Kategori: F800GS

F800GS Satıldı!

f800gs SOLDEveet F800GS yeni sahibine kavuştu.  Malum satış sitesi * üzerinden alıcısını buldu.  Burada edindiğim tecrübeleri kısaca paylaşmak isterim.

ALICI iseniz;

  • Ucuz etin yahnisi yavan olur diye bir atalar sözü var. Anlamını burada yazmıyorum, bir zahmet öğreniverin.
  • Fiyatı öldürmek için teklif ettiğiniz rakamlara dikkat edin. Satıcı bu ölü fiyatı kabul ederse büyük bir ihtimal ile sorunlu motor alıyorsunuz.  Satıcıda sizin gibi diğer ilanlara bakıyor ve piyasa fiyatlarını biliyor.  100 birim değer biçtiği motora gelen mesela 80 birim fiyatı neden kabul ediyor?  Veya muadilleri 100 birim olan bir motora neden 80 fiyat biçiyor?  Bir düşünün.
    Kısaca ölmüş eşek aramayın bulabilirsiniz, elinizde kalır!
  • Bir zahmet motoru görüp pazarlık yapın. Ucuz ise alırım mantığı ile alacağınız sorunlu motor size bakım ve tamir masrafları olarak geri dönecektir.  Hafta sonlarınızı ustalar ile geçirmeye hazır mısınız?
  • “Getirin ustam motoru görsün” demeyin ustanızı alıp da getirin ve işi hızla bitirin. Yoksa kaçan balık büyük olur.

Nitekim mantıklı bir teklif ile gelip motoru görüp kaporasını veren alıcı malı kaptı.  Üzerine 5 alıcı daha aradı ve ille de alalım diye ısrarcı oldular.  Kaparo verelim, hemen yola çıkalım (şehir dışından)  diyerek hala pazarlık etmek isteyenler de oldu.  Peki, ama neden?

Fiyat düşsün diye beklemenin mantığı yok ciddi alıcı iseniz bütçenizi belirleyin ve buna uyan motorları  gidip görün, işi bitirin.  Ondan sonra yok efendim bu benim hayallerimin motoru ille de bana satın diye uzatmayın.

Son olarak kaporasının alındığı malum sitede* yazan motor için telefon edip “Motor duruyor mu?” diye ukalalık etmeyin, komik oluyorsunuz. Benden söylemesi.

* sahibinden.c*m

Reklamlar

F800GS Zincir Bakımı

Son zamanlarda zincirden ses gelmekte ve 1 ve 2. viteslerde motor freninde gariplik hissetmekte idim.  2011 model motor 17.000 KM ‘de ve halen orijinal zincir takılı.  Zincir hem ses hemde sürüş hissiyatı ile bakım zamanının geldiğini söylüyordu.Motoru orta sehpaya aldım ve sırası ile aşağıdaki işlemleri yaptım.
1- Önce zincir koruma için plastikleri sökmek gerek.
Bu işlem için gerekene TORX anahtarını bulamadım.  Halbuki 4 parça orijinal avadanlıkta vardı diye hatırlıyorum.    Dert etmedim ve arka plastik koruma ile ön dişlinin önündeki plastik korumayı söktüm.  Ön dişliyi koruyan plastik parçanın 2 vidasının gevşek olduğunu fark ettim.   Ön dişlinin orada  beni bir sürpriz bekliyordu.  Resimde göreceğiniz üzere orijinal anahtar düşüp oraya bir şekilde sıkışmış! Ön dişliye gelse olmadık sıkıntıya sebep olabilirdi!  Tahminim koltuğun altındaki yerinden sarsıntı ile düşmüş olması yönünde.
2- Mazot ve bir bulaşık fırçası ile zinciri ve dişliyi temizledim.  Bez ile iyice sildim.  Kir pas aktı ve zincir tertemiz oldu.  Ön dişli koruması altından çıkan çamur yağ karışımı bulamaca dikkat!
3- Plastik korumaları yerine taktıktan sonra zincirdeki boşluğu ölçtüm.  4 cm civarında idi.  Bunu almak için arka tekeri tutan somunu gevşettim.  Ayar vidalarına baktığımda ise beni 2. bir sürpriz bekliyordu.  Tekerin sol tarafındaki ayar vidası tam sıfır oturmuyor yani boşluk vardı.  Buda arka tekerin çarpık durması demekti.  Demek ki arka teker patladığında tamirciye götürmek için söktüğüm tekeri yerine iyi monte etmemiştim!!!!!

Arka vidaları yarım santim kadar her iki taraftan da gevşettim. Ve sabitledim.   Tekeri tam olarak yerine oturtup ana somunu güzelce sıktım.  Tekeri döndürüp zincirde kasma olup olmadığını kontrol ettim. Herşey normaldi.

Sıra geldi test etmeye.  Sonuç mükemmel.  Zincirdeki ses ve 1/2. vitesteki o kararsız durum kayboldu.  Motor lineer ivmeleniyor ve motor frenine güzel cevap veriyor.
Sizlere önerim peryodik olarak zincirinizi temizliğini, gerginliğini, plastik korumaları tutan vidaları  kontrol etmeniz olacak.  Ayrıca sele altındaki 4 parça takımı da (tonavida, kurbağa anahtar torkx anahtarı) kontrol edin.

F800GS arka lastik tamiri

O kadar yılda yanlızca 4 kez lastik patlattığıma göre şanslı sayılırım.

Hafta sonu misafirleri Istanbul turuna çıkarttım.  Evden ayrıldık ama arka tekerde sanki bir huzursuzluk var.  İlerliyoruz, virajlarda keskin değil ve ses arttı.  Pazar günü her yer piknikçi dolu, Uygun bir noktadaki park alanına girdim (yol kenarında durup kazaya kurban olmak istemedim).

Havayı ölçtüm 10’a inmiş.  Halbuki bir gün önce 36 olarak kontrol etmiş idim.  Minik bisiklet pompası ile hava basınca 15’e doğru geldik.  Ama lastiği kontrol edince ufak bir vidanın yarı beline dek sağlandığını gördüm. Benim için gezi orada bitti.

Lastikler KarooT,  Ekim 2014’de yaklaşık 13.000 kmde iken takıldı.  İç lastikler ise orjinal lastikler.
Arka lastiği Alex’in ama en önemlisi aşağıdaki linkteki bilgilerin yardımı ile söktüm.

https://www.youtube.com/watch?v=hDzIuzvr6Nc

Geri kalan kısım ise  Otay Otomotiv’de yapıldı, Yerleri Dumankaya İkon Karşısında.   Olcay Engin’de motosiklet kullanıcısı ve son derece hızlı.

www.oltay.com.tr

Yapılanlar;
Arka lastik hızla söküldü.  İçinden çıkan 4 yaşındaki iç lastik Pirelli için Çin’li bir firma tarafından yapılmış (üzerinde yazan bilgi).  Bu kadar para verilen motora neden düzgün bir heavy duty iç lastik takmaz BMW?  Lütfen web de heavy duty iç lastikleri araştırın. Çok ciddi far var.

Bendeki heavy duty lastiklerin ebatları uymadığı için Michelin marka standart iç lastik takıldı.

Vidanın girdiği yer içerden yamandı, işlem tamam.

Geriye ilk fırsatta ön arka heavy duty iç lastik edinip takmak kaldı.  

F800GS Fren Balatası Değişimi

2011 model F800GS’de ön frenlerden ses gelmeye başlamış idi. Bayram seyahati sırasında özellikle sert frende duruş anında ses geliyor idi.  Balataları sökmeden gözle yaptığım kontrolde ise balatalarda yeterli kalınlık vardı.  Buna karşın fren şakaya gelmez düşüncesi ile balataları değiştirmeye karar verdim.
Borusan yalnızca ön 2 takım balata için indirimlerden sonra 345TL+KDV ve tabi artı işçilik verdi.  Bunun yerine hem 2 ön hemde arka fren baatalarını işçilik dahil 315TL’ye EBC HH balatalar ile değiştirdim.  Mekan Yücel Motor, Maslak oto sanayi.  Telefon ederseniz onlar balataları sizin için hazır ediyorlar.


Sökülen ön balataların kalınlıkları yeterli idi normal aşınma dışında göze çarpan bir durum da yoktu. Arka balata ise daha çok aşınmış ve kenarlarında kırılmalar oluşmuş idi. Mengeneye sıkıştırılmış olarak tüm balataların fotolarını görebilirsiniz.  Arka balatadaki kırıklar ise sarı elips içinde.
Sonuçta arka balatanın değişme zamanı gelmiş.   Hem ön hem arka orjinaller Brembo olmasına rağmen 3 yıl ve 13.000km’de bu hale gelmeleri enteresan.  
Servis sonrası uzunca sürdüm.  Halen balatalar diske alışma aşamasında ama performansları çok daha iyi.  Yukarıda bahsettiğim seste ortadan kalktı.

F800GS 3. Servis

En son yağ değiştireli 1 yıl oldu, motor 12.300km’de idi.  Yani 4.000km yol yapabilmişiz 1 senede.  Buna karşın bir dolduğu için 1 ay gecikme ile servis yapıldı.
Kısaca yapılanlar aşağıda.
Yağ filtresi ve Yağ değişti.
Yağ filtresi gene Borusan’dan orijinal alındı 48TL.  Mslak Otosanayi’de HIFLO filtiflo buldu 45 YTL. Üşenmeden Borusan’dan alıverdim.
Yağ filtresi montajı hakkında pratik bir izlenim,
Yeni yağ filtresini temiz yağ ile doldurun.

Filtrenin contasına temiz yağ sürün.
El ile sonuna dek filtreyi sıkın (takı).

Alet ile filtreyi 3/4 tur daha döndürün.

Yağ olarak Motul’u ısrarla tavsiye ettiler.  10- 40W  Motul kullandık.  Dönüşte intiba olumlu, motor daha iyi gaz yiyor.  Demek ki 1 sene olunca yağı değiştirmekte fayda var.

 Fren hidrolikleri kontrol edildi.  Ön rezervuar zor açılıyor.  Tırnakları var.  Bir kişi tırnaklara basarken bir kişi de kapağı açıyor! Çokta pratik bir tasarım değil.  Youtube’da gördüğüm, hidrolik kendinden akacak.  Yağdaki su miktarını ölçen bir alet ile kontrol edildi.  +4 su ve tam kırmızı ikaz verdi.  Yani değiştrmek gerek.  Hava ile çekilmeyecek ve 4 kez devir daim yapılacak.  Bizde öyle yaptık.
TRW DOT4 hidrolik kullandık.
Internet’te bu konuda aşağıdaki filmi de tavsiye ederim.
YOUTUBE F800GS Fren Hidroliği değişimi

Kater tapasını dikkat!

SW MOTECH alt karteri alalı sanırım 6 ay oldu.  Neyse onu da taktık.  Montajı çok zor değil.  Genel itibarı ile derli toplu.  Fakat karter tapasını kapatıyor! Daha iyi bir tasarım olabilirdi.  Şimdi karter korumayı sökerek tapaya ulaşılabilecek.

Son olarak da zinciri biraz gerdik, iyi de oldu.  Bu işler 3 saate yakın sürdü.


Toplam maliyet:  Motul 3LT yağ + TRW Hidrolik + İşçilik= 240 TL.   Yağ filtresi de 50 TL,  Toplam 290 TL.

BMW F800GS Ön Cam Rüzgar Saptırıcı

2011 Model F800GS motorumda standart BMW ön camı var.  Otobanda 130 üstü hızlarda ciddi ön rüzgara maruz kalıyordum.   Bunu çözmek için daha büyük bir ön cam takmak istemedim.  Hava akımını kaskın üzerinden aşırtacak çözümleri araştırdım.

Farklı firmaların bu amaçla üretilen “Wind deflector”  yani rüzgar saptırıcı denen ürünleri var.  İstanbul Kızıltoprak’ta sorduğumda Givi ve MRA ürünlerinin stokta olmadığını gördüm.

Buna karşın Puig marka ürünün farklı seçenekleri Mototaş’da vardı.   Deflector ön cama vida ile sabitlenebiliyor veya sert maşalar ile tutturulabiliyor.  Ben vidalı olanı tercih ettim.  Yandaki fotoğraflarda ürün ve cam üzerinde aldığı pozisyonları görebilirsiniz.  Fırsat olunca benim motorun fotoğraflarını da ekleyeceğim.

Çok net uzun yol deneme fırsatım olmadı ama şehir içi ve kısa otoban sürüşlerinde faydası var.  Direkt omuzlarıma ve kaska çarpan hava basıncı azaldı.

F800GS Yağ değişimi Hava filtresi kontrolu

O kadar basit ki! 
Şimdi detaylara bakalım.
2012 yılında F800GS’i henüz 300km’de iken almış idim.  Aynı yıl Mayıs ayında 1.000km bakıma Borusan’da girdi.  Yağ filtre değişti.
F800GS’in yağ değişim aralığı her 10.000km’de veya 12 ayda bir.  Hangisi önce gelir ise.
Mayıs ayında aşağıdaki servis mesajı göstergede belirdi  de servis mesajı aşağıdaki şekilde idi;
” Service Date 5/2013″
10.000km olmadan 1 yıl dolmuş demek.

Geçen hafta Perşembe servis randevusu için Borusan’ı aradım.  Bir türlü bağlayamadılar.

İnternette Youtube’da aşağıdaki linki buldum;

Netice itibarı ile, motorun altında karterde yer alan yağ tapasını söküyorsunuz.  Yağı boşaltıp, yeni bir bakır pul ile takıyor ve yağı dolduruyorsunuz. (Filtre de motorun önünde yer alıyor ve sökülmesi çok kolay).Hepsi bu kadar.
Gereken alet parça vs;
1- 10 numara alen anahtar,
2- Torque anahtarı (10nm ile sıkılacak),
3- Bakır Pul 24mm (Maslak otosanayide 2TL)
4- 3 litre yağ (castrol 10-40W) litresi 25TL
5- Yağ filtresi, Orjinal filtreyi tercih ettim, 44TL.

Kısa notlar,
Yağı boşaltmak için her yerde satılan bidonlardan edinin.  Veya 5 litrelik PET su şişesinden yararlanın.
(Şişeyi üstten kesin ve tapanın altında tutun). Atık yağı hiçbir şekilde dökmeyin, benzinciler servisler atık yağları alıyor ve üretici firmalar bunları doğayı kirletmeden topluyorlar.

Filtreyi de değiştirdim.  Filtreyi sökmek için boru anahtarı kullandım. Toplam 3 litreye yakın yağ aldı.  (Kitapçık, filtre değişmez ise 2.7litre, filtre değişir ise 2.9litre diyor).

Bendeki tork anahtarı iş görmedi yada ben tam kullanamadım.  Geçici olarak sıktım, serviste kontrol ettireceğim.

Ekranda gelen servis mesajını silmek ve yeni servis tarih ve süresini ayarlamak için özel bir alet gerekiyor.
http://www.gs911usa.com/

Normalde bu işlemin göstergeler üzerinden yapılabilmesi gerekirdi.  Ama BMW, 300$ başlayan fiyatlar ile satılan bu cihazı size muhtaç ediyor.  Servislerde var!

Hava filtresini de kontrol ettim.  Bunun için motorun ön plastik kısmı tutan 6 vida ile kontak anahtarının 2 yanında yer alan 2 vidayı sökmeniz yeterli.
Hava filtresi hemen altta yer alıyor.  4 vida ile kapağı söktüğünüz an filtreye ulaşıyorsunuz. (yan grenajları sökmeye gerek yok).  10.000km sonunda benim filtre oldukça temizdi. Değiştirmeye gerek görmedim.

Hava Filtresi Kapağı

Üst kapak Vidalar
Hava Filtresi Yerinde
Hava Filtresi

Kolay gelsin

F800GS için SW Motech Motor Koruma Demiri

Kullandığım tüm motorlara koruma demiri taktım.  Faydalarını da gördüm.  Sonunda sıra F800GS’e de geldi.  F800GS için üretilen ve ülkemizde bulabileceğiniz motor koruma demirlerinin kısa listesi aşağıda. Genelde Bu ürünlere ait webde yüzlerce resim var, ben tekrar eklemiyorum.
– BMW orjinal demirler, küçük ve offroad kullanım için yeterli görünmüyorlar, oldukça pahalılar.
– GİVİ;  Biraz daha iri ama ince profil demir, çok köşeli.  Offroadda yetersiz kalabilir. En ucuz seçenek Givi.
– Touratech  Sağlam ürün, nedense ek satılan üst parça ile tam koruma.
– Hepco Becker (Wunderlich) kalın profil, geniş alan koruma
– SW Motech, Kalın profil, geniş alan koruma ve çok kaliteli boya

Genelde imalat kaliteleri ve forumlardaki yorumlar son 3 ürünü ön plana çıkarıyorlar.  Ben SW MOTECH’i tercih ettim. Hasanpaşa İstanbul’da bulunan Motoplus’tan temin ettim ve kendim takıverdim.

Takılması çok zor değil ve web’de bir çok video ve montaj fotosu var.  Bunlardan en öne çıkanları aşağıda;
SW Motech Motor Koruma Montaj Resimleri
Tüm parçaları paketten çıkan broşürün üzerine koyarak monte ettikçe almanızı tavsiye ederim. Çok pratik oluyor.
SW Motech Motor Koruma Montaj Fİlmi

Montaj esnasında dikkat edilmesi gereken önemli konular var.

1-  BMW TORX vida kullanmayı çok seviyor.  Olabilir,  Selenin altında gelen 4 parça alet edevat arasında T55 numara torx anahtar yok.  Bu durumda üst bağlantının montajı için motoru tutan saplamayı sökmek için ek torx anahtar lazım.  Piyasada farklı seçenekler var.
Titreşimde çözülmeyi önlemek için aşağıdaki ürünü kullandım.  Bir prinç damlası irisi kadar sıktım.  El aleti ile çözülebilmesi gerekiyor.
Gerek Torx uçlar gerekse thread locker için benim tercihlerim yanda.

2- Sağ demiri monte ederken dikkat,  en üst saplamayı söktüğünüzde orjinalde olan bir burç var.  Saplama vidasını çekince düşecektir. Bunu tekrar takmayı unutmayın.

Eğer uygun anahtarlarınız var ise yukarıdaki fotoğraf ve filmlere de baktıktan sonra bir saatte tamamlayabileceğiniz bir projeyi konuşuyoruz.

Sonuçta SW Motech F800 üzerinde çok şık duruyor, inşallah test etme şansım olmaz!

Balkanlar 6. gün 29 Ekim 2012

Yolculuğun en rahat oteli Paggaio Princess

Bugün Cumhuriyet bayramı.  Tüm yurda kutlu olsun.  Yolculuk sırasında kaldığım en rahat otelden sabah 9:00’da ayrılıyorum.  Hedefim Kavala.  Burada eski otoyol (yeni otoban değil) üzerinden Petropigi’yi bulacağım.  Rivayet o ki , Sarı Şaban aslında bu köy imiş.  Hrisopolis değil.
Otel sahibine iyi günler dileyip, güneşli bir havada yolculuğuma başlıyorum.  Kavala’ya arka yollardan iniyorum. Kavala girişinde şehrin mazarasını çekmek için durduğum nokta da yağmur başlıyor ve iyice şiddetleniyor.  Kavala’yı sert yağmurda geçiyor, eski İskeçe yoluna saplanıyorum.

Petropigi’ye yukardan bakış

Bir müddet sonra yağmur duruyor ve Petropigi’ye ulaşıyorum.  Burası Hrisopolis’e çok yakın bir dağ köyü. Motorla geziniyor açık bir kahve dahi bulamıyorum.  Köye hakim tepede büyük bir mezarlık var. Tabi Ortodoks Hristiyan mezarlığı bu.  Bir kaç fotoğraf daha çekip, yola devam ediyorum.

Köy çıkışında İskeçe’ye doğru eski yoldan devam ediyorum.  Buna “National Highway” diyorlar.  Ücretsiz ve yerleşim yerlerinden geçerek devam ediyor.  Ara sıra yağan yağmur eşliğinde İskeçe’ye varıyorum.  Şehir içinde dolanıp meydandaki kahvenin önüne motoru çekip bir masaya oturuyorum.  Meydan Anı Truizm’in tur otobüsü dikkatimi çekiyor.  Yolculuğun ilk günü otoban üzerindeki mola yerinde de bu otobüse rastlamış idim.  Biraz sonra otobüs hareket ediyor.  Garson kıza frape sipariş edip, haritalara gömülüyorum.  Gümülcüne ve Dedeağaç’tan sonra sınırdayım, az bir yol kaldı.

İskeçe Meydan, Başsız una heykele dikkat

Masama bir genç adam yanaşıyor, elinde selpak mendil bir şeyler söylüyor,  Türkçe anlamadım diyorum.  Niyetim başımdan savmak. Bulgaristan’dan gelen ve dilenen çingenelerden biri diye düşünüyorum. Adam gayet düzgün Türkçe ile işsiz olduğunu ve vereceğim para ile eve yemek alacağını söyleyince dumur oluyorum.  Bozuk bir kaç euro veriyorum o ben istemeden selpak mendili bırakıp teşekkür edip gidiyor.  E hani burası avrupa birliği idi ve sosyal devlet ilkesi vardı derken bu sefer küçük bir kız geliyor ama bu Türkçe bilmiyor.  Buna da bozuk bir şeyler verip garson kıza soruyorum,  bu çocuk nereli? Cevap tabi ki İskeçe’li.  İlerde gözüme genç adam çarpıyor, bir supermarket arabasını iterek ilerliyor. Arabada ise büfeden aldığı bir poşet içinde az bir şeyler var.  Önümdeki masada frape garmin, digital makine blackberry telefon ve kask duruyor.  Bir çok motorcu dostumda olan ekipmanlar bunlar.  Bizler için rutin, hatta benim blackberry 3 yaşında antika bile sayılır.  Amma bunların toplam değerini kabaca hesaplayıp buradaki krizi düşününce, keyfim kaçıyor.  Yukardaki kara bulutları da görünce frapeyi bitirip toplanıyorum.  Yan masada oturan adam, gps’i işaret ederek Rain no problem (su zarar veri mi) diye soruyor.  Yok diyorum rain bana problem. Gülüyor, gazlıyorum.
İskeçe hoş bir kent.  Büyük sayılır ve Türk mahallesi de çok hoş.  Bir çok keyifli meydanı da var.  Ben yolu kaybedince Türkçe bir İskeçe’li dosttan yardım alıyorum.  O sırada oradan geçen scooterli diğer bir İskeçe’li dostun arkasına beni takıyor ve Gümülcine yoluna çıkıyorum.

Yağmur bu sefer iyice sertleşiyor.  Nehirler taşmış ve köprülerin üzerinde sel kumu çamuru dallar var.  Görüş çok az olduğu için ilk geçişte hızlıyım, yalpalıyor ama geçiyorum.  3 geçişten sonra yol sel sebebi ile kapanıyor.  Çamura saplanıp burun isti dikilen bir Reanult Express görüyorum, kurtarmaya çalışıyorlar.  Geri dönüp arkamdaki araca el ile yol kapalı demeye çalışıyorum.  Camı açıyor ve Türkçe soruyorlar, Ağabey nereye gitmek istiyorsun.  Otobana çıkmam ve bu bölgeyi hızla terk etmem lazım.  Zira dağdan çağlayarak gelen azgın suların ne yapacağı belli değil.  Bizi takip et diyorlar.  Önce geriye, sonra denize doğru çok düşük hızda gidiyoruz.  Yollarda çok yerde mil birikmiş ve sert yağan yağmur sebebi ile görüş düşük.  Tam düzlükte yani olmamamız gereken bir yerdeyiz Suların çağlayarak geldiği dağ arkamızda deniz ise önümüzde.  Neyseki biraz daha gidip otobana saplanıyoruz.
Yağmur yavaşlıyor ve yerini sert ve farklı yönlerden şamar gibi bindiren rüzgara bırakıyor.  Otoyol otobanın ovanın ortasından gidiyor ve her iki yönde alabildiğine açık.  Gelen rüzgar vurup gidiyor.  Hızım önce 80 daha sonra ise 40’a kadar düşüyor. Farklı yönlerden gelmese iyi olacak ama yağmur duruyor.
Gümülcine’ye girmeden geçiyor ve benzin tabelasından çıkıp benzin alıyorum. Benzincide iken yağmur gene bindiriyor.  Artık Silivri’ye kadar sert yağmur altında gideceğim, gümrüğü sert yağmurda geçeceğim.

Otobana geri dönüyor ilerliyorum.  Yunan sınırını sorunsuz geçip meşhur köprüde rüzgarda uçmadan Türkiye’mize ulaşıyorum.  Sınır kalabalık ama bir çok gişede hızla işlemler yapılıyor.  Sorunsuz geçiyorum.  Burada Türk plakalı araçta İstanbul’a giden bir Yunan vatandaşı ile sohbet ediyorum.  Adam Istanbul’da Yunan yatırım olan bir bankada çalışıyor.  Cesaretim sebebi ile beni tebrik ediyor. Son işlemleri yapıp devam ediyorum. En son gişede sert yağmurda memur halime acıyıp plaka kontrol yapıp başka evrak sormdan hadi devam et diyor.

Bu noktada amacım hava kararmadan maximum yolu yapıp, benzin ve dinlenmek için durmak.  Yğmur pek hız kesmeden Tekirdağ’a kadar devam ediyor.  Yol çok kalabalık değil ve genelde sürücüler temkinli gidiyorlar.  Silivri’yi geçince yağmur kalıyor, rüzgar ile yol kuruyor.  Hava sıcaklığı 14.5’tan 19 derecelere yükseliyor. Isıtmalı elcik ve yağmura karşı çok iyi koruma sağlayan eldivenler ile yağmurluk da buna eklenince sürüş konforu artıyor.  Otobana giriyorum.  İlk benzinlikte durup hafig bir şeyler yiyorum.  Çorlu’da 29 Ekim etkinliğine katılan bir grup motorize ile karşılaşıyorum.  Onlarda Çorlu’da yağmur yemişler.

Bundan sonra ise kuru havada seri şekilde önce şehre sonra evime ulaşıyorum.  2.250 km süren seyhatimde burada sonlanıyor.  Güneşle gittik yağmurla döndük.  Çok eğlenceli 6 gün geçirdim.  Kısmet ise seneye bir daha inşallah.

Balkanlar 2012 5. gün 28 Ekim 2012

Bugünkü rota için 2 alternatif bulunuyordu;

a-      Bulgaristan üzerinden geçen mesafe olarak kısa ama süre olarak başa baş rota
b-      Üsküp’ten başlayan Veles, Negotino Demirkapıja üzerinden Yunanistan’a giren rota.
Kaldığım otelde resepsiyondan “b” rotası üzerindeki yerleşimler hakkında detaylı bilgi alınca, buradan gitmek ve Makedonya’yı biraz daha tanımak istedim.  Gevgelija sınır kapısı yerine Dojran’dan gitmemi ve Dojran’da balık yememi tavsiye etmeleri de buna etken oldu. Son durak olarak gün ışığında gidebildiğim kadar doğuya gitmeyi planlamış idim.  Bakın gün ve yolculuk nasıl gelişti.Sabah erken kalktım.  
Üsküp Cevahir Holding Projesi, bulutlara dikkat.
Bir gün önce iyice dinlenmiş idim.  Yağmurun sabah duracağını tahmin ediyordum, öylede oldu.  Hızla toplandım, kahvaltı ettim ve 9:00’da otelden ayrıldım.  Dünk yağmurda gelen Yunan Transalp sürücüsünden hala haber yoktu.  Tanışmak kısmet değilmiş diyerek yola çıktım.  Şehir içinde Veles yolunu ararken, Cevahir holding tarafından yapılan konut ve AVM projesine rastladım.  Geçen ay ön proje görüşmelerini yaptığımız yatırımın tam önünde idim.  İşveren sorumlusu dostumu arayınca çok şaşırdı.  Kendisi de motorcu olduğu için bu yaptığım yolculuk sebebi ile beni tebrik etti.  Bayramlaştık

Otoban kenarı eski kale, Makedonya

Otobana bağlandım.  Yağmur iyice kesildi.  Ama öndeki arabalardan gelen çamur vizörü kirletip görüşü bozuyordu.  Otoban kıyısındaki ilk benzinliğe girdim, su ve ıslak mediller aldım. Bu ıslak mendiller bugün çok işime yaradılar, tavsiye ederim.
Otoban’da 3 ayrı yerde ödeme alıyorlar.  Her biri farklı rakamlar.  Ama yol çok güzel. Vardar’ın kıyısında kıvrılarak gidiyorsunuz.  Üstelik hafif güneşte açtı.

Negotino’ya geldim, müze kapalı idi.  Osmanlı saat kulesini ise kimse bilmiyordu. Şehirde şarap tesisleri var.  Şarap turlarına katılabilirsiniz.  Biraz şehirde turalayıp, ana yola geri döndüm.
Demir Kapıja, Makedonya
Demir Kapıja çok daha enteresan bir yer.  Vardar Nehri, burada dar bir kanyondan akıyor.  Yollar için kayalarda ciddi tüneller açmışlar.  Ana yoldan ayrıldım.  Tünellere girerken yol stabilize oldu.  Biraz ilerledim.  Vardar’a paralel, tren yolu ve bu stabilize yol devam ediyorlar.  Karşıdan sürekli gelen maden kamyonları ve kararan bulutlar,  geri dönmemi şart kıldı.  Zamanım olsa bu yolu sonun dek gitmek isterdim. Ana yola saplandım. Kayalara oyulmuş 2 tünelden geçerek devam ettim.  Yağmur artık ciddileşmeye başladı.  Bir benzincide durup, benzin ikmali yaptım, kalın yağmurlukları giydim. Bu yağmurluklar çok işe yaradı.  Burada Valandevo üzerinden Dorian’a giden yola saptım.  Yol tırmanarak yükseldi ve manzara harika idi.
Valandovo, nefis krosanlar.
Valandovo’ya vardım. Şehir girişinde krosan kokuları başladı.  İlk gördüğüm pastanede durmaya karar verdiysem de her yer kapalı idi.  Sanırım Pazar ve sabahın erken saatleri olması bunun temel sebebi.  Valandovo daha büyükçe bir kasaba.  Küçükte olsa bir çarşia’sı var.  Orada sürdüm, şehrin çıkışına  geldim.  Burada yol kenarında iri nar satanlara yolu sordum, düz devam dediler ve sordular, nar almaz mısın?  Motorda yer yok ki alayım.  Derken krosan kokuları gene bastırdı.  Nereden geliyor derken sağda koca tabelayı gördüm, …. Krosan derhal saptım ufak bir otopark ve minik bir bina.  Yalnız içerisi pastaneye benzemiyor.  Gelen hanım İngilizce krosan mı istiyorsun diye sorunca dedik sorulur mu hiç? Cevap, “Wait here please”.  Derken elinde 5 tane yeni paketlenmiş krosan ile geldi.  Burası fabrika imiş.  Kosova’ya ihracat yapıyorlar. Para da almadı, mahcup olduk.  O sırada gelen nar satıcılarına da birer tane zorla ikram edip, birini de oracıkta yiyiverdim.  Çok iyi geldi.
Makedonya Dağ Manzaraları
Haydi yola devam, ve o keyifle Doyran’ın renkleri solmuş tabelasını atladım.  Bir sonraki şehre kadar nefis manzaralı dağ yollarını tırmandım.  Asfalt kalitesi hiç de fena değil.  Enduro motor ile buralar cennet.  Duruma uyanınca geri döndüm, bir benzinci de yol tarifi alırken yanıma gelen Türk, buranın Türk köylerinden bahsetti  Bunlar Firuzan’ın kitabında yer alan Dedeli, Çolaklı ve diğerleri  Ailesinin %70’i Türkiye’de (Istanbul Bursa İzmir vs).  O ise köyde.  Buna çok sevindim.  Bir daha bu sınır kapısından girip bu köyleri ziyaret ederim. (Eğer yolu kaybetmesem bu rastlantı da olmayacaktı, kısmete bak).
Dojran Balık Lokantası, Doyurucu!
Haydi yola devam Doyran beni hızlı yağmurla karşıladı.  İlk önce yeni Doyran var.  Göl kıyısında tatil kasabası ve her yer kapalı derken esas Doyran’a geldik.  Hemen yolun kenarında balık lokantası ve içi dolu.  Bu iyiye işaret, biraz daha ilerisini kolaçan edip dönüp yerleşiverdim.  Menü Balık Salata ve ufak bir Chardonnay.  Hepsi taze ve nefisti.  Koca salatayı bitiriverdim.  Saat 14:00, acıkmışız.  Lokantada 2 gitar ile canlı müzik var, ahali dansa kalkmaya başlarken ben yola davrandım.  Yağmur hala sert.
Sınıra geldiğimde ise yağmur duruverdi. İşlemler ise toplamda 5 dakika sürmedi.  Makedon memur “Haydi iyi yolculuklar!” diyerek beni Türkçe uğurladı.  Yunan memur önce pasaportumu kuruladı ve kaydımı girip damgayı basıverdi.
Şimdi Dümdüz bir yoldan Seres’e doğru gidiyorum. Yağmur ara ara atıyor ama sorun yok. Seres’e vardım, büyük bir şehir.  Burada birde yarış pisti var.  Türkiye’den motor sporları için geldiklerini biliyorum.  Amacım Drama’yı tutmak ve orada kalmak.  Duruma göre Kavala’ya da devem etme planım var.  GPS’in pilinin bittiğini fark ediyorum.  Shell istasyonuna benzin pil ihtiyaç molası için girmem ile çıkmam bir oluyor.  Kaba saba görevli ile kavga etmeye niyetim yok.  Herhalde pazar akşamı çalışmak istemiyor.  Devam ediyorum.  Kavala Drama yol ayrımında çok daha basit bir benzincide durup yol teyiti alıyorum.  Yaşlı amca seken ayağı ile üşenmeden dışarı çıkıp yunanca tarif ediyor ve hayde iyi yolculuk diyor.  Nisbeten yönü anlayıp o hengamede benzin almadan devam ediyorum.  En az 150km daha menzilim olması da beni rahatlatıyor. Drama yolunun tam bir dağ yolu olması, karanlık ve üstüne yağmurda bu seçeneği riskli kılıyor.  Yol kenarında haritayı açıyor ve Kavala’ya yönelmenin hayırlı olacağı kararını veriyorum.  Kavala yolu daha geniş ve görüş daha iyi.  İlerlemeye başlıyorum, yağmur iyice durdu derken kesif sis bastırıyor.  Görüş mesafesi çok az.  Uzun farlar iyice görüşü daraltıyor.  Sis lambası taktırmanın gerekliliğini idrak ediyor ve düşük hızda devam ediyorum.  İrtifa azalınca sis de dağılıyor.  Önüme çıkan köyde benzin için duruyorum.  Benzinci 2 pompalı lastik akü vs satan bir yer.  Güleryüzlü görevliye pil soruyorum.  Gösterince yandaki dükkan hemen şurası diyor. Yürüyerek gidiyorum.  İçerde 2 yaşlı hanım var. Dükkan oldukça soğuk.  Pilleri gösteriyor ve 2 adet alıyorum.  Memleket neresi sorusuna Türkiye deyince cevap geliyor;
Anastasia Teyzenin (Gözlüklü) dükkanında
Ne gezersin buralarda?  Hoppala demeye kalmadan olay çorap söküğü gibi dökülüyor.  Anastasia hanımın anneannesi Bafra (Karadeniz Bafra) göçmeni.  Onu büyüten o. Nefis Türkçe konuşuyor.  Kocası Yannis’in ailesi de, Dükkandaki Teodoros ve eşinin aileleri de hep Türkiye’den göçmüşler. Kimi Bafra, kimi Tekirdağ, kimi ise Kapadokya’dan.  Bu civarda Bafra diye köy var, hepsi Türkçe bilir diyorlar.  Anastasia zoraki tercüman oluyor, zira diğerleri yanlızca Yunanca biliyorlar.  Teodoros eski Türkçe türküler söylüyor.  Helvacı helva şeker lokum helva diye.  Bunun CD’sini bulurum diyorum. “E nasıl gönderecen?” sorusuna posta ile diyorum.  Doğru ya diyorlar.  Türkiye’ye geldiniz mi diye soruyorum, korkuyoruz diyorlar.  Eh ben tek başıma korkmadan buralardayım, gelin ziyaret edin diyorum, esas sebep olan kriz konusu açılıyor.  Anlattıkları üzücü.  Bunlar çalışkan insanlar ama iş yok ve daha çok özveri yapmaları bekleniyor imiş.  Bizim IMF tecrübemize benzer bir durum hissediyorum ama yarım yamalak lisan ile tam anlamak zor.  Yakında yeni  bir otel olduğu ve Kavala yerine burada kalmamı önerdiklerinde kahveleri içiyoruz.  Daha birde pizza yemeğe gideceğiz.  Derhal kabul ediyor ve yolculuğun en temiz, özenli otelinde kalıyorum. ( http://www.paggaioprincess.gr/ ) Gecesi 30 EU…. 
Otel’e gidip eşyaları bırakmadan önce GPS’i açmayı akıl ediyorum ki burayı tekrar bulabileyim.   Otelde oyalanmadan bar cafe tarzı tesise gidiyoruz.  Burayı Anastasia’nın kızı Kiki’nin nişanlısı işletiyor. Pizza yerken ekonomik kriz ile ilgili anlatılanlar düşündürücü.  İş yok, çalışma saatleri günde 4 saate indirilmiş, ücret 300EU.  Bu rakkam haftalık mı aylık mı artık soramıyorum.  Şık döşenmiş kafe ise yazları kazanıyor imiş.  15 yaşından beri türlü işlerde çalıştığını söyleyen Kiki, Tembelis (Tembel) diye nitelendirilmelerine kızıyor.  BU anlatılanlar ise önce borçlandır sonra batır senaryosunu anımsatıyor.  “Bir ekonomik tetikçinin itirafları” kitabını tavsiye ederim.  Üstüne Makedonya tarihini dinliyoruz.  Malum Makedonya onlar için FYROM (Former Yugoslavian State of Macedonia).  Şu anki Makedonya’nın Slav olması, kral Filip ve İskender’in köylerinin yunan köyleri olması üstüne bir tez var.  Tarihçi değilim, hele bu kadar uzak tarih konusunda bilgilerim sınırlı. Okumak lazım.  Ama en azından Yunan tezini yarımda olsa öğrenmiş oldum.  Cafe’de 2 ekranda 2 ayrı futbol maçı seyrediyor herkes.  Sigara serbest!  Yunan, İspanyol, hatta Arjantin ligi ekranlarda.  Hayırdır diyorum, komple online iddia benzeri oyun oynuyorlar. Sonuçları tahmin edip para kazanıyor veya kaybediyorsunuz.  Bu oldukça yaygınmış. İş yok, para yok ama kumar var.  İyice geç oluyor ve yorgunluk bastırıyor.  Otele bırakmasını rica ediyorum.  Sınırda aldığım lokumlardan onlara hediye ediyorum.  Odamda orada olmama sebep olan rastlantıları düşünürken aklıma Anastasia Teyzenin sözleri geliyor;  “Hiç tahmin eder miydin?”.