ÇÖP ve Sorumluluk

litter bugBu fotoğraf İstanbul’da bir fast food restoranında çekildi. Çocukları ve ailenin büyüğü dahil bir aile hamburgerlerini ısmarladılar.  Yediler ve bu çöp yığınını arkalarında bırakıp gittiler.  Resmin sağ üst köşesinde ise çöp kutusunu görüyorsunuz.  Zahmet edip tepsilerini 1.5 metre mesafedeki çöp kutusuna dökmediler.  Mutlu mesut arabalarına bindiler ve gittiler.  Resimde görünen yaşlı teyze ise onlara yetişmeye çalışan nineleri!
Bazen bir resim binlerce kelime ile anlatılamayacakları izah eder.
Ne düşünüyorlardı acaba?
“Hey parasını verdik aldık ve tükettik!  Bu kadar.  Bizden sonra oranın elemanı temizler olur biter.  Tabi masamızdaki çocuklarımıza da harika ötesi örnek olduk.  O çocukları da kendimiz gibi yetiştiriyoruz, daha ne yapalım.”
İkinci bir nokta ise lütfen ortaya çıkan atık miktarına dikkat edin.  Basit bir öğle yemeğinden sonra bu kadar çöp üretmek size doğru mu?

Reklamlar

Wish you were here.

gul1
Gül Göksel

Ne denebilir ki.  Yaşlar ilerler. Aileniz ve çevreniz genişler.  Hep iyi haber gelecek değil ya, bazen de sağlık haberleri alırsınız.  Bizden uzak olsun dersiniz, ama nereye kadar!
Bir bakarsınız en yakınınıza kadar gelmiştir ölüm, belki de değişmeyen tek gerçek.

Sıralı olsun dersiniz, Allah çektirmesin dersiniz.  Dua edersiniz.  Bir insanın gösterebileceği temel belkide içgüdüsel tepkilerdir bunlar, bilirsiniz.

Ah sevgili Gül, çok erken oldu bu.  Pırıl pırıl bir insandın. Aileni hep en önde tuttun, kendini ihmal ettin.  Öte yandan başarılı bir iş kadını idin. Firmanı kurdun, başarılı oldun.

Nur içinde yat, ve mekanın cennet olsun.  Seni hep hatırlayacağız.

 

komodo band trimmedAdsız

Kocaeli Motosiklet Klübü KOMOTO ilk festivallerini Kerpe’de düzenlemişler. Benim de son anda haberim oldu. 19 Ağustos Cumartesi sabahı yola çıkıp gitmeye karar verdim. Yol İstanbul’dan 2.5 saat, tabi eğer otoyol üzerinden giderseniz.

Kendime farklı bir alternatif rota buldum. Amacım mümkün olduğu kadar ikincil yollardan hatta orman yollarından gitmek idi. Sanırım becerdim stabilize toprak derken 4.5 saatte vardım Kerpe’ye, ana yolları tercih etmeyerek ne kadar iyi yaptığımı is dönüşte anladım.  Çünkü bu yollar çok daha güvenli.
EMOK bünyesinde bu festivallerin ilklerini yaşadık. Çok uğraştık çok insan tanıdık. Şimdi her hafta sonu farklı bir ilde festival var. Bu güzel bir gelişme, gördüğüm kadarı ile izimiz hakikaten yol oluyor.

Rota ve yolda yaşananlar ile başlayalım. Istanbul Kerpe arası ne kadar farklı olabilir diye düşünebiliriz. Buyurun detaylara;
3. Köprüden karşıya geçtim ve hemmen Riva çıkışından çıktım. Riva’yı pas geçip Göllü’ye geldim. Burada stabilize bir yola denize doğru (Kuzey) saptım.Bu patika/stabilize/toprak yol google maps’de var. Enduro motor ile çok keyifli. Ormanın içinden gezinerek Karakiraz’dan asfalta bağlandım. Aslında bu yol Sahilköy’e kadar gidiyor imiş. Bir daha sefere. Asfalta çıktık ve benzin göstergesinin ikazına bakarak ilk benzinciye girdim. Benzin alırken arka planda fiberglas’tan üretilmiş Lamborghini Countach kaportalarını gördüm. Kim yapıyor deyince güneş gözlüklü isminin Harun olduğunu öğrendim kişi ile sohbet başladı. Az ilerde bir hot rod bahçede buggyler dağınık duruyor. Countach’lara V8 motor takıyorlarmış.  İyi ki benzinim bitti de durdum derken istasyona içinde 3 adet “tip” ile Renault 21 girdi. Gaz kesitler camı açıp bir şey soracak gibi oldular. Derken istasyonda uyumakta olan bir köpeğe doğru ağır hız yaklaştılar yaklaştılar hop dur demeye kalmadan hayvanı eziverdiler. Geri al filan derken aracı kullanan ve insana benzeyen yaratık ileri sürdü ve hayvanı çiğneyiverdi. İstasyon görevlisi geç arabaya saldırdı ortalık karıştı gazlayıp kaçtılar. O ana dek tavla oynayan ve bana araçları gösteren çocuklar şoka girdiler ağlamaya başladılar. Harun minibüse atlayıp peşlerinden gitti. Ee bende bakayım dedim. Nasıl bir ruh hali içinde olduklarını anlayamadığım tipleri bulsam tek başıma ne yapacağımı da ayrıca düşünürken yolda Harun’a rastladım, ve ardından renault 21 ile 3 tipe! Uzatmayalım, sürücüyü nasıl ikna etti ise minibüse alan Harun Benzinliğe doğru döndü. Geçerken her şey kontrol altında der gibi bir el hareketi de yaptı. Bu kadar garabet yeter diyerek arka yollardan Kerpe’ye devam ettim.
Yolda insan düşünüyor ve anlam veremiyor. Sirk gibi bir ortamda yaşıyoruz. Bir sürücü nasıl bir evrim geçirip bu cehalete ulaşır? Bilemiyorum.

Akşam 19:00 gibi Festival alanına ulaştım. Yolda işaretleme ben hiç görmedim. Ama festival bir plajda olduğu için bulmak çok da zor olmadı. Kayıt olduk içeri girdik. O sırada hediye çekilişleri zaten başlamış idi. Plajın hemen önünde konser için sahne kurulmuş. Güçlü bir ses sistemi var. Diğer tarafında ise MStech, Honda, Polo, ve benzeri firmalar stand açmışlar. Kimi ürün tanıtıyor kimi ise aksesuar vs satıyor. O sırada gözüme kamuflaj giysileri ve yarı otomatik silahlar gezinen birkaç kişi çarptı. Anlam veremedim. Daha sonra bunların Kocaeli taktik atıcılık (ismi tam hatırlamıyorum) derneğinden olduklarını anladım. Zira standları da vardı. Ben bir motosiklet festivaline bunu yakıştıramadım. Herkesin eğlendiği hoşça vakit geçirdiği alanda ellerinde replica olduğunu düşündüğüm silahlar ile ve kamuflaj giysileri ile gezinen insanlar yersiz. Neyin gösterişi olduğunu geçiyorum.

Çadır

kurmak için alanda gezindim ama pek de yer yoktu. Çadırlar dip dibe kurulmuşlardı. Bunun geceliğin sıkıntı yaratacağı düşüncesi ile akşam direkt dönmeye karar verdim.

Alanda yiyecek için köfteci dönerci boca çay kahve servisi yapan standa/mekanlar kurulmuş. Fiyatlar son derece makul idi. İsteyenler dışarıdan alışverişte yapıyorlardı.
KOMOTO üyeleri iyi organize olmuşlar telsizler ile iletişim halinde idiler. Örneğin ormanda ateş yakanları sürekli takip ediyorlardı. Tuvalet adedi ve kalitesi ise yetersiz idi. Plaj işletmesine ait WC’ler kullanılmış. Son derece iptidai ve sayıları az. Tabi bir yerde bu Kerpe’deki işletmenin eksikliği.

Bu arada hediye çekilişleri bitti. Anonsu yapılan Karambol isimli grubu beklemeye başladık.

Aslında akşa1955 bmw trimmed Adsızm Flört ve Retrobus konserleri de olacak. Program bayağı yoğun.  Bu arada gözüme eski tek silindirli motoru ile sürücüsü ilişti. bu yaklaşık 10 sene evvel Kırka’da düzenlediğimiz festivalde tanıştığımız İzmit’li dost olabilir mi? Baktım ilerde park etmiş ve sohbet başlamış. Evet 10 sene evvel Minsk sürücüsü arkadaşı ile Kırka’da bize yaprak sarma ikram eden sürücü. Arkadaşı Minsk’i satıp MZ almış. Haftaya da Gökçeada festivaline gidecek imiş. Oda hatırlar gibi oldu.

 

Bu arada anons edilen veya programda olan konserler bir türlü başlayamadılar. Çok da sorun değil zira akortlar ses testleri filan yapılıyordu. Tam motora binerken Africa Twin hakkında Gemlik’ten 2 arkadaş ile güzel sohbet ettik. Ama gönülleri Tenere’de. Hayırlı olsun dedim.

Ve en kısa yoldan yani ana yollardan dönüşe geçtim. 2.5 saatte de döndüm. Keşke vaktim olsa ve ikincil yollardan çok daha güvenli bir sürüş ile dönse idim.

Sürücüler öndeki araç ile ara mesafeyi korumuyor dibinize kadar gelip yakın mesafe de takip ediyorlar. Fren yaparsanız size arkadan vurmaları iş bile değil. Hız sınırının üzerine çıkmama rağmen durum değişmiyor. Düşünün hava karanlık, gidiş dönüş toplam 2 veya 3 şerit bir yolda görüş az iken daha da hızlı gitmek isteyen bir güruhun içindesiniz. Bir kaç tanesine yol vererek kurtuldum. En son sis lambaları ile arkamdan gelen ve gözlerimi kamaştıran sürücü ile kırmızı ışıklarda konuşma fırsatım oldu. Neden sis lambaların açık göremiyorum dedim, farkında bile değil kapattı. Oda bana neden gaz kesip saçmaladığımı sordu? Yola sağdan girmekte olan aracın farkında bile değildi kendisi. İzah ettim. Anlamadı. Önce arkamda kaldı, daha sonra hız sınırının çok üstünde beni solladı, umarım huzura ermiştir.

Evet akşam eve geldim her şeye rağmen yolda olmak ve yeni insanlar ile tanışmak güzel. Umarım özgün ismi ile KOMOTO seneye daha da güzel bir festival düzenler ve bizde gideriz.

 

“Yaşasın Deniz” Halikarnas Balıkçısı

yaşasın denizHalikarnas Balıkçısı’nın Varlık yayınlarından Ocak 1954’de basılmış kısa hikayeler kitabı ismi “Yaşasın Deniz”.   Ege denizi insanını anlatıyor, denizcileri, balıkçıları, kaptanları süngercileri, tüccarları hatta yörükleri.  Oranın lehçesi ile konuşmalar aktarılmış.  Çok hoş.
Doğa tasvirleri ise muhteşem.  O bakir koyların çoğunda şimdi senede 15 gün kalınan beton yazlıklar veya kazulet oteller var.
Büyük usta Halikarnas Balıkçısı yada gerçek adı ile Cevat Şakir Kabaağaçlı Girit doğumlu ve Bodrum’da kalebentliğe mahkum oluyor.  Cezası bitince dönüp Bodrum’a yerleşiyor.  Ve o yılların Bodrumu’nu Egesini yazarak bizlere taşıyor.

Yeni baskısı var mı? Bilmiyorum.  Sahaflardan veya www.nadirkitap.com‘dan bulabilirsiniz.  Okumanızı tavsiye ederim.

 

“Through the roof under ground” by Gogol Bordello

Gogol Bordello vaktinde İstanbul’da konser de vermişti.  Hatırlar mısınız?
Farklı bir müzikleri var.  Köken Roman çingene,  felsefeleri ise bunun üstüne koyuyor. Aktivist mi dersiniz?  İsyankar mı? İnceden anarşist mi?
Ukrayna’lı müzisyenler New York’ta bir şekilde grup olarak Gypsy Punk müzik icra ediyorlar.  Ön planda hareketli ritimler olsa da sözler sağlam ve düşündürüyor.  Halen Avrupa ve Amerika’da turnede olduklarını web sitelerinden öğreniyoruz.

Bakın aşağıdaki şarkı “Through the roof under ground”.   Bu şehrin her köşesinde senin için tuzak kurmuşlarsa diye başlıyor.  (Tercümesi için google translate öneriyorum).

When there’s a trap set up for you
In every corner of this town
And so you learn the only way to go is underground
When there’s a trap set up for you
In every corner of your room
And so you learn the only way to go is through the roof
Ooohoohoooh through the roof, underground
And as we’re crossing border after border
We realize that difference is none
It’s underdogs who, and if you want it
You always have to make your own fun
And as the upperdog leisurely sighing
The local cultures are dying and dying
The programmed robots are buying and buying
And a psycho load of freaks they are still trying trying
Ooohoohoooh through the roof, underground
And as the boy scouts learn to read between the lines
The silver rabbits hop between their fathers’ lies
And boy scouts ask “Where? Where do they go?”
They go to the country that they only know
Just like their meanings they lay between the lines
Between the borders their real countries hide
The strategigo’s saw their advertise
Their strategy of being is one of in-your-face disguise
Ooohoohoooh through the roof, underground!
And when their own walls they will a-crumble,
And all the systems will be discumbumbled,
Around the stump of bigotry, our own [Ukrainian].
Ooohoohoooh through the roof, underground
Ooohoohoooh through the roof, and underground
Ooohoohoooh through the roof, underground
Ooohoohoooh through the roof! Underground!
Through the roof! And underground!
Through the roof! Underground!

KİTAP: Denizden Gelen Kadın

denizden-gelen-kadind80314a17b138ef17f5d420a79fd241dTurgay Noyan tarafından derlenen DENİZDEN GELEN ADAM isimli kitap hakkında yorumlarımı daha önce yazmış idim.

Bu serinin 2. kitabı, Naviga yayınlarından 2010 yılında çıkmış. Turgay Noyan dahil farklı denizcilerin yaşadığı tehlikeli anlar ve bunlardan nasıl kurtulduklarını derlemiş.   Farklı olarak dalgıçların yaşadıkları enteresan anlar da var kitapta.  Mesela Hayırsız Ada’nın son şövalyesi ve ıssız adamlar gibi.  (Bu sayede Caddebostan Balıkadamlar Klübü hakkında az da olsa bilgi sahibi oluyoruz).
İlk kitap gibi bunu da tavsiye ederim.

Küba’yı Keşfederken “Mi Moto Fidel Motosikletle Egzotik bir Küba Gezisi”

mi motoKitap kapağı EGZOTİK dese de  REALİST demek daha doğru olabilirdi.
Yazar Christopher Baker Küba hakkında bilgili.  Bu sıradan bir motora bindik hoop Küba’dayız, gezisi değil.  Yıllar öncesinden planlanmış bir rotası ve yazarın politik görüşlerini de içeren bir keşif demek daha doğru olur.
Yazar 1994 yılında ülkeyi ziyaret ediyor. Daisy isimli bir “Havanero” ile ilişkisi gelişiyor. Herhalde bu sayede lokal hayatı iyice tanımaya başlıyor. Daisy ile evlenme noktasına kadar geliyorlar.

1995 Yılında Havana’ya art arda birkaç ziyaret yapıyor.
1996 Yılında Motosikletini Küba’ya götürüyor ve keşif başlıyor.  Keşif 60+30 gün sürüyor.
1997 ‘de kitap basılıyor.
1999’da Havana’ya 6 hafta geçirmek için geri dönüyor.  3 sene öncesine göre şehri değişmiş buluyor.  İzlenimleri detaylı yazmış.

1996 yılında fırtınalı bir havada keşif başlıyor.  İlk haftalar aslında oldukça neşeli de geçiyor.  Yazarın gece hayatına ve beşeri ilişkileri kitabı daha da renkli kılıyor.
İngiliz Yazar Küba devrimine saygı duyuyor ve Amerikan ambargosunu sert eleştiriyor.  Ama yollarda kilometresi arttıkça edindiği deneyimler ile ülkenin ambargo dışında sorunları olduğunu ilk ağızdan dinliyor görüyor.  Sorun gittikçe ağırlaşan yönetim. Buna karşın Kübalı’ların sonsuz yaşam enerjisi ona ümit veriyor diyelim.  Detaylar kolayca okunan bu kitapta.

Yazarın Küba le ilişkisi bu kitap ile sınırlı değil.  İlerleyen yıllarda (2003 ve 2006) arasında Küba Havana ve Küba’daki klasik Amerikan arabaları üzerine kitaplar yazdığını da not edelim.  Halen Küba’ya turlar düzenliyor. İsterseniz motosiklet turuna katılabilirsiniz.

Peki bu kitabı nerede bulabilirsiniz? Bendeki oldukça eski bir kopyası.  Halen raflarda olduğunu düşünmüyorum en azından görmedim.  Tavsiyem daha önce olduğu gibi www.nadirkitap.com olacak.
Motosiklet tutkunuz varsa zaten eliniz mecbur almalısınız.  Ama Küba’nın coğrafyası kadar sosyal yapısı ile de ilgileniyorsanız tavsiye ederim.

Pancar Motor

Pancar Motoru tanır mısınız?  Benim ilk tanışmam yıllar önce Kırka’da biraz da mecburiyetten oldu.  Düşünün yaylada motosiklet festivali organize eden bir organizasyonun parçasınız.  Tabi yaylada elektrik yok.  Size çalışır diye getirilen dev asa dizel jeneratörün kontrol panosu arızalı.  Akşama konser var. Moğollar!  Belediye başkanı ile o an faal olmayan bir benzin istasyonundan dizel jeneratörü aldık ve kurduk.  Çok basit bir yapısı var, ve tank gibi sağlam.  Bu bir pancar motordu.  Durdurma düğmesi filan yok.  Yakıtı kestik de anca durdu.  Organizasyonu kurtardık o basit motor-jeneratör ile.
Daha sonra pancar motor kapandı, daha doğrusu iflas etti.  Bakın hikayesi aşağıda
PANCAR MOTORDA NE OLDU

İbret alınacak bir durum bu.  Okuyun okutun!

 

 

Kitap: Denizden Gelen Adam

denizden gelen v1Naviga Yayınlarından çıkan “yaşanmış deniz hikayeleri”, derleyen Turgay Noyan.  Turgay Bey üşenmemiş denizde yaşanan kurtarma kaza olaylarını derlemiş.  Yaşayanların ağzından anlatmış.  Her hikayenin sonunda da olayı yaşayan amatör denizciler ile tekneler hakkında güncel bilgileri aktarmış.

Adeta tarihi bir belge olmuş bu kitap.  Okuduktan sonra denizin disiplin ve eğitim gerektirdiğini net görüyor insan.  Tabi bir miktar korkuda ekleniyor düşüncelere.

Deniz ile az da olsa ilginiz varsa okumanızı tavsiye ederim.

 

Tecrübe sonsuz bir süreçtir.

Motor titremeye başladı.  Uzak bir köydeki gariban benzinciden depoyu dolduralı henüz 5 km olmamış idi.  Geçer dedik.
Geçmedi.  Titremeler arttı. ABS lambası yanmaya (ABS devre dışı) başladı.  Motor sarsılıyor gaz kesiyor hatta stop ediyordu.  Bir benzinciden alınan benzin katkısı da fayda etmedi.

Hava kararmaya başladı.  Karanlıkta titremeler ile birlikte ön farın da sönüp yandığı fark edildi. İlk ciddi benzinci de depodaki benzin hortum ile emildi ve boşaltıldı.  Yeni benzin alındı.  Sorun 35km daha sorun devam etti ve bitti.

Takiben otoyolda geçen son 30km sorun yoktu. Ta ki otoyoldan çıkıncaya dek.  Tekrar hafif silkinmeler başladı.  Ertesi günü test ederiz geç oldu dedik.

Pazar günü kısa yol testi sırasında;
– ABS ilk  km kadar devrede kalıyor daha sonra devre dışı oluyordu.  Bu sırada sert frenleme ile test edildi. ABS’nin önce devrede olduğu daha sonra se çıktığı (ve arka tekerin kaydığı) gözlendi.
– Motor gene az da olsa silkeliyordu.
Depodaki benzin artık temiz olduğuna göre aklıma kötü senaryolar gelmeye başladı.
Servisten biri ile telefonda konuşuldu, ilk defa böyle bir şey duyduklarını söyleyen teknisyen servise gelin dedi.  Enteresan olan bu esnada EFI yani enjeksiyon ikazı hiç yanmadı.

Pazartesi sabahı motor servise götürüldü.  Sorun anlatılınca herkesin yüzü düştü, tabi benimde!
Esengül Honda Ali Bey motoru lifte aldırıp direk aküyü söküp bakın dedi.  Ben anlamaya çalışırken akü negatif kutup başının gevşediği ortaya çıktı.
Yani akü saniye bazında kesiyor, enjeksiyon devre ve ABS devre dışı kalıyor, ön farlar yanıp sönüyordu. Sarsıntıda tekrar kontak sağlanınca motor toparlıyor ve bu böyle sürüp gidiyordu. Otobanda düz asfaltta titreşim en alt düzeyde olduğu için sorun o an kesiliyordu.
Akü başları ince zımpara ile temizlenip takıldı ve sorun anında bitti!

Demek ki neymiş?
1-Battery tender takma için sökülen akü adam gibi takılacakmış!
2- Ön yargılı olunmayacak eldeki tüm veriler değerlendirilecekmiş!  Ben benzine taktığım için diğer verileri (ön farın yanıp sönmesi, EFI’nin yanmaması) göz ardı ettim.

İyi sürüşler herkese