Balkanlar 2012 4. gün 27 Ekim 2012

Akşam VIP Hotel’de kaldım.  Super8’te yer yoktu ve buraya yönlendirdiler.  Bu gün amacım şehri gezmek ve daha sonra vakit elverirse Prizen’e haraket etmek idi.

Halk Bankası Üsküp

Nisbeten geç kalktım, saat 10:00 gibi otelden ayrılıp, eski şehir merkezine Çarşia’ya yöneldim.  Dün akşam hızlıca gezip yemek yemiştim, çok sakindi.  Gündüz vakti daha kalabalık.  Türkiye’den gelen turist kafileleri hemen dikkati çekiyor.  Her yerde Türkçe konuşan yerel turist insanlar var. Çarşı girişinde kocaman Halk Bankası göze çarpıyor hemen.

Bektaşi Camii

Hamam, Üsküp

Çarşıya girince gözüme yeşil bayraklı cami ilişti.  Karşısında ise yerel Türk amcaların müdavimi olduğu çayocağı var.  İçeriye girmiyor, yürüyorum.  Müze haline getirilmiş olan büyük hamama varıyorum.  Giriş 100 Dinar.   İçerde resim sergisi var.  Hamamın yapısı çok etkileyici.  Oldukça büyük bir yapı.  Bir çok içiçe odalardan oluşmuş.  Restorasyon sırasında kubbelerdeki bir çok detay kaybolmuş gibi geldi bana.  Kurnalara gelen sıcak su tesisatı pişmiş toprak borular ile.

Hamamı gezerken dışardan yağmurun sesi gelmeye başladı.  Sabah hava bulutlu idi.  Pazar günü beklenen yağmur erken davrandı anlaşılan.  Yağmur hız kesmeden akşama dek devam etti.  Hava kararınca durdu.  Bu yağmur altında Prizen’e gitmektense, Üsküp’ü daha detaylı gezmeyi tercih ettim.  İlk iş bir Türk esnaftan şemsiye almak oldu tabii.

Restore edilen camii, çarşiya Üsküp

Türk Partisi Üsküp

Gandalf içerde mi?

Romanya ile Bulgaristan Yer değiştirmiş

Çarşia’da Osmanlı’dan kalma bir çok eser var, hamamlari halen aktif camiler kervansaray tipi yapılar bir uyum içinde.  Bunların içinde Makedonya Milli Müzesi olduk çirkin bir yapı.  Bahçesi de çok bakımsız.  Ama içersi çok enteresan. Gezmenizi tavsiye ederim.  Müzede yerel giysiler var. 60 tane derledik daha bir bu kadar var, artık siz gezin Makedonya’yı demişler.  Makedonya’da tarım, balıkçılık, demir bakır ve gümüş işçiliği ile çanak çömlekleri detaylı anlatmışlar.  Keza Makedonya’daki farklı yörelerden çekilen ev resimleri ile maketler etkileyici ve hepsinde İngilizce açıklamalarda var.  Derken diğer binadaki ikonalara geçiyoruz.  Buradaki koleksiyonda etkileyici farklı kiliselerden toplanan ikonalar iklimlendirilmiş odada korunuyorlar.  Burada da her şey iki lisan.  Makedonya Ortodoks Hristiyanlık hakim.  Osmanlı döneminde Yunanistan’ında bastırması ile kiliseleri bağımsızlığını yitirip Yunan ve Bulgar kiliselerine bağlanmış (bu kısmı farklı kaynaklardan okudum, meraklısı ayrıca araştırsın).  Derken bağımsızlık için uğraş ve savaşlarını anlatan kısma geldik. Burada bilgiler ağırlıklı yerel dilde.  İngilizce çok az. Önce Osmanlı’ya baş kaldırıyorlar (Balkan Savaşları) Yunan ve Bulgarlar ile işbirliği yapıyorlar. 1. Dünya savaşı da patlıyor bu ara.  Tam kurtulduk derken, anlaşmalar ile hatırı sayılır toprakları (%50 diyorlar) Yunanistan’da ve gene büyük bir kısım (%20) Bulgaristan’da kalıyor.  Bir miktarda Arnavutluk’ta kalıyor ama bu az imiş.  2. Dünya savaşında mücadeleleri devam ediyor.  Almanlara karşı mücadele edip sonunda bağımsızlık beklerken Yugoslavya içinde buluyorlar kendilerini. Gene ciddi miktar toprakları Bulgar ve Yunan’da kalıyor.  Yugoslavya’nın bu bölgeyi ihmal edip yatırım yapmadığı geri bıraktığı iddiasındalar.  2. Dünya savaşında VROM diye bir örgütleri var.  İç hesaplaşmalarda bayağı adam öldürülüyor.  Bunlar benim lonely planet rehberinden okuduklarım, müzeden anlayabildiklerim.  Tarihçi değilim, ilgilenenlere araştırmalarını tavsiye ederim.
Müzeden çıktık, yanında Kurşumliya han var.  Büyük bir Osmanlı yapısı, kapalı.  Bit pazarından aşağıya yürüdüm Bit pazarı derken aslında pazar ve herşey var.  Açık tütün dahi gördüm.  Hızını arttıran yağmur açık hava pazarında durmama mani oldu. Aşağıda Destan’da köfte salata ile Kopsko öğle yemeğimiz oldu.  Destan’a akın akın gelen ve piyaz var mı diye soranlara masamı bırakıp dışarı çıktım.  Yağmur aynı hızda devam ediyor.
Şimdi sıra Taşköprü’yü geçerek yeni şehir merkezini ziyaret etmekte.  1960 ‘lardaki deprem sonrası Çarşiya’yı ellememişler ama yıkılanların yerine sovyet tipi beton binaları dikmişler.  TaşKöprü’nün iki yanında dev Kral Filip ve İskender (at üstünde) heykelleri var.  Makedonya özgürlüğü için çatışan kahramanları da unutmamışlar.  Yalnız tam nehir kıyısında yapılan gösterişli binalar pek olmamış.  İnşaatları sürüyor, bitince daha güzel olur diyelim.

Taş Köprü Üsküp

Meydanda Peres Otel Restoranda çay molası verdik.  Oldukça şık ve güzel bir yer.  Yüksek tavanları ve modern dekorasyonu güzel. Üst katı ise Otel imiş.  İçerisi oldukça dolu.
Çıkıyorum, meydanın sol tarafında kat kat bir çarşı var.  Moda tekstil ürünleri ile az miktarda elektronik mağazaları var.  Bir müzik mağazası buluyor ve giriyorum.  Tezgahtar pek sevimsiz. Esma’nın double CD’sini Üsküp için hatırı sayılır bir bedel ile (1250 Dinar) satın alıyorum.
Akşam alıyor, otele dönüp dinlenmeye çekiliyorum.  Yarın uzun bir gün olacak, dönüş yolu başlıyor.  Hoş sürpriz ise hava kararınca yağmurda duruyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s