Aylar: Nisan 2013

Güneş Yoğunlaştırıcı

Özellikle çöl ve sıcak iklimler için gelecek vaat eden bir sistem.
%80 verim iddiası ile yapılan duyuru aşağıdaki linklerde.
Üstelik düşük maliyetli olacağı ve 1 kWh elektiği 10cente üretebilecek.
Bunlar çok iddialı rakamlar.  Halen PV verimleri %20’nin altında.

Sistem bir çok teknolojiyi içinde barındırıyor.  Güneş izleme, yoğunlaştırma, termal, pv.

Yüksek verimli fotovoltaik termal sistem 1

Yüksek verimli fotovoltaik termal sistem 2

Elektrikli araçları kim öldürdü?

Renault Elektrikli Fluence’ı ülkemizde duyuralı epeyi oldu.  Araç BURSA’da üretiliyor.  Yani yerli katkı payı yüksek bir otomobil.
Şirketimize araç aldığımız Renault Bayisini aradım, aracı test etmek, görmek için.  İlk söylenen “tavsiye etmiyoruz!” oldu.  Yani bayi kendi markası aracı bize tavsiye etmiyordu.
Uzatmadan aracı test etmek istediğimizi söyledik.  Aracı getiren satış elemanı hiçbir teknik detaya hakim değildi.  Hatta aracın gücünü dahi söyleyemedi. Araç broşürü veremedi.
Aracı test ettik.  Bunca yıldır elektrik motorları için sürücü (invertör) satarız.  kW’dan başlayıp MW’a kadar uygulamalar yaptık.  Bunlar fan pompa kompresör, konveyör, asansör, demir çelik hattı, aklınıza ne gelirse artık.  Bu ürünlerde yazılım kısmı önemli yer tutar.  Motorun gücünü aktarması lineer ve pürüzsüz olmalıdır.  Fluence bunlara sahip.  Otomatik araç gaza basınca lineer ve kararlı hızlanıyor.  Titreme, kararsızlık gecikme yok veya ben hissetmedim.  Sessiz ve 0 emisyon.  Yani çevreyi kirletmiyor.
Aracın parçaları çok ağır.  Örneğin ön ve arka kaput son derece ağır.  Buda daha çok enerji tüketimi demek.  Aracı menzili 200KM altında.  Sanırım 180km gibi bir değer.  Bu rakkam bir çok kullanıcı için yeterli aslında.  Ama biraz daha dikkatli tasarlansa rahatça 200’ü bulurdu.
Aracı şarj etmek için sabit şarj cihazı lazım.  Sabit şarj cihazını ayrıca satın alıyorsunuz.  Şehirde bu cihaz yok ise şarj edemeyip yolda kalma riskiniz var.  İşte burada bir garip durum var.  Neden şarj sistemi aracın parçası değil?  Burada söz konusu olan aküleri şarj edecek akıllı bir doğrultucu. Hiçte zor bir cihaz değil.  Bu sistem aracın içinde olsa her prizden şarj olabilir.  Satıcı yok dese de broşürlere dikkatli bakınca aslında böyle bir adaptörün olduğunu da gördük.
Fiyat politikası ise sanki araç satılmasın diye tasarlanmış.  Araca ödenen paranın dışında akülere de aylık kira ödeniyor.  Bu bedel km arttıkça artıyor.  Ve araç birde ekonomik olarak mantıksız duruma geliyor.  Peki Renault neden bunu yapıyor?
Bugüne konvansiyonel üretim yapan otomobil üreticileri ısrarla elektrikli araçları ihmal ettiler. Sürekli prototipleri gösterip gelecek vaat ettiler.  Yani zamandan çaldılar.  Kanımca şu anki modellerini değiştirmek işlerine gelmiyor.  Olabilir bunlar kar amacı ile hareket eden özel şirketler.
Peki ama biz sade vatandaşlar ne olacağız bu arada?
Türkiye’nin bütçe açığının %50si enerji faturasından kaynaklanıyor.  Petrole sürekli artan bir bedel ödüyoruz. Bu üzerimizde demoklesin kılıcı gibi sallanıyor.  Zira petrol fiyatları sürekli değişkenlik arz ediyor.
Şehirlerimizde hava kirliliği ise hepimizi hasta ediyor.  Özellikle de çocuklarımızı.  Solunum yolu hastalıkları o kadar yoğun ki.  Nedense şehirden uzaklaşınca birden daha rahat nefes alıyor ve sağlığımıza kavuşuyoruz
İklim değişikliği ise tüm dünyayı tehdit ediyor.  Egzoslarımızdan çıkan CO2 gazının bunda payı büyük.
Yani şu anki iş modeli bizlerin pek de işini gelmiyor.
Bakın 1990’larda ABD’de yaşanan olayları dökümante etmişler.  Tavsiye ederim, aşağıdaki filmi izleyin.
Sonra başta Renault firmalara soralım, sahi siz ne kadar ciddisiniz?

Elektrikli aracı kim öldürdü?

"Sıradışı Yolculuk" Tristan Jones

Bugüne dek onlarca seyahat güncesi okudum. Bir kısmı hakkında düşüncelerimi bu blogda yazdım.  Bu kitapların çoğu etkileyici idiler.  Bir kısmı yalnız yolda olmakla ilgili idi.  Bir anda aklıma gelenler, Özcan Yurdalan’ın gözünden Orta doğu, Kuzey Afrika, İran ve Hindistan gezileri.  Kendine hayal + gezi dünyasına sizi götürmesi. Nadir Paksoy’un uzak diyarlara yolculuklarının günceleri.  Ve bunlardan en önemlisi “Yaş 21 Hayber” (bu kitabı mutlaka okuyun derim).

Yabancılardan öne çıkan ise bir çok motosikletli seyyaha ilham veren Ted Simon’dan “Jupiter’s Travel”.  Artık var olmayan bir dönemde yapılabilecek bir gezinin güncesidir.  Günümüzde mesela Kuzey Afrika’da artık motor süremezsiniz, Orta doğu’da bir çok ülke ise savaş sebebi ile ulaşılmaz konumdadır.

Arada yelkenle dünyayı keşfeden yazarlarımızda var okuduğum.  Sadun Boro ve yelkenlisi Kısmet ile yaptığı geziler,  Uzaklar teknesi ile Atasoy’lar, kendi teknesini yapan ve dünyayı gezen Eralp Akkoyunlu’nun Deniz Çingenesi var. Birde Rüzgar Baba var, inanılmaz kısa hikayeleri ile, hele hele Ege Denizin’de bir ada’da yaşayan Fenerbahçe’li yaşlı balıkçının hikayesi ile….
Rüzgar Baba

Bunların hepsi okunması gereken nefes aldıran eserler.  İşte bunlara bir tane daha eklendi.  Sıradışı Yolculuk kitabı ile TRISTAN JONES!  Yolculuk 1970 yılının son aylarında başlıyor ve 1975 yılında sona eriyor.  Tristan yeryüzünün irtifası en düşük olan yeri (Ölü deniz) ile irtifası en yüksek olan yerinde Titikaka gölünde yelken basıyor, Güney Amerika’nın büyük bir kısmını nehirler vasıtası ile geçiyor.

Geçtiği yerler hakkında ön bilgi sahibi, günlük politik durumları insanların yaşam koşullarını yazıyor.  Defalarca tutuklanıyor, çoğunda kahraman olarak serbest bırakılıyor.  Çünkü kendisi örneğin Bolivya’ya gölden giren ilk yelkenli hatta ilk Avrupa’lı denizci.  Keza Güney Amerika’da nehirler üzerinden seyreden ilk yelkenli de onunki.

Seyahatinde generaller, diktatörler ve cumhurbaşkanları ile tanışıyor. Haile Sleasiye ve Paraguay Cumhurbaşkanı Alfredo Stroesner ile tanışıyor, teknesinde misafir ediyor.  Geçtiği yerlerde anlattığı insanı yaşam koşulları ve buradaki duruşu önemli.

İnanılmaz bir iradesi ve yolculuğunu tamamlama azmi var.  Ekibi ile inanılmaz şartlarda yol almaya sürekli devam ediyor.  Gerektiğinde teknesini karadan kol gücü ile yürütmekte buna dahil.  Güney Amerika vahşi doğasında yaşadıkları yanında okyanusta atlattıkları hafif kalıyor.

Yolculuğun ilk kısmında kullandığı tekne Barbara 38 feet yaklaşık 12 metre boyunda.  Son kısmında Humbolt akımına karşı kullandığı Güney Amerika’yı geçtiği teknesi Sea Dart ise 6 metre boyunda.

Her şeye rağmen, sürekli devam eden ve her zorluğa katlanabilen biri Tristan.  Günümüzde vazgeçtim seyahati, kendi hayatına bu kadar asılan ve azmeden az adam/kadın velhasılı insan tanıyorum.  İnandığı amaç uğruna her şeyi göze alabilen ve ekibini hep koruyan bir kaptanın hikayesini okumak isterseniz, bu kitabı edinin.
Sıradışı Yolculuk

Tristan Hakkında linkler

wikipedia

Obituary