyat performans oranına sahip olan Enduro motoru.

BMW yeni F850’yi fuara getirmiş.  Motor 95HP gücünde, dolu ağırlık (tam dolu depo ile) 229kg.   Yeni amortisörler ve göstergeleri ile çok şık olmuş.  (Benim eski kasa F800GS 85 Beygir ve dolu ağırlık 215kg idi). 18.000EU’dan başlayan liste fiyatı ise çok yüksek.
Burada bir parantez açalım.  Enduro motoru nerede kullanacağınız önemli.  F800 hafifliği ve seri motoru ile sert toprak patikalarda offroad’da rakiplerine göre çok başarılı idi.  Oldukça da az yakıyordu. Ama deposunun 14 litre olması özellikle ana yollardan uzaklaşınca endişe ettiriyor idi.  Yeni f850’de yakıt deposu çok az 1 litre büyürken ağırlık 10kg artmış.

KTM, full seri fuarda idi. 1290 serisi dolu ağırlığı (23kg yakıt ile) 250kg, motor ise 160HP!!!  Önümüzde çok ama çok ciddi güçlü bir enduro var.  Bu gücü offorad’da kullanabilmek için mutlaka eğitim alınmalı ve spor yapılmalı.  Fiyat performans olarak söyleyebileceğim bu gücü kullanabilecek bilgi ve beceriniz varsa zaten pek rakibi olduğunu zannetmiyorum.  Asfalt zeminde otobanda gaz açmak değil bahsettiğim,  toprakda çamurda bu gücü kullanabilmek önemli olan.  Spor moto diğer tek silindirli safkanları da sergiliyordu.  Yalnız 690’ı göremedim. Euro4 uyumlu olmadığı için gelmiyor diye bir duyum aldım.

Husqvarna da fuarda idi.  Yeni 701 çok güzel.  Hafif ve güçlü. 700cc, 145kg, ve 74HP gibi bir güçten bahsediliyor!!  Eğer yolunuz Moğolistan ise işte bu lazım.  200kg+ motorlar ile o yollar çok zor.  Amortisörleri, şasisi çok kaliteli.  Motor çok yüksek.  Ve Çok güçlü.  Bence tek sıkıntı ise fiyatı! O günkü kur ile 60.000TL çok yüksek bir rakkam.

mt25 fuar

Fuarda Yamaha standında 09 ve 07 şasisi üzerine sunulan naked, touring ve retro modeller çok ilgi çekiyorlardı.  Super Tenere de orada idi, MT10’da.  Ama benim dikkatimi arkada duran bir motor çekti.  MT25 şasisi üzerine yapılmış bir cafe racer.  Bunu Avrupa’dan mı getirdiniz soruma deneyimli Yamaha Eğitmeni Metehan gülerek gel seni tasarımcısı arkadaşlar ile tanıştırayım dedi.  Evet iki TÜRK kardeş nefis iş çıkarmışlar.  Amaçları bu parçaları standart hale getirip tüm dünyaya satmak.  Motorda dikkati çeken özellikler özel imalat aluminyum benzin deposu, güçlü frenler, nefis deri sele, genel ahenk ve renk uyumu. Kendilerini tebrik ediyorum. Bunker Motorccyles firmasının web sitesinde diğer detayları bulacaksınız.


Ducati standında da GB Motor tarafından modifiye edilen 2 farklı scrambler dikkati çekiyordu.  Çok özenli ve güzel bir çalışma çıkarmışlar.  Bu motora standında yer veren Korlas’ı tebrik ederim.

“Haşırt Dı Blekbord” Kitap

hasirttheHaşırt the blackboard veya haşırt to the blackboard,  lise yıllarında nereden geldiğini tam da hatırlayamadığım bir laftır.  Hani kara tahtaya sözlüye kaldırılan ve birazdan kırı not alacak olan arkadaşlarımız için söylenirdi,,, galiba!
Zafer Algöz’ün son kitabının adı da bu.  Öztürk Serengil’in İzmir’de yaşadığı bir hikayaden geliyor.
Kitapta Alagöz’ün tiyatro sanatçısı olarak yaşadıkları var.  İsmen tanınan bir çok sanatçı aktör, tiyatrocu ve komik olaylar.  Santana ile ilgili olan kısmı İnternet’te her halde okumuşsunuzdur.  Bunun yanında bir çok farklı olay anı da var tabi.  Mesela Anadolu’da “Zırtçılar” diye bir tür meddahlar olduğun bu kitaptan öğrendim.  Trabzon’un Ganita kayalıkları ile doğası da kitap ta yer almış.
Açılışındaki ilk kısımdan son bölüme kadar gülerek okunan bir kitap.  Tavsiye ederim.

Kumda bir Çizgi

line in the sand comparo

12 Şubat 2018 Güncelleme:
Bu kitabın Türkçe baskısı Pegasus yayınlarından çıktı. Kitabın Linki:  “Kırmızı Çizgi” paylaşılamayan toprakların yakın tarihi.  Tavsiye ederim.

Bugün Ortadoğu’da yaşanan karmaşa ve savaşları anlamak için geçmişe bakmak lazım.  Pico Sykes anlaşmasını duydunuz mu?  Kitabın kapağında yer alan haritaya bakın.  Birde bugünkü Irak ile Suriye arasında yer alan sınıra bakın.

James Barr tarafından yazılan kitap İngiltere ve Fransa arasında bölgeye hakim olmak verdikleri mücadeleyi hatta gizli savaşı belgeleri ile anlatıyor. O kadar çok belge isim ve kaynak var ki  adeta ders kitabı gibi.  Bu kitabı aslında Türkçeye çevirip okullarda okutmalı, ki oynanmakta olan senaryoyu iyice anlayalım.  (evet kitabın Türkçe baskısı an için yok).
Kısa başlıklar yazarsak;
Lawrence eli ile Arap milliyetçiliği ile Osmanlı’ya karşı ayaklanma başlatılır.  Tabi tüm Ortadoğu hükümranlığı için Araplara sözler verilir.

Arka planda İngiltere ve Fransa Irak ile Suriye’yi paylaşırlar. Mr Sykes Ortadoğu hakkında uzman olduğuna Arapça ve Türkçe bildiğine Londra Hükümetini inandırmıştır.  (ki her iki dili de bilmemektedir kendisi).  Bir ucu Kudüs’te olan bir çizgi çekilir.  Üst taraf Fransa alt taraf ise İngiltere’ye ait olacaktır. Kenara da İsrail devletinin temelleri atılır.  Tabi bu planda ayaklanan ve Osmanlı’ya karşı savaşan Arap kabile ve milliyetçilerinin haberi yoktur!  Lawrence’de sonradan öğrenir, evet satılmıştır.  Bu ne ilk ne de son olacaktır bu bölgede.  Lawrence geri çağrılır, ve kızağa çekilir.  Görevini tamamlamıştır.

İngiltere ve Fransa birbirlerini zayıflatmak için el altından savaş başlatırlar.  Bu arada gerek birinci gerekse ikinci dünya savaşında müttefik olan Fransa ve İngiltere Ortadoğu’da bir yandan Alman istilasından çekinir öte yanda birbirleri ile kıyasıya mücadele ederler.

İlk başlarda bölgenin geleceğine bölge halkları karar versin diyen ABD, akabinde ve detayında petrolden pay ister hatta net olarak alır!

Önce Fransa Suriye’yi kaybeder.  Derken Lübnan’da kabine seçilir.  Bu arada Fransız ordusu yerel halka Şam’da ateş açar vurur öldürür.  İngilizler Irak’tan çekilir.

Son olarak İsrail’de hükümran olan İngilizler kendilerini bir terör dalgasının içinde bulurlar.   Hayfa Limanında 25 Kasım 1940’da PATRIA isimli gemi batırılır.  Gemide Avrupa’dan kaçan Museviler vardır. 1800 yolcudan 267 kişi ölür.  Gemiyi İsrail’li direniş örgütü Hagannah Fransız desteği ile batırmıştır gibi kötü söylentiler vardır.  Gemi Fransa’dan gelmiştir. Limana yolcularını boşaltmasına ise Kudüs’te hükümran İngilizler izin vermemektedirler!
1942’de ise Struma faciası yaşanır.  Romanya’dan Istanbul’a Musevi mülteciler ile gelen gemiye İsrail’e gitme izni verilmez.  Gemi Karadeniz’e açılır ve batar. Birkaç kişi kurtulur.   (Mavi Marmara’mı dediniz?  Ne enteresan rastlantı değil mi?).
Sonuçta İngilizler de Kudüs ve İsrail’den çekilirler.

Arada birde kurulan ismi Türk kendisi tamamen yabancı olan bir de petrol şirketi vardır.

İngilizce biliyor ve Ortadoğu bu hale nasıl geldi diyorsanız, bu kitabı edinip okuyun.

Şubat 2018 Güncellemesi:  Kitabın Türkçesi KIRMIZI ÇİZGİ adı ile Pagasus yayınlarından çıktı.  Kaçırmayın.

 

 

 

 

 

ÇÖP ve Sorumluluk

litter bugBu fotoğraf İstanbul’da bir fast food restoranında çekildi. Çocukları ve ailenin büyüğü dahil bir aile hamburgerlerini ısmarladılar.  Yediler ve bu çöp yığınını arkalarında bırakıp gittiler.  Resmin sağ üst köşesinde ise çöp kutusunu görüyorsunuz.  Zahmet edip tepsilerini 1.5 metre mesafedeki çöp kutusuna dökmediler.  Mutlu mesut arabalarına bindiler ve gittiler.  Resimde görünen yaşlı teyze ise onlara yetişmeye çalışan nineleri!
Bazen bir resim binlerce kelime ile anlatılamayacakları izah eder.
Ne düşünüyorlardı acaba?
“Hey parasını verdik aldık ve tükettik!  Bu kadar.  Bizden sonra oranın elemanı temizler olur biter.  Tabi masamızdaki çocuklarımıza da harika ötesi örnek olduk.  O çocukları da kendimiz gibi yetiştiriyoruz, daha ne yapalım.”
İkinci bir nokta ise lütfen ortaya çıkan atık miktarına dikkat edin.  Basit bir öğle yemeğinden sonra bu kadar çöp üretmek size doğru mu?