Aylar: Kasım 2014

ROCK-FM – LA BARBA – ÇAKALLIKLARINIZ!

94.5 frekansından yayın yapan ROCK-FM’de her akşam La Barba isimli bir program vardır.  Mesut Süre yayındadır.  Aynı zamanda tiyatrocu olan Mesut telefonda alır programa.  Az müzik vardır, daha çokta konuşma.
http://www.rockfm.com.tr/

Bu akşam programda yalnızdı, dinleyiciden telefon ile bağlanarak çakallıklarını anlatmalarını istedi!  Normalde 10 dakikada 1 kişinin bağlandığı program adam almadı.  Sürekli arayanlar ve yaptıklarını anlatanlar!  Kimi masum kimisi ise suç unsuru içeren itiraflar.
Bir yanda bir annenin çocuklarına laf geçirmek için gerekenin tam tersini söylemesi (ve çocukların yapması) gibi naif durumlar, öte yanda 4 misli fiyatla halı satanlar, gümrüklerde evrakta sahtecilik gibi kriminale kayan vakalar.
Mesut’ta şaşırdı bir noktadan sonra.  Hatta bazı dinleyicileri tersledi, bu yaptığınız doğru ve güzel değil diyerek!  Bu programda mizah yok diyerek devam etti.  Aman canım hepsine de inanmamak gerekir dedi.
Peki neden normalde 2 kelam edemeyen dinleyici birdenbire telefonlara sarıldı? Programın son 1 saat anlatılan ve pekte masum olmayan hikayeler neden ortaya döküldü?

Bir radyo programından genelleme yapmak ve fikir üretmek sağlıklı olmayabilir.  Ve fakat toplumu neye nasıl tepki verdiğini dinlemek enteresandı.

Reklamlar

"Unutursam Fısılda"

Çağan Irmak yazmış ve Yönetmiş.  Müzik Kenan Doğulu’ya ait.
Oyuncular ise Hümeyra, Işıl Yücesoy, Farah Zeynep Abdullah ve 2 jön Mehmet Gürsün ve Kerem Bürsin.

Tek kelime ile harika bir film.  Konusu hikayesi çok iyi.  Müzikler için Kenan Doğulu’yu tebrik etmek lazım.  Ve Hümeyra ile Işıl Yücesoy.  Bravo diyorum. O kadar gerçek ve rahatlar ki!

Ayperi’nin gençlik yıllarını oynayan  Farah Zeynep Abdullah çok başarılı.  Aslında tüm roller için seçilen oyuncular oturmuşlar.  Sırıtmıyorlar.

Filmin konusunu pas geçiyorum zira İnternet’ten film kritikleri yazanlara bakmanızı tavsiye edeceğim.

Buna karşın filmin mesajlarına geçmek isterim.
1970’lerin Türkiye’sinden güzel bir kesit.  O yıllar İstanbul’da müziğin merkezi İMÇ.  Star adayları (!) kaset yapma derdinde.  Karşı tarafta ise hafif batı müziğini aranjman olarak niteleyen ve yabancı bestelere söz yazıp okutan bir görüş hakim.  Düşünce şu,  Batı zaten yapmış.  Biz daha iyisini yapamayız.  Onun yerine kopyalayıp piyasaya sürelim!  Bu görüş halen ülkemizde farklı endüstrilere de uygulanabilir.  Hele hele fikir haklarının korunması konusunda geriden gelen ülkemizde kopyacılık halen prim yapmaktadır.  Kahramanlarımız ise biz kopya etmiyor emeğimiz ile üretiyoruz diyorlar!  Al sana bir sol söylem.  Ne dersiniz bakın çevrenize farklı ürün üretim endüstrilerde copy cat ‘ler cirit atmıyor mu?  Ve innovasyon konusunda fakir olduğumuz için sorunlar yaşamıyor muyuz?  Eh ara iş gücü rolünü üstlenmeye hevesli bir yönetim ile bizlerin bunu kırması zor (ama imkansız değil).

Aranjman deyince bir parantez açalım.  Zerrin Özer ilk başladığında caz ve blues söylemektedir.  Janis Joplin havası vardır.  Ama IMC onu önce hafif batı müziğine sonra da nerede ise arabeske zorlar. Aynı filmdeki gibi.  Kahramanlarımızın prodüktör ile tanıştıkları Sanremo Bar isimli gece klubünde aranjör tiplemesi ne kadar da Fecri Ebcioğlu ile Sezen Cumhur Önal’a benzemektedir.

Ana mesaj ise hayallerinin peşinden git, çalış çabala!  Bu şarkı söylemek olabilir, futbolcu olmak olabilir, okumak olabilir ama sonunda inandığın yolda başarılı olmak için bekleme durma ve yürü çalış diyor.

Araba meraklıları için önemli not,  Tarık’ın kullandığı Triumph büyük bir ihtimalle Spitfire.  İlk modellerinden olmalı zira son yaptıklarında ön radyatör panjuru bu kadar güzel değildi.

Gitmenizi şiddetle tavsiye ederim.  Bir çoğunuz geçmişten bir şeyler mutlaka bulacaksınız filmde.  

MERCEDES-AMG ve MV AUGUSTA işbirliğine gidiyor!

MERCEDES ile MV AUGUSTA işbirliği yapacaklarını duyurdular.
Detayları aşağıdaki linkte var.
http://mvagusta.mag-news.it/nl/l.jsp?8u.BS-.BTK.Ls.N.BCxj

Anlaşılan yeni bir trend başlıyor.  Audi Ducati’yi alarak belki de BMW’ye her alanda rakip olduklarını vurguladı.  Eh Mercedes’de MV Augusta’nın %25’ini alarak bu trende katılmış oldu.

Teknolojik olarak bakar isek, motosiklet firmaları küçük hacimli motorları daha iyi biliyorlar. Yukarıda adı geçen firmaların 1.000cc hacimde 100+beygir güç üreten motorları var.

Ducati 2 silindir, BMW 2 ve 4 silindir,  Augusta ise bunlara ek olarak 3 silindirli motorlar üretiyor.
Dünyada gittikçe daha çok ciddileşen emisyon sınırları vergi yükleri sebebi ile bu teknolojileri arabalarda da görebiliriz.

Tabi aksi bir teknoloji transferi de olabilir dizel yakıtlı motosikletler yaygınlaşabilir.
Bekleyelim ve görelim.