Aylar: Eylül 2015

Tempus Neminem Manet. ZAMAN KİMSEYİ BEKLEMEZ

Bodrum havaalanında güvenlik kontrolu için sıra bekliyorum.  Önümde ensesinde bu latince dövme ile bir genç kız var.  Lisedeki  latince derslerimi yokluyorum.  Tek hatırladığım tempus zaman demek…. Geri kalanını ise google hallediyor.  Evet “zaman kimseyi beklemez”.

Ben o kuyruğa girene dek yolculuğumu kısa ve daha uzun olarak düşünüyorum.   Zaman hızla akan ve kontrol edilemeyen bir gerçek.  Belkide tek gerçek hazinemiz.  Farkında olmadan harcadığımız.

Geri kalan zamanımızı ustaca kullanmak dileği ile…..

Reklamlar

VW ve düşündürdükleri

VW ve ABD’de yaşadığı skandalı haberlerde okumuşsunuzdur.  Kısaca özetler isek;

ABD’de yapılan testlerde VW tarafından üretilen dizel motorlu araçlarda bir hile yapıldığı tespit edildi.  Araç test cihazına bağlandığını anlıyor ve emisyon değerlerini düşürüyor.   Ve ölçülen değerler yasal sınırların altında kalıyor. Normal kullanımda ise emisyon değerleri yasal sınırların 35 kat üstüne kadar çıkabiliyor.  Ve ABD’de VW hakkında yasal takibat başlıyor.  Bunu takiben Avrupa’da da Fransa ve İtalya’da başlayan bir soruşturma rüzgarı esiyor.
VW ABD’de EPA testlerini yanılttığını kabul etti!

Şimdi bu olayın bende düşündürdükleri;

Öncelikle VW gibi son derece tutucu reklam kampanyaları yapan ve kullanıcılarına en yüksek değer/kalite oranını vaat eden firma nasıl bu noktaya geldi? 2014 yılında inanılmaz bir kar (11 Milyar USD) açıklayan Türkiye’de yerli üretim olmamasına rağmen en çok atan olan VW yönetimi bunu nasıl atladı veya göze aldı?  Amiral gemisi Passat’da da kullanılan 2.0 TDI motorda yapılan uyanıklıktan bahsediyoruz.  VW bu hareketi ile güvene dayalı imajını ayaklar altına kendisi aldı. Herhalde hiçbir rakibi bu zararı yaratamazdı.
Wall Street Journal VW 2014 karını açıkladı

Bu durumu ortaya çıkaran ise West Virgina Üniversitesindeki test ekibi.  West Virginia Üniversitesi 1989’da da Caterpillar ve Cummins firmalarının endüstriyel motorlarda benzeri bir hile yaptıklarını tespit etmiş ve firmalar ceza ödemişler.  VW’ni test eden grubun lideri Daniel Calder ve 4 kişilik ekibi yol testlerinden sonuçlar gelince önce inanmamışlar.  Her şeyi kontrol edip testleri yeniden yapınca gerçek ortaya çıkmış. Araçlar 15 ila 35 katı fazla emisyon değerlerine sahiplermiş.  Bir diğer araç ise 10 ila 15 katı emisyon değerine ulaşmış.  Ve bu durumu tam 1.5 yıl önce raporlarında yayınlamışlar.   İşte bağımsız üniversitenin önemi burada ortaya çıkıyor. Toplum için çalışan ( bir zümre veya siyasi hareket için değil) bilimsel veriler üreten üniversitelere bizim de çok ihtiyacımız var.  Bravo West Virginia üniversitesine ve Sayın Bay Daniel Calder’e.
West Vigina Üniversitesi VW’ye karşı

Peki sizce neden tam 1.5 yıl önce tamda VW, Toyota ve GM’i geçerek en çok araç üreten firma konumuna geldiğinde ortay çıkmış?  Bu 1.5 yıl boyunca Türkiye’de bizleri de zehirleyen kaç araç satıldı acaba? VW tüm dünyada 11 milyon 2.0TDI motora sahip araç sattığını duyurdu.  Düşünün limitlerin çok üzerinde emisyon değerlerine sahip bu araçlar çoğunlukla Avrupa’da satılmışlar.  Ve halen bulundukları şehirleri zehirliyorlar.  Meksika körfezinde SHELL’in yarattığı çevre felaketi ile karşılaştırınca durum daha da vahim.  Zira halen tüm dünyaya yayılmış ve kontrolsüzce çevreyi kirleten 11 milyon araçtan bahsediyoruz.

Bugün (23/09/2015) VW CEO’su istifa ettiğini duyurdu.  Bu skandaldan haberdar olmadığını ama firmanın önünü açmak için bu kararı aldığını basın toplantısı ile duyurdu.  VW yönetim kurulu da bunu kabul etti.  Konunun üzerine gideceklerini ve otoriteler ile işbirliği içinde olacaklarını da açıkladılar.  Bu arada Almanya’da haklarında yasal araştırmada başlattı.  VW CEO’su Bay Winterkorn, 8 yıldır bu görevde, kendisi mühendis ve daha önce AUDİ’nin başında idi.  İşin içinden gelen Bay Winterkorn hakikaten konudan haberdar değil miydi?  Acaba CEO görevinde bu detayları nasıl kontrol edebilirsiniz?  Hadi VW gibi dev asa şirketleri bir yana bırakalım, yönetici okurlara soralım, ekibinizin ürettiği işin hizmet kalitesini nasıl kontrol ediyorsunuz?  Herkesin alacağı büyük dersler var bu olayda.
VW CEO’su istifa etti.

Ve olayın başka bir boyutu ise VW’nin ödemesi muhtemel ceza için tam milyarlarca doları bir kenara ayırdığı.  Söylenen rakamlar 7.6 Milyar dolar civarında!!!  Bu nasıl devasa bir firmadır ki bu büyüklükte bir fona, finans gücüne sahip?  Türkiye’nin dış borcu 2014 yılında 84 Milyar dolar civarında imiş.  Bunun nerede ise %10’u kadar bir rakamı VW gözden çıkarabiliyor.  Peki Almanya’da VW boyutunda kaç firma var dersiniz? Siemens? Bosch? BMW? Mercedes?  Liste çok uzun değil mi?  İşte buda neden Almanya’nın Avrupa’da lider duruma geldiğini gösteriyor.  2. dünya savaşında yerle bir olan Almanya aradan geçen süreçte sizce nasıl bu duruma geldi?  Tabi ki çalışıp üreterek ve bunu sağlayacak sosyal, yasal ve hukuki zeminin sürekliliğini temin ederek.
Bu arada 11 milyon aracın 480.000 civarının ABD’de satıldığını ve buna karşın ceza miktarının 18 milyar dolara kadar çıkabileceğini hatırlatalım.  Ceza olup olmayacağı veya miktarı süreç sonunda belirlenecektir.  Ama önemli olan VW’nin şimdiden bu iş için milyarlarca doları ayırabilecek güce sahip olmasıdır.
VW 18 Mİlyar USD ceza ödeyebilir
Türkiye’nin 2014 Dış Ticaret Açığı


Almanya Başbakanı Sayın Merkel, VW’nin durumu için “difficult situation” yani ZOR DURUM de
miş.  VW hisseleri tepetaklak değer kaybetmekteler (son 3 gün içinde %25’i aşan değer kaybı söz konusu)  ve bu durum diğer otomobil firmalarını da olumsuz etkiliyor.  Öte yandan ülkemizde de çok kuvvetli olan ALMAN MALI imajı da negatif etkilenmiş oluyor. Merkel firmadan şeffaflık talep etmiş ve derhal bizimle işbirliği yapacaksınız demiş.  Yani Merkel her yıl devasa karlar elde eden ve sırf Almanya’da yüz binlerce istihdam yaratan firmayı körlemesine korumamış eşit mesafede yaklaşarak araştırma ile sonuçlara ulaşmayı hedeflemiş.  Eh buda dünyaya örnek olsun diyelim.
Merkel VW için zor bir durum dedi.

VW nasıl bu hatayı göze aldı? Neden motor tasarım ekibinden kimse sesini çıkarmadı ve bir yerde firmanın ABD’de satışlarını durdurmasına sebep olan bu suça ortak oldular?  Wolfsburg’da bulunan VW fabrikası 2. dünya savaşında yerle bir olmuş, talan edilmiştir.  Savaş sonrası kent İngiliz yönetimindedir.  Fabrikadan ise İngiliz General Ivan Hirst sorumludur.  General yeşile boyadığı bir VW kaplumbağa’yı İngiliz yöneticilere gösterir.  Gerek işgal kuvvetleri gerekse Aman Posta teşkilatı için 20.000 araçlık sipariş alır.  Buda fabrikayı kurtarır.  Belki de İngilizler tarafından savaş sonrası istihdam yaratmak ve sosyal huzuru temin etmek için bu adım atılmıştır. İşçiler bir yandan VW kaplumbağa üretirler, bir yandan da fabrikayı inşa eder makineleri tamir ederler.  Derken Hollanda’lı bir girişimci firmanın distribütörlüğünü alır ve ABD’ye uçar.  Tüketiciler boyanın aracın her tarafında aynı kalınlıkta olması sebebi ile VW kalitesini tercih ederler! Araç Ford T modelinden fazla satar!  İşte VW bu ruh ile ilerler ve geçen yıllar içinde liderliğe oynar hale gelir. Şimdi işleri çok zor.  Yıkılan imajları bence yıkılan fabrika kadar önemli.  Yıllar boyunca uzun çabalar sonucu oluşan güveni tekrar kurmak zorundalar.  Uzun bir süreç olacağı kesin.  Bakalım bu krizi nasıl yönetip üstesinden gelecekler.  Bekleyelim ve görelim.
VW yakın tarihi

"4 Motor 6 Gezgin 12 Ülke Yollarda 24 Gün" Yazar Süleyman Münci Kaynak

Münci bey ilk defa yurt dışına hemde motorla çıkıp 24 gün Avrupayı gezmiş.  Üşenmemiş anılarını yazmış, bastırmış. Öncelikle bu çabası sebebi ile kendisini tebrik ediyorum.

Kitap grupta yer alan ve daha sonra ülkemizdeki bir kazada hayatını kaybeden Seçkin ve Erol arkadaşların anısına da ithaf edilmiş.  Allah rahmet eylesin.

Kitabın adında anlaşılacağı üzere 6 kişi 4 motor yazın yapılan bir gezi bu. Yunanistan’dan İtalya’ya geçiş ve İsviçre, Almanya, Belçika, Avusturya, Lüksemburg, Hollanda ve Fransayı kapsıyor.

Yazar detaylı olarak yolda yaşadıklarını yazmış.  Hazırlıklardan başlamış, yapılan harcamaları da detaylandırmış.  Avrupa’da ağırlıklı olarak kampinglerde konaklamayı tercih etmişler.  Nadir otelde kalmışlar.

Grup içinde genelde bir ahenk var.  Malum bu tür uzun yolculuklarda gezginler arasında sorunlar yaşanabilir.  Farklılıklar hele 24 gün süren bir gezi sürecinde ciddi sorunlara ve grubun parçalanmasına yol açabilir.  Ekip bu durumlara düşmeden uyum içinde hareket etmeyi becermiş.

Gezi esnasında gezginlerin özel hayatlarına da kısa dokunmalar var.  Mesela yazarımız ailesi ile daha çok vakit geçirebilmek tatil yapabilmek için emeklilik yaş gelince sahip olduğu işletmeyi satıp emekli oluvermiş.  Enteresan.

Kitabın başında ise geziye katılan 2 gezginin

Ben aynı geziyi yapsam sanırım daha az yol yapmayı ama kaldığım şehirlerde ekstra gün harcayıp ziyareti derinleştirmeyi tercih ederdim.  Diğer bir alternatif ise isterseniz motorunuzu RORO gemileri ile Trieste’ye önden gönderebilirsiniz.  Organizasyon dahilinde siz uçak ile Slovenya üzerinden Trieste’ye gidip motoru teslim alabilirsiniz.  Bu şekilde gidiş ve gelişte 3 ila 4 gün kazanma şansınız olabilir.

Kitaba döner isek kolay okunuyor, eğer bölgeye ziyaret düşünüyorsanız bilgiler aktarıyor.  Ben İtalya ve Alplerde geçen kısımları daha ilginç buldum.  Hızlı hareket edildiği için derine inebilen bir yolculuk değil ama buda gezginleri tercihi sonuçta.  Benzeri gezgin kitaplarının artması dileği ile.

Kitap "Muzungu Kısa Donlu Beyaz Adam" Yazan Harun Çelik

Kitapçıda gezinirken seyahat ve gezi romanları arasında dikkatimi çekti, kapak tasarımında Beyaz bir adam elinde pipo. Yerde ise zincirli Afrikalı’lar. Kölelik zamanlarından kalma eski siyah beyaz bir fotoğraf. MUZUNGU KISA DONLU BEYAZ ADAM, yazar Harun Çelik.

Yazar, sub sahara (sahara altı) denen coğrafyada yer alan ülkeler olan Kenya, Etiyopya, Uganda, Tanzanya, Mozambik,  Güney Afrika’ya ait gezi izlenimlerini biraz paldır küldür bir tarz ile kaleme almış.  Bu ülkelerde beyaz adamın yaptıkları da ön planda.  Avrupa ülkelerinin yaptıkları kısaca yer almış.  Aslında Afrika’daki sorunlara temel olarak bu sömürü dönemi gösterilmiş.  Bunu dışında güncel politik siyasi durumlara ait fazla bir analiz yok.

Yazar üşenmemiş, gecekondu bölgelerini mülteci kamplarını da gezmiş sefaleti anlatmaya çalışmış.  Enteresan olan açlığın hüküm sürdüğü mülteci kamplarında değilde ümitsizliğin hakim olduğu gecekondu mahallelerinde tehlike yaşamışlar.

Bu arada gezdiği yerlerdeki camilere özellikle uğramış, ve beyaz tenli olduğu için tepki almışlar.  Müslüman olduklarını izah edince buzlar erimiş.  Görünen o ki Afrikalı siyah Müslümanlar beyazlardan nefret ediyorlar.

Gezdiği ülkelerdeki Osmanlı izleri ile Türk okullarını ziyaret etmeye ve bunlar hakkında bilgi aktarmaya özellikle önem vermiş.  İş adamları ile kısa temasları olmuş.  Türk konsolosluklarının ilgisiz olmalarını da ayrıca eleştirmiş.

Hızla okunan bir kitap. Eğer Afrika’ya ilgi duyuyor ve Türkçe kitap bakıyorsanız ilginç olabilir.