Aylar: Şubat 2014

Jaguar Bir Efsanenin Yeniden Doğuşu

Kitap, Jaguar’ın kuruluşundan itibaren, 1988 yılına kadar olan hikayesini kısaca özetliyor.   Zaten Önsözdeki tarihte 1988.  Kısaca son çeyrek yüzyıl için başka kaynak bulmak lazım.

SS = Swallow Sidecar Co.
Jaguar’ın 1921 yılında kurulduğunda motosikletler için sepet (side car) ürettiğini ve isminin de Swallow olduğunu biliyor muydunuz?  2 ortak var ilk yıllarda Lyons ve Walmsley.  Lyons (ki daha sonra Lord olarak anılmaya başlanıyor),  şirketin ilk 50 yılına direkt etki eden isim.  Sürekli Jaguar’ın farklı üstün ve bağımsız olması için uğraş veriyor.  Otomotiv sektöründe öngörü kabiliyeti yani vizyonu sayesinde Jaguar’ı belli noktada tutuyor.
Sir Williams Lyons
Kitap çok da uzun değil ama Türkçe tercüme tam bir felaket.  Kopuk kopuk ve rastgele kelimeler arka arkaya sıralanmış gibi bir hisse kapılıyorsunuz.  Tavsiyem bulursanız İngilizce’sini edinmeniz olacak.
Kitap aslında İngiliz otomotiv sektörünün neden kaybettiğinin kısa tarihçesini anlatıyor.  Sürekli devlet tarafından kontrol edilen, sendikalar ile dar görüşlü yöneticilerin arenası haline gelen firmalar zararı engellemek için birleştiriliyor ve Leyland BMC gibi dev gruplar oluşturuluyor.  Ama sinerji sağlanamıyor, dahili kavgalar bitmiyor.  Kitapta bunlar isim ve detayları ile var.  Nerede hata yapıldığını anlamak için okumanızı tavsiye ederim.
Jaguar E Type, Tüm zamanların en güzel otomobili
Bu kargaşa arasında, Jaguar sürekli kar ediyor ve üst sınıf segmentte farklı tasarımı ve başarılı (güçlü) motorları ile tercih ediliyor.  Birleşmelerde önüne çıkan ve firmanın sonu olabilecek tehditleri başarı ile savuşturuyorlar.  Bu arada özellikle E-Type için yapılan lansmanı ve yakalanan başarıyı okumanızı tavsiye ederim.
Kitapta öyle dersler var ki, bunlardan bazıları;
– BMC yöneticileri, birleşmeden sonra arabaların gerçek maliyetlerini bilmediklerini fark ediyorlar,
– Jaguar talep gördüğü için yurt dışı bayilikleri iptal edip direk satmaya çalışıyorlar (bu konu hala günümüz iş dünyasında da geçerlidir.   Başarısız olan bölgelere başarılı olan bölgeler merkezden yamanarak gün kurtarılır.  Yapılan seçimler ise firma içinde kayırma şeklindedir).
– Jaguar kar etmesine karşın bu kar ana grupta eritiliyor ve yatırım yapmasına engel olunuyor.
– Araba gövdesini yapan firmanın kalite sorunları sebebi ile yaşananlar, 
– Jaguar çalışanlarının her şeye rağmen kurumlarına olan bağlılıkları ve bilnçleri.
Son kısımlarda satış kanallarının iyileştirilmesi ile ilgili yapılan çalışmalar ilginç.  Jaguar’ın kuruluşundan itibaren kullanıcıları ile kurmaya özen gösterdiği direkt ilişki çok enteresan.  Firma yeni modelleri Browns Lane fabrikasında lanse ediyor.  Kullanıcıları ile uzun vade bir ilişki kurmaya çalışıyor.  (Günümüzde bir çok markanın yalnızca showroomlarındaki satıcının o an ki kabiliyetine bırakılan nerede ise anlık bir ilişki değil bu).  
Yazdığım gibi, şirketin son 25 yılı fotoğrafta önce Ford sonra ise Hintli grup TATA var.  Halen Browns Lane’deki fabrika aktif imiş. Ama Hindistan’ın Pune şehrinde de yeni bir fabrika devreye girmiş.
Nerede ise yüzyıla ulaşan bu markanın kuruluşu itibarı ile yaşananları ve markayı marka yapanları tanımak için okumanızı tavsiye ederim.
Reklamlar

Beyaz Yalaka, Yazar Sarp Mogan

Radikal’de haberini okudum, yeni bir kitap “Beyaz  YALAKA”.
Radikal Ece Çelik Haberi

Yazar kitabı 35 yaşında aniden kanser olduğunu öğrenip hayat muhasebesi yapmaya başlayınca kaleme almış, ön sözde öyle yazıyor.   “Bu bir kişisel gelişim kitabı değil” diyor yazar. İş hayatında herşeyi göze alarak kısa sürede nasıl ilerlersiniz ve bunun karşılığında nelerden fedakarlık ederseniz başlıklar halinde yazıp döküyor.  Oldukça detaylı ve acımasızca.

Son kısımda ise bunlara değmez, kendiniz olun, mutlu olun mesajı örnekleri ile geliyor.  Hatta bu düzende köle olmayın girişimci olun, deneyin diyor.  
Kitabın “Başlarken” kısmında hep öncüler yenilikçiler kazanır diyor.  Rockefeller’den örnek veriyor “Başarılı olmanın yolu başkalarının bildiği klişe yolları terk edip daha önce denenmemiş yollardan geçmektir” alıntısına yazarımız ekliyor “Sıkıyorsa!”  (sayfa 23).
Verdiği örneklerin yurdumuzdan çok gerçek insan manzaraları taşıyor olması kitabı ilginç yapıyor.  Amerikalı bir yazarın, Amerikan örnekleri üzerine gelişen bir kitabı değil bu.  Bilimsel olma iddiası yok, pratik ve kestirme temelleri öneriyor.  Bunu da oldukça açık ve dobra dobra yapıyor. Bunları algılayıp üstüne koymakta okura kalıyor.  “Yaşam Koçları” bölümünde anlattığı üzere hazır haplar yok hayatta hemen hayatınızı çekip çevirecek.(Sayfa 165) 
Patron tiplerini anlattığı kısımlar çok ilginç  “Egom Çin Seddinden Büyük” tipi patron ve “Patronlar Patronu” kitabın en ilginç bölümleri.  Son bölümler “Üniversite hayatı” ve “Klişe Yıkma Servisi” oldukça gerçekçi.  10 milyon ciro yapan ilkokul mezunu (ama girişimci) patron ile onu denetlemeye gönderilen çok iyi eğitimli (ama özgüveni eksik) üniversite mezunu personel arasındaki diyalog vurucu.
Netice, ben eğlendim okurken, size de tavsiye ederim.

6 Mayıs itibarı ile google yapılan aramada (beyaz+yalaka) bu yazının ilk sayfada yer aldığını gördüm.  Sevindirici.

Yamaha MT09!

Yamaha Türkiye Autodrome/Tuzla’da Test günleri düzenliyor.   Rahmi Barutçu ve Metehan Yılmaz’ın kontrol ve nezaretinde bir grup sürücü Tuzla’da idik.
Şubat ayı olmasına rağmen, hava güneşli ve 14 derece!  yağmur yok yerler kuru.  Tuzla’ya 80 km yol çok keyifli zira Pazar sabahı 10:00’da yollarda bomboş.  Normal hafta arası trafiğe göre son derece seri bir sürüşle Tuzla’ya varıyorum.  Rahmi ile Metehan, motorları dizmişler.  5 -10 kişi kadar rider bol virajlı kısa pistte dönüyorlar.  (Bu güzel havada 15 milyonluk İstanbul’da sadece 10 kişi olması düşündürücü, öte yandan bu sayede bizlere daha çok test süresi düşeceği içinde sevindirici).
Önce kayıt olduk.  Bu güvenlik ve yasal sorumluluklar için gerekli.  Kısa bir form doldurduk.
Piste geldim ki XV950 hazır bekliyor.  F800GS’den inip, chopper XV950’ye binice kısa süreli bir kültür şoku yaşıyor insan.  Makine 2 silindirli, 950CC ve kayış aktarmalı (Harley Davidson’lar gibi).  Sürücü selesi rahat, ve gaza tepkisi güzel.  1. vites ile başladık.  Kısa düzlükte 2’ye takıp gazladık. Sonra tekrar bir ve virajlar.  Motorun dönüşü ve gaz yemesi bir chopper için güzel. Yalnız 1’den 2’ye geçerken dikkat gerekiyor.  Ben bir kaç kez boşa yakalandım.

Ama tabi buraya esas geliş sebebim MT09! Hani şu karanlık yönünüzü keşfedin sloganı ile satışan sürülen 3 silindirli, 115 Beygir  gücündeki, 85NM tork değere sahip olan mini canavar.

Sıra bana geldi ve ilk izahlar aşağıdaki şekilde;
Bak kardeş bu makinenin 3 modu var, B yağmur modu gücü sınırlar önce bununla 2 tur at!  Sonra gaz vermezken mode tuşuna bas ve standart moda gel ve 2 tur at.  Gene on the fly mode değiştir ve A moduna gel.  Bu modda hiçbir sınırlama yok.  Ona göre ayağını denk al ve 2 tur at!

Haydi bakalım bismillah deyip sürmeye başladık.  Kullandığımız test pisti çok kısa ve bol virajlı.  MT09 o kadar esnek ki  2. viteste tüm pisti dönmek mümkün.  İlk virajdan sonraki kısa düzlükte gaz açma imkanı var.  MT09 komutlara çık hızlı cevap veriyor. Kısa düzlükte kilometre göstergesi 85 civarına hızla geliyor ve viraj başlıyor, frenler gayet başarılı.  Sert frende ABS hafif hafif çalışıyor.   Pozisyona dikkat edip virajlara motoru adeta atmak çık keyifli.
Sınırlı denen mod sizi aldatmasın makine sürekli hızlanmak istiyor.  Bence A modunda ise kendine geliyor, motor rahatlıyor, siz ise inceden dikkat kesiliyorsunuz!   Egzos sesi buradayım diyor.  Gaz kestiğinizde gelen  patırtılar ve çartlamalar ve gaza yüklenince kulağa gelen sesler…..

6 tur hızla bitiyor. Sonra attığım 2 set halindeki 6 turda öyle.  Ben bu turlar esnasında 3. vitese hiç geçmedim.  Daha agresif ve profesyonel bir sürücünün veya bir pist yarışçısının aynı pistte bu motor ile neler yapabileceğini görmek isterdim.  
Motora alıştıkça virajları daha seri alıyorsunuz.  Motor üzerinde oturma pozisyonunuza dikkat etmeye başlıyorsunuz.  Yavaş hızlarda da motorun gaz yemesi çok güzel boşluklar, titremeler ecnebinin hesitation dediği türden bir durum yok.  Alet sürekli gaz yiyor ve lineer olarak hızlanıyor.   Çok dikkat edemedim ama düşük devirlerde kör bir bölge dikkatimi çekmedi.

Ardından motorun benzini bittiği için benzin alma görevini teklif ettiklerinde derhal dedim.  Aldık motoru çıktık yola. Şimdi Autodrome’dan çıkınca girdiğiniz yol 2 şerit gidiş 2 şerit geliş ayrılmış yol.  Geniş virajları ve bolca trafik lambası var. Kısa test pistinden sonra bu yol çok iyi geldi.   Motoru 2’ye takıyor ve bırakıyorsunuz hızla 100km’h hıza geliyor ve 120 civarı artık vites değiştiriyorsunuz.  Alet sürekli çekiyor.  Hız artıyor ve artık vitesin kaçta olduğu manasız geliyor.

Amortisörlerin çok başarılı olduğunu söylemeden geçmeyeceğim.  Asfalt genelde kalilteli idi ama mazgal vs üzerinden geçerken pek bir şey hissetmiyorsunuz. Arka süspansiyonun şekline dikkat edin, ben başarılı buldum.

Işıklardan kalktığınızda o kadar çabuk 100km’h saate geliyor ve geçiyorsunuz ki diğer vasıtalar çok uzakta kalıyor. Dikiz aynasına bakmaya gerek kalmıyor hissi doğuyor.

Motorun önünde rüzgar koruma yok, (aksesuar listesinde bikini fairing türünden bir opsiyonel parça var).  Bu şu demek 140 civarı hele de boyunuz benim gibi 1.90 ise güzel rüzgar yiyorsunuz.  İyi de oluyor, gaz kesmeye başlıyorsunuz. (Yamaha bunu ekstra emniyet için koymuş anlaşılan).  Kısa boylu sürücüler için hız sınırı daha yüksek olabilir.  Ama normal kullanımda bir ön cam gerekli.  Tabi bunu abartmadan mümkün olan en ufak boyutlar ile halletmek lazım.

Motor kompakt.  Gerçi beni çok rahatsız etmedi, oturduğumda gidon gösterge mesafeleri fena değil. Yanlız ayağımı peglere koyunca öne doğru eğilme var.  Pegler ayarlı mı bilmiyorum.Bakmak lazım.
(Daha önce test ettiğim Phaser 800’de bu kadar rahat etmemiştim.  Ve gene bolca rüzgar yemiş idim.)

Yamaha aksesuar listesinde gördüğüm soft side case ve tank bag eklenir ise tur da yapar hale gelirsiniz.  Buna komfor sele ve fly screen de eklenebilir bütçeye bağlı olarak.  Tabi ağırlık asfalt olacaktır. Hele de virajlı dağ yolları bu motorla yapmak nefis olur.
Yamaha MT09 aksesuar listesi

Yamaha bu motoru çok cazip fiyatlar ile piyasaya verdi.  Ve ilk parti hızla satıldı bitti.  İkinci partiyi bekliyoruz.  Eğer naked bike istiyorsanız MT09’a mutlaka bakın.  Hele de ağrılıklı şehir için kullanıyorsanız, hafifliği ve gücü ön plana çıkacaktır.
Son siz: Bravo Yamaha!